Serdar Demirel

Serdar Demirel

İslâmofobi küresel bir meseledir

İslâmofobi küresel bir meseledir

Global ve bazı yerel güç odakları İslâm’ın modernleşmesini neden dayatıyorlar? Bu önemli soruyu bir köşe yazısının imkânı dahilinde ele almak zordur, zira uzun izahlara ihtiyaç vardır. Ancak yine de konuya değinmek değinmemekten daha hayırlıdır. 

Çağımız düzenini arayan bir çağ. 21. yüzyıl küresel düzeni hâlâ tesis edilemedi. Farklı kültür havzalarının yeni düzen arayışında maksimum düzeyde rol kapmaya çalıştığı bir vakayla karşı karşıyayız. Yeni dünya düzeni şekillenirken İslâm’ın oynayacağı rol ne olacak, İslâm ne kadar siyasi, ictimaî ve kültürel manada kurucu rol üstlenecek? 
Bu, ABD’den Avrupa Birliği’ne, Rusya’dan Çin ve Hindistan’a kadar bütün kültür havzalarında tartışılan öncelikli bir meselesidir.
Onlar için Mısır, Suriye, Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve diğer Müslüman ülkelerin geleceğinde İslâm’ın ne kadar referans kaynağı olacağı meselesi ve bunun bu ülkelerin çıkarlarıyla ne kadar örtüşüp örtüşmediği hayatî stratejik bir konudur. 
Bu mesele dış güçleri ilgilendirdiği gibi dahili güç merkezlerini de ilgilendirmektedir. Müslüman coğrafyanın çok etnikli, çok dinli ve çok kültürlü yapısı bu meseleyle yakından irtibatlıdır. İslâm içi heretik yapılar, laikliği yaşam tarzı olarak benimsemiş kesimler bu meselede taraftır. Meramı biraz açalım:
Gayrimüslim azınlıklar itibarıyla; meselâ Mısır’da Kıptı Hiristiyanlar, Malezya’da nüfusun yüzde 23’ünü teşkil eden Budist Çinli ve yüzde 11’ini teşkil eden Hindular, Lübnan’da Maruni Hıristiyanlar, Bosna’daki Ortodoks Hıristiyan Sırplar gibi etkili azınlıklar ülkenin geleceğinde İslâm’ın kurucu rol oynamasını istemiyorlar.
Meselâ İslâm içi bidat fırkalar; Suriye’de Nusayri’ler, Lübnan’da Dürziler, Tacikistan’da İsmaililer, Türkiye’de Aleviler Sünni İslâm’ın kurucu rol üstlenmesini istemiyorlar.. Bunlar Sünni İslâm yerine din karşıtı katı laik kesimleri tercih etmekte ve yaşanan krizlerde kahir ekseriyetle laik ve gayrimüslim azınlıklarla beraber hareket etmeyi tercih etmekteler. 
Batı’da, Rusya’da, Çin’de, Hindistan’da ve diğer Müslüman olmayan ülkelerde yaşayan Müslüman toplumların konumu da bu meselenin bir parçası. 
Ortada köklü bir İslâm korkusu var. Sömürü düzenlerinin meşru zeminini teşkil etmesi ve sürekli olarak Müslüman dünyaya müdahale etmek üzere gerekçe oluşturması için bilinç altındaki bu tarihî korku canlı tutulmaktadır.  
Geçen yazıda bahsetmiştik, Batı, daha önce iki kez Hıristiyanlığın genetik yapısıyla köklü olarak oynamıştı. Bu tecrübeyi İslâm’a da uygulayabileceğini düşünmektedir. Paradigmasal bir zihin yapısı olarak modernite Müslümanlara bu yüzden dayatılıyor. İnsan modernleştikçe din tasavvuru da modernleşmektedir çünkü.
Müslüman halkın İslâm’la ilişkisini kesmek, bu mümkün değilse zayıflatmak temel hedefleri. İslâm’ı azaltmak da diyebiliriz buna. Hangi partiyi desteklememiz gerektiğini, hangi dinî yorumu takip etmemiz gerektiğini bile bize dayatıyorlar. Müslümanlar bunu güzellikle kabullenmezse darbe yaparak dayatırlar. 
Ortaya koydukları İslâm; teolojisiz ve usûlsüz bir dindarlığı, geleneği olmayan bir dini ve üzerinde ittifak edilmiş hiç bir meselesi olmayan arızalı bir yapıyı anlatır.
Bu satırlar yazılırken Mısır’da ordunun barışçıl göstericilere karşı yaptığı kanlı müdahale haberi geldi. Yüzlerce ölü var deniliyor. Bu müdahale Batı’nın desteğiyle yapılmıştır. Batı’nın ve onların işbirlikçi yerli uzantılarının İslâm karşıtlığının boyutunu görebiliyoruz.
Yapılmak istenenin özünde, Müslümanları sömürgeyi kabullenecek kıvama getirme hamlesi yatmaktadır. Kur’an’ın dediği gibi; “Allah’ın (c.c) nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar..”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Serdar Demirel Arşivi