Kerime Yıldız

Kerime Yıldız

Fenafiddevle, Fenafinnefs

Fenafiddevle, Fenafinnefs

Fenafiddevle  mefhumunu, “Dündar Taşer’in Büyük Türkiye’si” kitabından hatırlıyorum. Manası, devletde yok olmak demek. Yani,  devletin menfaatini, kendi menfaatinden üstün tutmak.

Osmanlı’yı büyük yapan bu anlayış idi. Ne zaman ki kendi ikbalini devletin iyiliğinden üstün tutanlar her yanı sardı o zaman devlet mahvoldu. 

İki misal ile açıklayayım.

Birisi, Viyana muhasarasından sonra, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın  idam edilişi. Ferman ulaşınca hiç itiraz etmeden abdest alarak namaz kılıyor ve başını uzatıyor.  Bu kadar.

Diğeri,  Sadrıazam Hafız Ahmed Paşa.  Yeniçeriler sarayın kapısına yığılmış Hafız Paşa’nın kellesini istiyorlar. 4. Murad,  razı olmuyor. Azgın güruh ısrar edince Hafız Paşa “Hünkarım, bin tane Hafız kulun feda olsun. Yalnız, beni sen değil, onlar öldürsün” diyerek dışarıya çıkıyor ve şehid oluyor.

Bu misallerin, Erdoğan Bayraktar ve İdris Naim Şahin için bir manası var mıdır acaba?

Eğer yoksa  -ki öyle görünüyor-  “fenafiddevle insan” ünvanını hak eden bir mümin kadından bahsedeyim de belki ibret alır; utanırlar.

Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in eşi Altuncan Hatun, Tuğrul Bey’in  sıkıntılı bir durumunda, devletin başına geçmeye kalkışan oğlu Anuşirvan’ı zincire vuruyor ve badire atlatılınca Sultan’a  teslim ediyor. İşin ilginç tarafı , Anuşirvan , kendisinin öz; Tuğrul Bey’in üvey oğlu. Aynı hatun, ölüm döşeğinde , Tuğrul Bey’e, halifenin kızıyla evlenerek devleti daha güçlü kılmasını tavsiye ediyor. Ölürken bile devleti düşünüyor.

Allah Allah!  İbret alana yeter de artar bile.

Makamın elden gitmesi ne zormuş meğer. Gerçi, devlet daireleri,  basit bir müdürlükden veya daire başkanlığından alınınca mide kanaması,  kalp krizi geçiren memurlarla dolu olduğu için bakanlığın elden gitmesine verilen tepkiyi normal görmek lazım.

Sokrat’a öğrencilerinden birisi “Çok üzülüyorum üstad. Haksız yere ceza aldınız” deyince, “Ne yani haklı yere mi olsun isterdin?” demiş.

Eğer, Erdoğan Bayraktar haksızlığa uğradıysa bile  buna sevinmesi lazım.

Ancak, istifa ederken Başbakan’ı istifaya çağırmakla haddini bir hayli aşmış gibi duruyor. 

Sözleri, Başbakan’ı  rahatlatmış olmalı. Zira, bu iyi bir ruh hali değil. Yani, bu ruh halindeki bir insanın zaten, o makamda olmaması lazım. İki türlü de isabetli bir azlediliş.  Başbakan, bir seçim sürecinin doğal sonucu.  Kendisi ise atandı. Aradaki farkı görmeyecek kadar aynileşmek makamda miadını doldurduğunun ispatı. Tam bir “fanafi’n-nefs” durumu.

Gelmişsin geleceğin yere kadar, görmüşsün göreceğin mürüvveti, bundan sonra daha ne olacaksın? Bir sonrası başbakanlık. Başbakan mı olacaksın? 

Buseden sonra kenâr ister visâl ister gönül

Sevdiğim ma’zur tut dünya tama dünyasıdır.

Ne güzel ifade etmiş Ziya Paşa. İnsanoğlu hiç doymuyor. Hep bir yukarısını istiyor.

Yıllar evvel, bir genel müdür ile bir bakanın anlaşmazlığı iyice ortaya çıkınca, Başbakan, kendisine son derece sadık olmasına  ve istikbal vaad etmesine rağmen, genel müdürün istifasını uygun buldu. Üstelik, o bakan daha sonra parti değiştirdi. İstifa eden genel müdür,  Başbakan hakkında tek kelime etmedi. Yorum yapmadı. Tenzil sayılacak bir vazifeye atandı.

Parti içi anlaşmazlıklardan dolayı ağlayarak Ak Parti’den ayrılan ama, “Başbakan’a çok dua edin” diyen yüce gönüllü insanlar var. Sürecin iyiliği için susuyorlar. Burayı da Ziya Paşa ile bağlayalım.

İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh

Doğruların yardımcısıdır Hazret-i Allah

Bazen istemeden meydana gelen hadiseler, sadakatin derecesini iyi ölçüyor. Yiğit, zor zamanda belli olur diye boşuna dememişler. Brütüsler bir bir dökülüyor.

Görürsünüz  bakanların  aleyhinde konuşanlar , şimdi mazlum muamelesi yapacaklar.  Kılıçdaroğlu , Bayraktar için “Delikanlı” diyerek ağız değiştirdi bile. Niye? Başbakan’a laf söyledi diye. Daha birkaç gün önce, yolsuz , rüşvetçi olan adam, bugün delikanlı oldu. Delikanlı kelimesinin de içi boşaldı.

İdris Naim Şahin, MHP’den çağrıldı. Hani Ak Parti’liler vatan hainiydi? Hani vatanı satıyorlardı? Demek ki istifa edince aklanıyorlar.

Tek hedef Başbakan olunca, eleştiriler neredeyse günlük hale geldi. “Söylediğim önüme gelir.” diye bir endişe yok.

Çok dua etmeliyiz çok. Allah, fenafiddevle olanların yardımcısı olsun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum
Kerime Yıldız Arşivi