Sayaç
26 Ekim 2014 Pazar2 Muharrem 1436
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Resûlüm de ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Âl-i İmrân, 3/31)
  • “İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise, vicdanını rahatsız eden ve başkalarının bilmesini istemediğin şeydir” (Müslim, "Birr", 14; Darimî, "Rikak", 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:53Güneş 07:20Öğle 12:55İkindi 15:47Akşam 18:18Yatsı 19:38
    • 17°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 79.417 -0.10
  • Altın: 590,89 -0.02
  • Dolar: 2,2335 -0.22
  • Euro: 2,8285 -0.04

Babası, Yavuz Sultan Selim’e beddua etti mi?

Yavuz Bahadıroğlu

Balıkesir’den Huri Meydan hanımefendi, Yavuz Sultan Selim’i anlatan bir roman okumuş, kendi ifadesiyle kafası adamakıllı karışmış…

Şunları soruyor: Yavuz Sultan Selim, tahttan indirdiği babasını göğsünden ittirip minderlerin üstüne yuvarlamış mı?.. Sultan II. Bayezid, “Oğul beni zebun ettin, inşallah şirpençeler elinde can veresin” diye beddua etmiş mi? Dimetoka yolunda ölen Sultan Bayezid’i, oğlu Yavuz Sultan Selim mi zehirlemiş? Hayır, hayır ve hayır Huri Hanım! Tarih, göğsünden ittirip ittirmediğine ilişkin bir ayrıntı vermez, ama geleneksel Osmanlı aile yapısı ve kültürü böyle bir terbiyesizliğe asla müsaade etmez…

Zaten Yavuz Sultan Selim karakterinde bir evlât da babasına böyle bir saygısızlığı asla yapmaz! Bunu yıllar önce üç kitapta Yavuz Sultan Selim’i özetlemiş biri olarak söylüyorum. Kaldı ki, Yavuz Padişah, babasına şahsi kin beslediği için babasını tahttan indirmedi, devletin bekası ile babası arasında kaldığında devletin bekasını tercih etti. Yani bu tahttan indirme olayı, bir “ihtiras” olarak değil, bir “zaruret” olarak karşımıza çıkıyor. Yavuz ya göz göre göre Anadolu’nun Şah İsmail’in eline geçip halkın büyük kısmının “Şii” olmasına katlanacak, ya da bu gidişe “dur” demek için kelle koltukta meydana atılacaktır. Her vatanseverin yapacağını yaptı ve rahatını bozup meydana atıldı. Babasını tahttan indirdi. Sultan Bayezid tahttan indirildiği tarihte 62 yaşındadır.

O dönem açısından bu yaş oldukça ileri bir yaş sayılır. Üstelik çok hastadır. Sultan Selim, sarayda kalmasını, dinlenmesini babasından rica etmiş, ancak o Dimetoka’ya gitmekte ısrarcı olmuştur. Oğlunun cülusundan on bir gün sonra kalabalık bir maiyetle birlikte yola çıkmıştır.

Çok hasta ve bitkin olduğu için ata binememiş, tahtırevanla taşınmıştır. Yavuz, babasını Dimetoka’ya uğurlarken, derin bir baba saygısı içinde babasını taşıyan tahtırevanın yanı sıra saatlerce yaya yürümüştür. Bayezid’in ömrü, Dimetoka’ya ulaşmaya yetmemiş, yola çıkışından 32 gün sonra 26 Mayıs 1512’de Edirne’nin Havsa ilçesinin Abalar köyünde vefat etmiştir. Ordu pek tabii Yavuz’u istiyordu, ama Bayezid’in de sevenleri çoktu, o kadar ki, en küçük bir saygısızlık ordu içinde çalkantıya sebep olabilirdi. Böyle bir durum, bırakınız baba-oğul hukukunu bir tarafa, siyaseten bile eski padişaha saygı göstermeyi gerektiriyor.

Zehir meselesi yerli kaynaklardan ziyade, Yunan ve Bizans kaynaklarında geçer. Hâlbuki Yavuz’un en amansız rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed, Memlüklü Sultânı’na gönderdiği mektupta (aslı Topkapı Sarayı’da), babasının Karlıdere mevkiinde hastalanarak vefat ettiğini, ancak halk arasında, vefatına kardeşi Selim’in sebep olduğu yolunda dedikodular çıktığını yazar.

Bu tür dedikoduların, Şah İsmail’in casusları tarafından kargaşa çıkması için uydurulması ihtimali çok yüksektir. Zira Yavuz’un Osmanlı tahtına geçmesi demek, Şah İsmail’in sonunun gelmesi demektir. Bedduaya gelince: Herkesin dilinde bir bedduadır dolaşıyor.

Hatta Yavuz’un “şirpençe”den (“Aslan Pençesi” anlamındadır) vakitsiz ölmesini bile bu olmayan bedduaya bağlıyorlar. Olmayan beddua, çünkü hiçbir kaynakta böyle bir bedduaya rastlamıyoruz. Ne var ki, internet siteleri bu beddua ile dolu. Kaynak da, bir roman… Lâkabı “Veli” olan Sultan II. Bayezid’le birlikte sekiz yıllık hükümdarlığına seksen yıllık icraatı sığdıran ve Osmanlı başkentini aynı zamanda Hilâfet Merkezi (Dar-ül Hilâfe) yapan Yavuz Sultan Selim’e atılan bu iftiranın günahından müfteriler nasıl kurtulur, bilemiyorum.

Tahta çıktıktan sonra, Yavuz Sultan Selim’in rütbesi “Padişah-ı Cihan”dır. Sultan II. Bayezid o andan itibaren “baba”lık şerefine dönmüştür. “Baba” bile olsa bir “kul”un Cihan Padişahına beddua etmesi, Osmanlı devlet geleneği açısından da imkânsızdır. Yani böyle bir beddua yok.

Ama Sultan II. Bayezid’in, oğlu Sultan Selim’e tavsiyeleri var. Diyor ki: “Adâletten ayrılma… “Âcizlere ve çaresizlere karşı merhametli ol…

“Kimsesizlere şefkat göster… “Ulemaya karşı saygıyı ihmal etme… “Zaruret olmadıkça, kimseye sert davranma…”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.