M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

Sahâbe Kur’an’ı Nasıl Okurdu?

Sahâbe Kur’an’ı Nasıl Okurdu?

Her şeyde olduğu gibi, Kur’an okumada da ölçümüz bellidir:
Hz.Muhammed Aleyhisselam nasıl okuyorsa öyle okumak.                       
Ashab-ı Kiram da ona bakıyor ve onun gibi okuyordu.
***
Mü’minlerin Annesi Ümmü Seleme’ye sordular:
“Rasulüllah Kur’an’ı nasıl okurdu?”
Cevap verdi:
“Kelimeleri ayırarak tane tane okur ve ayetleri bölerek tek tek tilavet ederdi. Medleri çeker, harfleri anlaşılır bir şekilde tam çıkarırdı.”
Hz.Aişe annemiz de diyor ki; “Eğer biri harfleri saymak istese, onun sayabileceği kadar ağır okurdu.”
Gerçekten de, Allah Rasulü’nü dinleyen, onun telaffuzunu çok açık, net ve rahat bir şekilde anlıyordu.
Allah Teala Kur’an’da bu hususa vurgu yapar:
“Biz Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.”(İsra/106).
Bundan maksadın ne olduğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum!
Bundan maksat; elbette ki Kur’an’ı anlamaktır.
***
Sahabe, Kur’an-ı Kerim’ı çok okurlardı.
O ana kadar inen ayetleri baştan sona okuyanlar olduğu gibi, ayetleri müzakere edip iyice anlamadan diğer ayetlere geçmeyenler de vardı.
Amaçları, nazil olan ayetleri hafızalara kaydetmek, iyice hazmetmek, derinliğine anlamak, itikadi ve ameli ahkamına vakıf olarak gereğince yaşamaya çalışmaktı.   
Esasen “tertil” de bu demekti.
Kur’an’daki tertil emrinin amacı da budur.
Yani, ayetlerin manalarını; akleden, fikreden, fehmeden kalbe iyice yerleştirmektir.
Allah’ın Kelamı’nı elbette ki, güzel sesle ve tecvid üzere okumak iyidir.
Ama bu, nihai hedef olmamalıdır.
Nihai hedef; anlamak ve yaşamaktır.
Ama ne hazindir ki bugün biz,  tertili tecvide, tecvidi telaffuz ve kıraate, kıraati de ses sanatına ve makama dönüştürmekle yetindik!..
Okuyuşlarımızı ileriye taşıyamadık.
Büyük müfessir Kurtubi (ö:1273), bundan sekiz asır önce kendi zamanında tertil’’in yerini güzel sesin almasından şikayet etmektedir.
***
Sahabeden Abdullah b. Amr’ın, Peygamberimizin bir ay içinde Kur’an’ı hatim yapma tavsiyesini bir haftaya düşürmesini pişmanlıkla karşıladığı nakledilir.(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 34)
Abdullah b. Amr diyor ki:
“Keşke ısrar etmeyip de Rasûlullah’ın (s.a) bana tanıdığı ruhsat ve kolaylığı kabul etseydim ve kendimi sıkıntıya sokmasaydım!” 
Aynı hadisin sonunda, niçin Kur’an’ı böyle okumak gerektiği de şu ifadelerle anlatılır:
“Çünkü Kur’an okuyucusu, onun mâna ve hikmetlerini, emir ve yasaklarını, vaad ve azabını tefekkür etmelidir. Bu da orta halli bir okuyucu için en az bir hafta içinde gerçekleşebilir.”
Son olarak Abdullah b. Mes’ud’un bir uyarısını nakledelim:
Sahabeden biri, Kur’an’daki mufassal surelerin tamamını bir gece içinde okuduğunu söylemişti.
Yani, 50/Kaf suresi’nden 114/Nas suresi’ne kadar ki, 517.sayfadan 604.sayfaya kadar takriben 100 sayfadan fazla okumuştu.
Bunu acayip bulan İbn Mes’ud adama hitaben.
“ Desene kum saçar gibi okudun, şiir okur gibi hızlıca sıraladın!.. Kur’an’daki harikuladelikler karşısında durup düşünün, kalplerinizi, yüklerinizi harekete geçirin!..” dedi.
 

facebook.com/vaktulemin

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
20 Yorum
M. Emin Parlaktürk Arşivi