Ersoy Dede

Ersoy Dede

Anne Canavar da Olabilir Kurban da

Anne Canavar da Olabilir Kurban da

Bazen hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir. Gölcük’teki ilkokul öğretmeni Seçil Müge Doğanay üzerinden günlerdir bir şeyler yazılıyor-çiziliyor.. Yazılanların tümü, bila istisna doğru olabilir.. Bir kısmı doğru olabilir. Ya da tamamen yanılıyor olabiliriz.. Bakın zaman aşımının dolmasına bir gün kala 1993 Ekim’de Lice’de yaşanan olaylarla ilgili yeniden iddianame tanzim edildi.. İlker Başbuğ’un emriyle “olay var” diyerek bölgeye gönderilen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, orada şehid edildi.. Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı o günleri, “Güney Doğuda Unutulmayanlar” ismiyle kitaplaştırmıştı.. O kitapta, Başbuğ ve kendisini taşıyan helikopterin yoğun ateş ve “inmeyin” uyarılarına rağmen, karakola indiğini, kendilerini bacağından yaralı bir subayın karşıladığını, içerde 55 yaralı ve hasta asker olduğunu yazdı. Bugün geldiğimiz noktada, 20 yıldır sistemli bir şekilde bize yalan söylendiğini öğrendik.. Ne Kundakçı’nın anılarında yer verdiği yaralı subayı biliyoruz ne de 55 yaralı askerin isimlerine ya da tedavi kayıtlarına ulaştık.. Bambaşka şeyler yaşanmış demek ki orada.. Demem o ki, bazen, bazı şeyler göründüğü gibi çıkmayabiliyor..

ÇOK ÇELİŞKİLER VAR

Birisi bize Gölcük’te yaşananları anlattı da oradan biliyoruz. Bir kadın 9 günlük tatile gitmiş, bebeğini evde tek başına bırakmış. Bebek de açlık ve susuzluktan dolayı ölmüş.. “..Cani Kadın, Canavar Anne…” bağırıp çağırıyor insanlar günlerdir.. Polis ifadesi diye bir ifade sızdı basına. Kadına ait olduğu iddia edilen. Ben o ifadeden de şüpheliyim.. İfade doğru bile olsa, kadının doğru söyleyip söylemediğinden asla emin olamam. Kafamda yanıtını veremediğim pek çok soru var. Çocuğa olan duygusal yaklaşım ile çelişen gaddarlıklar. Çocuğa duyulan merhamet ile çelişen cinayet.. Eğitimli bir kadın ve eğitimli anne-babasının sosyolojik durumuyla çelişen kaygılar.. İzninizle bir kaçını arz edeyim..

BİR CİNAYETİN ANATOMİSİ

Deniyor ki, bu öğretmen gayr-ı meşru bir ilişki sonucu bir bebek dünyaya getirdi. Bebeğin babasına bile bunu söylemedi. Ailesinden de sakladı. Çünkü korktu. Neden? Öğretmen olan babasının, doktor olan ablasının içinde bulunduğu ailesi, onu gayr-ı meşru ilişkiye girdiği için öldürecek miydi? Eğer durum o kadar vahimdiyse bütün hamilelik süreci boyunca daha sorunsuz bir şekilde bebekten kurtulmayı neden denemedi? Deniyor ki, bebeğini öldürdü.. O kadar vahşi ve acımasız ki, bebeği ölüme terk etti.. Ama giderken iki biberon mama vermeyi ihmal etmedi.. Dönünce de bir ümit mama vermeye çalıştı?. Size de garip gelmiyor mu hakikaten?. Postpartum blues diyenler de oldu.. Doğum sonrası depresyon. Doğumdan sonra ortaya çıkan psikolojik dengesizlik tablosu.. Kimileri bunu, bebekle annenin bağ kuramaması olarak yorumluyor kimi fiziksel bazı eksikliklerin (demir vs..) yol açtığı psikolojik sonuçlar olduğunu söylüyor. Ama bir takım inanışlar da var kuşkusuz.. Halk arasındaki yaygın inanış 40 gün üzerine oturuyor. Bu 40 gün, bebeğin de annenin de kendini toparlaması için verilmiş bir takvim olabilir. Ama bilim insanları, loğusa sendromu dediğimiz bu geçici psikolojik rahatsızlığın, doğumdan sonraki ilk 10 günde ortaya çıktığını, 10. günden sonra bittiğini ortaya koyuyor. Her hal ve şartta bu dönemin ölümün meydana geldiği bebeğin 2. ayında bile sürmekte olduğunu var sayalım. Bir yandan bebeğini öldürecek o hain planı devreye sokarken bir yandan da mama yapmaya çalışmasının bir izahı var mı?

EZBER BOZAN BİR FİNAL İZLEYEBİLİRSİNİZ

En hafif tabirle daha evvelden beri sürmekte olan psikolojik sorunları vardı herhalde kadının. Anlatılanların tümü doğru ise en akla yakın gerekçe bu gibi görünüyor. Ama ben hâlâ bugüne kadar okuduklarımızın tümünün ya da önemli bir kısmının yalan olduğuna inanıyorum. Başka bir şeyi örtmek için birinin tezgahladığı ve öğretmeni de bir nedenle dahil ettiği bir organize iş gibi görünüyor. Bakalım, çıkar yakında kokusu.. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi