Mehmet Koçak

Mehmet Koçak

Dış politikada önemli hamleler ve Türkiye’nin önemi…

Dış politikada önemli hamleler ve Türkiye’nin önemi…

Türkiye’nin çok yoğun politik ve tartışmalı ortamından ayrılarak geldiğim İsviçre’de dünya gündemini meşgul eden olayları takip etmeye çalışıyorum. İsviçre Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri olsa da tarihte, dünya siyasetine yön veren anlaşmaların çoğu bu küçük ülkede yapılmıştır. 

Her yıl geleneksel olarak dünya liderleri, sanatçılar ve bilim dünyasından önemli isimler, bu küçük ülkenin küçük bir kasabası olan Davos’ta bir araya gelmektedir. Buluşmaların olduğu 5 gün boyunca adeta dünyanın kalbi Davos’ta atar... Bir sonraki yıl, dünya genelinde yapılacak şekillenmelerin ipuçları burada yapılan toplantılar sonucu verilir.

Bende; bir yandan dünya liderlerin; hükümet başkanları ile bilim ve sanat dünyasının katılımlarıyla gerçekleşen Davos Dünya Ekonomik Forum’u takip etmeye çalışırken diğer yandan da Cenevre 2 Konferansının devamında Suriye’de tarafların doğrudan görüşmelerinin komşumuz olan Suriye ve bölgemize yansımaları neler olacak sorusuna cevaplar arıyorum. 

Bulunduğum yerin ülkeme uzaklığı ne olursa olsun; takip ettiğim olaylar çok önemli olsa da Türkiye’nin gündemini ıskalamıyorum. 

Yaklaşan mahalli seçimlerin, HSYK düzenlemesi ve paralel yapı ile 17 Aralık darbesinin bütün ayrıntılarıyla tartışmalarının Avrupalı liderler tarafından yakından takip edildiğine şahit oldum. Eleştirel yorumların yanında; Başbakan Erdoğan’ın, kriz sürecini başarıyla yönettiğini ve hükümetin seçim arifesinde yeniden inisiyatifi ele geçirdiği görüşlerine yer veriliyor. 

HER ŞEYE RAĞMEN HÜKÜMETE VE EKONOMİYE GÜVEN DEVAM EDİYOR

Ben İsviçre’de dünyanın nabzını tutmaya çalışırken Türk dış politikasında da önemli hamleler gerçekleştirildi. Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinde, Türkiye AB ilişkilerine yeni başlıklar açılarak ilerleme sağlanması kararlaştırıldı. 

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi bakanı Nihat Zeybekci, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’dan oluşan heyet ise Davos’ta çok önemli ve başarılı temaslarda bulundular. 

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın 22 yıl sonra gerçekleştirdiği Ankara ziyareti; hem zamanlaması açısından hem de iki ülke arasında imzalanan yeni ekonomik anlaşmalarla ayrı bir önem kazanmıştır.

Fransa Cumhurbaşkanının beraberindeki heyette; 7 Bakan, onlarca bürokrat ve Fransa’nın en önde gelen 50’ye yakın işadamının heyette yer alması bu ziyarete verilen önemi ve Türkiye’deki hükümet ile ekonomiye duyulan güveni göstermektedir. 

Hollande ve Gül yaptıkları ortak basın toplantısında; “Ticaretimiz 15 milyar dolar civarında gerçekleşti. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile koyduğumuz hedef 20 milyar Euro. Bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz. Çünkü Fransız dış ticareti dünyanın en önde gelen ekonomilerinden biridir. Türk ekonomisi de son birkaç yıldır içeriden ve dışarıdan gelecek her türlü şoka hazır olduğunu göstermişti. Her iki ülkenin ticaret hacminin bu ortak hedefe ulaştıracağına inanıyoruz” şeklindeki görüş bildirmiştir. Bu görüşler Türk hükümetinin itibarını ve ekonomi politikaları ile güvenilirliğini koruduğunu göstermektedir.

Kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanımız Sayın Gül İtalya’ya Başbakan Erdoğan ise; Berlin ve Tahran’a ziyaretler gerçekleştirecek. Irak Devlet Başkanı Maliki ise Ankara’ya gelmeye hazırlanıyor. Bu ziyaretler dünya ve bölge politikaları açısından büyük önem taşımaktadır. 

Bütün bu ziyaretler ve yürütülen etkin dış politika; CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ortaya attığı “Başbakan Erdoğan’ın yanlış yönlendirmeleriyle Türk hükümetinin başarısız politikaları yüzünden Türkiye dünyada yalnızlaştı” iddialarını doğrulamıyor.

 Ana ve Yavru muhalefetin Başbakan için sarf ettikleri “Ülke ekonomisi batırıldı” açıklamalarından sonra TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz’ın “Böyle bir ülkeye sermaye gelmez” açıklamasını bu gelişmeler yalanlamaktadır.

TÜSİAD Başkanının; hükümetin tüm desteğine rağmen milli bir refleksle hareket edemediği ve ideolojik yaklaşım sergilediği anlaşılmaktadır. 

HÜKÜMETİN SURİYE POLİTİKASI TAKDİR TOPLUYOR

İsviçre, Fransa ve Almanya üçgenindeki siyaset merkezlerini dolaşarak Türkiye’nin Suriye politikasına bakışı araştırdım. Her ne kadar Türkiye’de muhalefet cephesi başarısız görüp ağır eleştirilerini sürdürse de; dünya başkentlerinde üç konuda R.Tayyip Erdoğan Başbakanlığındaki Türk hükümetinin Suriye politikası takdir edildiğine şahit oldum. 

Bu üç konu; Suriye’yi zalim diktatör Esed’den kurtarma adına direnişi sürdüren Suriye halkının yanında yer alması. İkincisi; sahiplenme duygusu içinde, Suriye halkına kapılarını açarak 700 bin sığınmacıyı barındırıyor olması. Üçüncüsü tüm baskılara rağmen Suriye politikasındaki ilkeli duruşunu sürdürmesidir. 

Bu takdir, Şam yönetimi tarafından işkenceyle 11 bin insanı öldürdüğünü gösteren fotoğrafların dünya medyasına yansımasından sonra daha da arttı. 

Çok şükür ki; Türk hükümeti Suriye’deki bu “insanlık Faciası”nın destekçisi ve suç ortağı olmamıştır. Onurlu ve şahsiyetli bir dış politika ile alnımız açık ve başımız diktir. 

Kısacası… Avrupa’da gelenekselleşmiş bir Türkiye karşıtlığı maalesef aralıksız olarak sürmektedir. Bunlar yeni değil, tarihin derinliklerinden gelmektedir. Acı olan bu karalama kampanyalarına paralel yapının İngilizce yayınlarıyla destek verilmiş olmasıdır. İsviçre, Fransa ve Almanya üçgenindeki araştırmada gördüm ki; Türkiye’deki dış destekli ihanet ve engelleyici muhalefete rağmen hükümet ve Türkiye ekonomisine güven sürmektedir…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Koçak Arşivi