Serdar Arseven

Serdar Arseven

Mesleğin var mı derdin var!..

Mesleğin var mı derdin var!..

Her ay “Ver babam ver!..”
Anayasa’da yerleri var; “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları!”
Listeye şöyle bir bakalım:
Türk Eczacılar Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Bankalar Birliği, Türk Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Türk Tabipler Birliği, Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Türkiye Noterler Birliği, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği…
Ohooo, sürüsüne bereket!..
Ne iş yapar bunca kuruluş?
Yaptıkları işlerden birinin “çatır çatır para kesmek” olduğunu biliyoruz…
Diğerleri kağıt üzerinde…
Hizmetlerinden faydalanan varsa beri gelsin, yoksa kağıt üzerinde belirtilen “işlere” bir göz atsın:
1-Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak,
2- Meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak,
3-Mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak,
4- Meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak…

Ey!
Her ay mecburen, çatır çatır, seve seve bunlara para bayılan vatandaş!..
Bu hizmetlerden herhangi birini aldıysan söyle!..
Almadıysan sor:
Bu ne yamuk bir düzendir böyle!..

Aman Allah’ım bir düzen kurmuş ki el oğlu zamanında…
Banka, sigorta şirketi, yarı sivil toplum örgütü…
Ver babam ver!..
Mahalle arasında bir tıfıl yufkacı dükkanı açsan, yetmiş iki yere veriyorsun!..
Batmışsın, çıkmışsın kime ne!..

Bu meslek kuruluşlarına geçen yıl hesabıyla 4 Katrilyon lira vermişiz!..
Niçin?..
Tek sebebi var:
Darbe Anayasası gereği mecbur olduğumuz için!..

Vaziyeti biraz abarttığımızı, bu tür meslek kuruluşlarının Avrupa Birliği ülkelerinde de olduğunu filan söyleyenler çıkacaktır…
He, var!..
Oralarda da var ama oralarda bizdeki gibi “Tekel” yok.
Böyle Anayasa’ya bağlanmış “alanında tekel” niteliğindeki meslek birliklerinin yerine fertlerin istifadesine sunulmuş aynı alanda farklı yapılar var.
İsteyen istediği meslek birliğine üye olabiliyor ya da olmayabiliyor.
Kendisine kim iyi hizmet verirse, haklarını kim daha fazla korursa ona üye oluyor ve aidat ödüyor.
Ya da hiçbirine üye olmuyor, hizmet almıyor ve aidat da ödemiyor!..

Bizdeki meslek birliklerinin sakat taraflarından biri de, yönetimlerinin “blok zihniyet” şeklinde olması…
İşte “Darbeci Baro”nun yaptıklarını görüyorsunuz…
Blok liste, blok zihniyet!..
Gruplar, bu “tekelci yaklaşım” yüzünden aldıkları oy nispetinde temsil edilemeyince, yapı blok olarak bir zihniyetin eline geçiyor.
Meslektaşlarının haklarını korumakla görevli olan yapılar da, -duruma göre- meslektaşların haklarını gasp eden bir aygıta dönüşüyor.

Uzun lafın kısası; ben bunların “Kamu Kurumu Niteliğine” sahip olmalarına karşıyım.
Tamamen sivilleşsinler efendim; ne demek oluyormuş “Kamu Zırhına” bürünmek!..
Anayasa 135 ve ilgili kanun maddesiyle düzenlenen “mecburi üyelik” mevzuu da sakat, niye mecbur olayım ki arkadaş!..
Şu “Tekelcilik!..”
Diyelim ki bir şehirde 300 avukat bir araya geldi ve “Hassas Avukatlar Barosu” diye bir yapı kurmak istedi…
Niçin olmasın?
Darbeciler öyle istediği için mi?..

Yufkacıdan bile “aidat” alan bir düzene karşıyım arkadaş!..
Gariban sırtından kurulan saltanata karşıyım arkadaş!..

Kafamı fena halde bozuyor darbe düzeni!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi