Serdar Arseven

Serdar Arseven

ABD’nin Ulusalcı-Kapitalist Gezicilerine “Babacan” dersi!..

ABD’nin Ulusalcı-Kapitalist Gezicilerine “Babacan” dersi!..

ABD ve dünyanın dört bir yanındaki birçok etkili ismin üye olduğu Los Angeles Dünya İş Konseyi (İ.A. World Affairs Council) ile akşam yemeğinde acayip sorular geldi.
Sorular da değil aslında; Türkiye’ye yönelik önyargıların dile getirildiği soru görünümlü suçlamalar.
Kendilerini “anti kapitalist filancalar” olarak tanıtan “gezici” grubun önde gelenleri, küresel kapitalizmle kavgalı olduklarını iddia ededursunlar; kapitalizmin kalesinde acayip bir gezi savunması dikkat çekti.

*
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nın dengeli yaklaşımları o yemekte ve ABD’deki diğer programlarda müthiş dengesiz yorumlarla karşılık buldu.
İçerideki “küresel kapitalizm” sözcüleri ile otel önünde toplanan 50, 55 kişilik “Ulusalcı Ermeniler”in, bir yandan Türkiye’yi suçlarken diğer yandan da “gezi vandalizmine” sahip çıkmaktaki ortaklıkları da dikkat çekiciydi.
Sayın Babacan, her toplantıda “Gezi olaylarının” ilk başta birkaç “masum”un çevre duyarlılığı ile başladığını ancak marjinal grupların bu duyarlılığı istismar ettiklerini öne sürdü.
AK Parti’ye oy vermeyenlerin de hükümeti olduklarının altını çizdi ve onların endişelerini de dikkate aldıklarını söyledi.
Sayın Babacan bu sözleri ile Türkiye aleyhindeki “kampanyanın” etkisini azaltmaya çalışsa da, karşı taraftaki niyet “bağcı dövmek” olduğundan mesafe almak zorlaştı.
L.A. Dünya İş Konseyi yemeğinin soru cevap kısmında, öyle laflar geldi ki…
Sayın Babacan da dayanamadı haliyle..
Tıpkı gezi olaylarında olduğu gibi, ortalığı yakıp yıkan, molotof kokteylleri ile etrafı ateşe veren, milletin ambulanslarını, otobüslerini perişan eden bir grup çıksa…
ABD polisi ne yapar?..

*
Sayın Babacan konuyu buraya getirince, salonda derin bir sessizlik oldu.

*
Ne yapacağı belli ABD polisinin; buralarda “güvenlik” uygulamalarına itiraz ne mümkün!..
Geliyorlar, “Siz yarınız şu tarafa, siz öbür yarınız da şu tarafa, bekleyecek siniz!..”
Yağmur, kar, ayaz; itiraz etmek yok, her uygulamaya “tennkk yüüüüüü” çekmek de nezaket kurallarından.
Bizde her yer yayla; burada trafik kurallarını hiçe saydım mı yandın, ister şoför ol ister yaya!..
Orada en küçük trafik kuralını çiğnemek büyük suç, bizde sokak işgali eh işte!..

*
Demem o ki;
Gezici yatsın kalksın, Türkiye’de yaşadığına dua etsin!..

*
İlginç; adamlar soru yöneltirken öyle hüküm cümleleri kuruyorlar ki…
Bilmeyen, “Türkiye’de yaşanmaz, bu Türkler adamı yer!” hükmüne varır.
Türkiye’nin suçu, darbecileri yargılamak ve mahkum etmek, sokak terörüne su sıkarak müdahalede bulunmak, ulusalcı Ermenilerin (saçma sapan) iddialarını kabullenmemek!..
Neyse ki bizi olduğumuz gibi görmeye çalışanlar da var.
Kendisini “Rusya’dan göçen bir Yahudi” olarak tanıtan yaşlı başlı işkadını Barbara Lee Walker, salon çıkışında yakaladığı Sayın Ali Babacan’a sorular yönelttikten sonra yanımıza geldi.
Bir saat boyunca aynı masayı paylaştığımızdan epeyce laflamak, daha doğrusu sorularına cevap vermek durumunda kaldığımız Walker’a “Sayın Bakan’ın konuşmasını nasıl buldunuz?..” diye sordum.
İlginç…
Çok ilginç laflar etti:
“Çok genç, çok akıllı. Türkiye’yi uzunca bir süredir takip ediyorum. Erbakan-Tansu Çiller döneminden beri takip ediyorum. Öyle şeyler yaptılar ki son yıllarda…Türkiye’deki özgürlük alanının ABD’den ‘bile’ geniş olduğunu düşünüyorum. Bence Türkiye’ye haksızlık ediliyor…”

*
Türkiye’yi yakından takip eden, “art niyetli” değilse gerçeği dile getiriyor.
Art niyetliyse, nato kafa nato mermer!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi