Mehmet Koçak

Mehmet Koçak

Irkçı cinayetler davası, Almanya için utanç vericidir

Irkçı cinayetler davası, Almanya için utanç vericidir

Almanya’da 2. Dünya Savaşı sonrası en büyük davalardan biri neo-Nazi çetesi davası nihayet başladı. Alman Faşizminin bir yansıması olan Milliyetçi Sosyalistler Yeraltı Örgütü - (NSU) isimli terör örgütü 2000 – 2007 yılları arasında Almanya’nın 7 kentinde 10 kişiyi katletti. Kurbanlardan 9’u Türk, 1’i de Türk sanılarak öldürülen Yunanlıydı.

Bu olay, adi bir suç veya bir mafya hesaplaşması varsayıldı. Kurbanların yakınlarına suçlu muamelesi yapıldı. Ancak, tüm gerçekler 4 Kasım 2011 tarihindeki başarısız bir banka soygunu sırasında ortaya çıktı. Milliyetçi Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU), iki üyesinin ölü bulunması sonrası başlatılan araştırmalarla örgütün tüm gizli bağlantıları deşifre oldu.
Irkçı terör örgütünün Alman İstihbarat Örgütü içinde çok ciddi bir destek aldığı hatta bazı cinayetlerin Alman İstihbarat örgütü içindeki Irkçı yapılanmalar tarafından planlandığı da bu olayla belgelendi.
En önemlisi de; 2000 – 2007 yılları arasında işlenen cinayetlerin, yıllar sonrada olsa bir mafya hesaplaşması veya bir adi suç olmadığı gerçeği anlaşıldı.

IRKÇI CİNAYETLER AYDINLANACAK MI?

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde başlayan dava hakkında farklı sesler ve yorumlar yapılıyor. Alman Irkçı örgütlenmesinin Alman istihbaratından ciddi destek aldığına işaret edilerek benzer bir koruma ve desteğin Mahkemeden yapılacağı endişesi dile getiriliyor.
Çünkü bu davada ve örgütün Alman İstihbaratı ile derin bağlarının ortaya çıkması sonrasında hala cevaplanamayan ve kafaları karıştıran sorular var. Daha mahkeme başlamadan “Berlin Eyalet Polis Teşkilatı’nın “gizli” damgalı bir belgesinde Neonazi muhbirlere Türk kod isimlerinin verildiği ortaya çıktı” bilgisi Almanya’yı sarstı. Hatta yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Almanların yüzde 66’sının, “cinayetlerin soruşturulmasındaki hataların Almanya’nın uluslararası alandaki imajına zarar verdiğini” düşündüğü ortaya çıktı.
Yaşanan tüm bu olaylar ”Skandal ve rezalet” olarak yorumlanırken diğer yandan da; “Alman devleti güvenirliliğini ve saygınlığını kaybetti” eleştirilerine sebep olmaktadır.
Bu durumu tetikleyen bir unsur da Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin dava ile ilgili tutumudur. Davada baş sanık olarak NSU üyesi Beate Zschaepe ve ona yardım ettiği öne sürülen üç kişi hakim karşısına çıkarılacak.  Çünkü örgütün diğer iki üyesi intihar etmişti. Ancak bazı çevreler “İntihar süsü verilerek öldürülmüş” olabileceklerini iddia etmektedir.
Bir başka skandal;
Banka soygunu ve cinayetlerden kısa bir süre sonra Alman iç istihbarat teşkilatında önemli ölçüde dosya yok edildi. Bundan 6 ay sonra yine iç istihbarat teşkilatı yöneticilerinden birinin, 200 dosyanın daha imha edilmesi emrini vermesi ve dosyaların yok edilmesi üzerine, Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Heinz Fromm istifa etmek zorunda kalmıştı.
Tüm bu karmaşa ve tartışmalar gölgesinde Münih’te başlayan yargılamada cinayetlerin tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturulacak mı? Hep birlikte izleyip göreceğiz.

TÜRK BASINI VE TÜRK HÜKÜMETİ; DAVAYI YAKIN TAKİBE ALDI

Alman basını; hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün esnaf olduklarından dolayı, cinayetlerin, “Türkiye asıllı göçmenler arasında, mafya, uyuşturucu veya fuhuş bağlantılı hesaplaşmaların sonucu” olduğuna yönelik sansasyonel haberlere geniş yer vermişti. Türk basını ise bu haberler karşısında Alman medyasına yönelik eleştirel haberler vermişti. Zaman; gerçeklerin ortaya çıkmasını sağladı ve Zaman; Alman basınını ve siyasilerini mahkum etmiş ve Türk basınını haklı çıkartmıştır.
Ancak şimdi, yargılamayı hem Türk basını hem de Türk hükümeti yakinen takip ediyor.  
Dava sadece Alman adaleti değil, Alman ve Türk siyasileri ile her iki ülkenin de medyası açısından da zorlu bir sınav olarak görülüyor. Bu dava uzun zaman alacağa benziyor.
Dileriz ki; Neden hep Türkler hedef seçiliyor? Neden İslam aleyhtarı propagandalar ve karalama kampanyaları sürdürülüyor? Ve neden Müslümanlar potansiyel suçlu gösteriliyor? Soruları cevaplanmış olur.
Zaman her şeyin ilacıdır. Bekliyeceğiz ve hep birlikte göreceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Koçak Arşivi