M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

"İcma ve Kolektif Şuur Sempozyumu"nun Ardından

"İcma ve Kolektif Şuur Sempozyumu"nun Ardından

Hafta sonu İstanbul'da "İcma ve Kolektif Şuur Sempozyumu" vardı.
Arzu etmeme rağmen bizzat katılamadım ama mümkün mertebe televizyondan takip etmeye çalıştım.
Hira ve Yeni Ümit dergilerinin organize ettiği bu toplantıyı önemli kılan şey, 80 ülkeden 630 din aliminin katılmasıydı.
Toplantısının en büyük faydası da; bu farklı ülkelerdeki İslam alimlerinin bir araya gelmesiydi.  
Ardından, konuların görüşülüp ortak bir noktaya varılmaya çalışılması da elbette faydalı oldu.
***
"İcma" kısaca, "ümmetin aynı asırdaki müçtehitlerinin bir hüküm üzerinde ittifak etmeleridir" diye tarif edilebilir.
Ehl-i Sünnet ulemasınca Şeriatın dört delilinden biri de icma'dır.
Diğer deliller ise; Kitap, Sünnet ve Kıyas-ı fukaha olarak sayılır.
Prof.Dr.Ali Bardakoğlu'nun sempozyumda belirttiği gibi, aslında "Dinin iki aslı vardır. Biri Kur'an-ı Kerim, diğeri de Efendimiz'in sünnetidir."
Bir kısım alimlere göre ise, asıl kaynak sadece Kur'an'dır.
Çünkü Kur'an, Şeriat-ı İslâmiye'nin yegane membaıdır.
Diğer şer'i delillerin hepsi, buna râcidir. 
Sünnet ise, Kur'an'ın beyan ve tatbikatından ibarettir.  
İcma ve Kıyas'a gelince, bunlar Kitap ve Sünnet arasındaki bağlantıları anlamamızı sağlayan yöntemleri ifade ederler.
Sonuçta; Sünnet, İcma ve Kıyas'tan hiçbiri, Kur'an'dan ayrı ve bağımsız bir delil olmayıp ona aykırı hükümler içermez.
Bunlar, genel kabul gören ilkelerdir. 
***
Sempozyuma gelince, doğrusu çok seviyeli ve bilimsel tebliğler sunuldu.
Ancak, bu tebliğlerin çoğunda geçmiş rivayet ve görüşlerin nakledilmesiyle yetinilmiş olması, beni hayli düşündürdü.
Beklentim, delillerin ortaya konmasından çok, hükümlerin ortaya konması şeklinde idi.
Çünkü, İcam ve Kıyas'ta aslolan, problemleri çözerek sonuca ulaşmak ve hüküm ortaya koymaktır.
Oysa, İslam alimleri ilim sahibi olmanın ötesinde, meselelere çözüm bulmakla da yükümlüdürler.
Aksi halde, "bilgi hamalı" olmaktan öte bir özellik taşımamış olurlar.
Bugünün İslam dünyası, sadece "âlimler"e değil, "müçtehitler"e de ihtiyaç duymaktadır.
Âlimler delil toplar, müçtehitler ise hüküm üretirler...
Dünün müçtehitleri hüküm üretmeydi, elimizde bunca içtihat bulunabilir miydi?
Kitap ve Sünnet'te yeterli delil olduğuna göre, bugün de hüküm üretecek müçtehit âlimlere çok ihtiyacımız var.
Koskoca İslam dünyasından davet edilen bine yakın ulemâ arasında "içtihat" edebilecek yeterlilikte onlarca âlim olduğu kanaatindeyim.
Hatta, davet edilmeyenler veya edilip de gel(e)meyenler arasında da, bunların var olduğuna inanıyorum.
Bu tür organizasyonlar ve birliktelikler, inşallah beklenilen hükümlerin verileceği ve içtihatların yapılacağı ortamları da beraberinde getirecektir. 
***
Mısır Müftüsü Ali Cuma'nın okuduğu sonuç bildirgesindeki satırlar, bize bu ümidi vermiş bulunuyor.
Oluşturulan koordinasyon merkezi; fıkıh ve İslam dünyasının çeşitli sorunlarının tartışılacağı ve ilahiyat fakültelerini de içine alacak çalışmaları koordine edecek.
Her yıl konferanslar düzenlemekle sorumlu olacak bu merkezin, ümmetin problemlerine çözüm üretmede aktif rol oynamasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum. 
 
www.twitter.com/parlakturk
www.facebook.com/vaktulemin

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
M. Emin Parlaktürk Arşivi