Hasan Aksay

Hasan Aksay

Def-i Mazarrat ve Darbe Yandaşı Particilik

Def-i Mazarrat ve Darbe Yandaşı Particilik

Kurban bayramımızın, bütün okuyucularıma, milletimize, ümmetimize ve insanlığa hayırlar getirmesini, Suriye ve Mısırlı kardeşlerimizin tez zamanda darbeci işgalinden kurtulmalarını, Allah’tan niyaz ediyorum. Bayramınızı tebrik ediyorum.

Aklın ve hukuki düşüncenin temel kurallarını kodlayan ve Türk Medeni Kanunu’ndan önce 50 sene kadar tatbik edilmiş olan, Osmanlı’nın meşhur kanunnamelerinden Mecelle, (Mecelle-i Ahkam-ı Adliye), “Def-i mazarrat, celb-i menfaatten yeğdir. –Kötülüğü öteleme, menfaati berilemekten iyidir.-” der. İnsan fıtratı da öncelikle kötülükten uzak kalmayı ister. Kafası karalama defterine dönmemiş, duru düşünceli geniş kitleler, dolaşık hesaplarla temin edilecek çıkar uğruna, hiçbir olumsuzluğa, kötülüğe razı olmazlar.

Demokrasi, çoğunluğun, yani, duru aklın hakimiyetini esas alan bir siyasi yönetim sistemidir. Siyasi partiler de, bu mantıkla kurulan sistemi işletmeye karar veren kimselerdir. O halde demokrasilerde, siyasi parti mensuplarının, “Halka rağmen halk için” diyen; millet değerleriyle çatışan; çoğunluğa ters devrimler düşünen; demokrasiden darbe çıkarmak peşindeki kimselerin Particilik yapması, akla, vicdana, millet ve kendi istikbaline ters bir yola girmesidir. Ama ne hikmetse Türkiye’de uzun zamandan beri bazı partilerimiz, bir taraftan demokrasi sözünü, halkın değerlerine saygıyı propagandalarında eksik etmezken, aynı sahne içinde zıt hareketler sergilemekten utanmıyorlar. Başörtüsünün, temel insan hakkı olduğunu kabul edip, başörtülü hanımlarla resim çektiriyor. Arkasından parti olarak, Danıştay’a gidip, “Başörtüsü yasaklansın” diye müracaatta bulunuyorlar.
Milletlerin, hayatlarını, “Ebet müddet” devam ettirebilmelerinin ilk ve temel şartı, toplumun menfi değil, müspet yapılı olmasıdır. Milletler yarışında yolda kalıp, tepelenme tehlikesine maruz kalmamak için, yıkıcı değil, yapıcı olmak mutlak zarurettir. Özellikle demokrasilerde yapıcılık, milletle, milletin değerleriyle bütünleşerek güç kazanır. Türkiye’de parti var, yapmaya, hizmete, yola, köprüye, hava alanına, nükleer enerjiye dahi karşı çıkıyor. Bununla da kalmıyorlar?

Demokrasinin zıddı diktatörlük. Diktatörlüğün en çirkini, en kötüsü de darbe yönetimleridir. En kötü yönetim şekli olduğu içindir ki, ömrü de kısadır. Daha doğrusu yönetim değil, yönetim hastalığıdır. Ama ne hikmetse, Türkiye’de bazı partiler müzmin darbecidir. Darbeye cesaretleri de yoktur. Darbeye hizmet ederler, fakat bu yolda bir kademe elde edemezler. Mantığa sığmayan bu vakıayı, milletçe düşünmemiz gerekir. Çünkü sömürgeciler, fitne üretimini giderek daha da artırıyorlar.

 Darbeler, 4 bakımdan diktatörlüklerin de en kötüsüdür. 1) Silahla, zorla, yönetimi ele geçirip milleti teslim almak işgaldir. 2) Darbe, dış düşman onayı, desteği olmadan olmaz. Yani plan sömürgecidedir. 3) Darbeler milleti kamplara böler. Düzeni tahrip eder. Milleti borçlandırır. Ekonomiyi çökertir. 4) Ülkeyi yönetilemez hale getirince darbeci, şeklen gider. Hesap vermekten korkar tam gidemez. Dışa muhtaç hale gelen ülkede, darbeci kanadın gücü de, dış kanada geçer. Rusya ve Çin, Esat’tan geçse, Suriye’den; Batı ülkeleri, Sisi’den geçse, Mısır’dan kolay geçer mi? Hastalık girmeye görsün? Bugün Afganistan’da, darbeci Babrak Karmal yok ama onun yaktığı fitne ateşi ve dış müdahale, hala milleti yakıyor. İnşallah Suriye ve Mısır öyle olmayacak. Çünkü, ilk günden halk tedavi için büyük bedel ödüyor.

Darbe sanayisi gelişiyor. Darbelerin, mazlum milletlere çıkardığı fatura, giderek korkunç derecede ağırlaşıyor. Neden? İçerdeki darbe kanadı değişiyor. Yani, yine acemi. Darbelerin dış kanadı, fitne merkezi, çok deneyim kazandı. İçteki acemilik de, dış kanada imkan oluyor. Dış kanat, medya, yalan, iftira, fitne ve teşvik ödülleriyle organizasyonunu daha da genişletiyor. Öyle ki, dış kanadın organize gücü, içteki heveslilerde doping doğurur duruma geldi. CHP Başkan Yardımcısı ve İstanbul Belediye başkan aday adayı, kazanma ümidini, “Gezi Ruhu”na bağlamış. Öyle diyor. Gezi ruhuna ödül veren Alman Derneği gerekçesi de her vatanperveri şok edecek bir ibret:

Almanya Münih merkezli PFK HOTEL EXPERTS derneği, ilk defa yurt dışında, Divan Oteline, “BAŞKALDIRI” olarak nitelediği “Gezi olaylarına” destek verdiği için, çirkin bir konuşmayla, otelin sahipleri olarak Koç ve Arsel’e “Hospitality İnnovation Awards” ödülünü veriyor. Buna Amerika CNN Televizyonunun, AK Parti’nin yaptığı Milletin demokrasi mitinginin büyük katılımını, Gezi mitingi gibi gösterip yalanla desteği gibi birçok misal eklenebilir.

Darbe davasından mahkum olan askerlerin Ordudan uzaklaştırılmasını, “Türk Ordusunun zayıflatılması” olarak niteleyen Eski Org. İlker Başbuğ, “Bu karar; Türkiye’de olduğu kadar, yurtdışında da uzun süre tartışılacaktır” diye ümidini dillendiriyor. CHP de, Başbuğ’un işaret ettiği tartışmaya hizmet ve destek için, “Suçu ve suçluyu övmenin, yargıyı etkileme gayretlerinin suç olduğunu” bile bile suç işliyor.

Darbecilerin Ordudan uzaklaştırılmasının, Orduları zayıflatmayıp, güçlendireceğini, Lav silahını boru zannedenler bilmese de herkes bilir. Genel Kurmay Başkanımız Org. Rüştü Erdelhun dahil; her darbede ve YAŞ karar ve tehditleriyle birkaç yüz değil, birkaç bin değil, binlerce yetişmiş subayımız ordudan uzaklaştırılmıştı. Maalesef onların maruz kaldıkları bu zulümleri gerektiği gibi konuşamamıştık. Şimdi içerideki darbe severler ve dışarıdaki darbe kanatları, uzun değil, biraz konuşsunlar da ibretler pekişsin. “Mevlam görelim neyler; Neylerse güzel eyler.”

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi