Serdar Demirel

Serdar Demirel

Arızalı dindarlık

Arızalı dindarlık

Türkiye’nin en hakiki imkânının İslâm olduğuna kuşku yok. Tarih tecrübesi de, insan potansiyeli de, bu coğrafyada iflas etmiş ideolojiler de bunu anlatmaya kâfidir. Ancak bu imkânı ne kadar yerinde kullanıyoruz sorusuna müspet cevap vermek hayli zordur. 

Burada iki şeyi; İslâm ile Müslümanları ayırt etmek gerekir. İslâm Allah’ın (c.c) insanlığa gönderdiği son vahyin adıdır. Mutlak hakikattir. Müslümanlar ise bu dine inanan ve bu hakikatten nasiplenmeye çalışan hatayla malul insanlardır.  

Dindarlar İslâm’ı ne kadar ruhuna uygun temsil edebiliyorlar sorusu tartışılır. Son dönemde yaşadıklarımız bu temsiliyetin arızalı olduğunu gösteriyor. Bunu özellikle de ortaya konan din tasavvurlarında ve Müslümanlar arası dayatılan kavgada görebilirsiniz. Müthiş savrulmalar yaşanıyor.  

Sergilenen siyasi şuur düzeyi, meşrep çıkarlarının Ümmet’in çıkarlarına takdimi, din algısının lider kültüne endeksli hâli gibi durumlar sözünü ettiğim arızalı durumu işaretler. 

Kendisini ve cemaatini seçilmiş sanan dindarlar ortalıkta gırla geziyor. Birileri Mehdi yarıştırmaktan sarhoş olmuş. Olgulara, olguların arkasındaki sebeplere, prensiplere bakamıyor insanlar, çünkü lider kültü eksenli üretilmiş efsaneler iradeleri teslim almış vaziyette.

Cumhuriyet sonrası topluma tepeden dayatılan laik-antilaik ve devlet-toplum çatışmasında hep normalleşelim diyorduk. Bugün gelinen noktada, dindarların da dinle ilişkilerinde normalleşmesi gerektiğini söylememiz icap ediyor. 

Neden mi? 

Grup ve cemaatler kendilerini dinin en hakiki temsilcisi gibi görmekteler. Böyle davranan bir yapı küçük çaplı kalmaya devam ettikçe fazla problem çıkarmıyor. Ama dallanıp budaklandığında, her alanda güç sahibi olduğunda bu algı hem onları hem de etrafındakileri zehirlemeye başlıyor. Tekelci bir zihniyet her alanda sadece ben demeye başlıyor.

Cemaat ve lider mutlak merkeze alındığından ortaya kaçınılmaz olarak marazi durumlar çıkıyor. Öyle ki, diğer birey ve cemaatlerin İslâm’a yakınlığı ve uzaklığının ölçüsü merkeze yerleştirilen lidere ve meşrebe yakınlık ve uzaklık olabiliyor. Diğerlerinin cemaate olan mesafesi onların imana mesafelerinin de kriterine dönüşüyor. Hakikati bu tarz tekele almak kuşkusuz arızalı bir durumdur. 

Peki, neden böyle oldu?

Cumhuriyet dönemi sonrası dini toplumsal hayattan kaldırmak üzere uygulanan din mühendisliği projeleri dindarlığın içini önemli ölçüde boşalttı. Harfler değiştirilerek yazılı kültür imha edildi. Dindarlık önemli ölçüde dünden bugüne aktarılan sözlü din geleneğine yaslanarak varlığını devam ettirebildi. Müslümanlar yer altına çekilmek zorunda kalınca da birbirlerini kontrol edemez duruma düştüler.  

Başsız ve yer altına çekilmeye zorlanmış dindarlık din ile ilişkisini sahih kurmakta, yolunu bulmakta zorlandı.

Âlimler ve medreseliler Birinci Dünya Savaşı döneminde cephelere koştuklarından önemli ölçüde şehit düşmüşlerdi. Cumhuriyet sonrası ise geriye kalmış az sayıdaki âlim ise sürgüne gönderilmiş, direnenler de öldürülmüş veya hapsedilmişti. Bir kısmı da susmak zorunda bırakılmıştı. 

Meselâ Mustafa Sabri Efendi gibiler yurt dışına sürülmüştü. Şeyh Said Nursi gibiler yurt içinde ya sürgüne gönderilmiş ya da hapise mahkûm edilmişti. Elmalılı Hamdi Yazır gibiler de bir tür ev hapsine mecbur bırakılarak toplumdan izole edilmişlerdi. Bu topraklar kahtı rical dönemine tanıklık edecekti. Öyle ki, cenaze namazı kıldıracak adam bulunamıyordu. 

Böylesi bir yasaklar dünyasında yer altına çekilen dindarlık şeffaf olamazdı. Ulemanın ve halkın denetiminden uzak gelişen dindarlık bir anlamda kapalı kutu gibiydi. Böyle olunca da bugün görünce şaşırdığımız sahte mehdiler, cinci hocalar ve hatta peygamber iddiasındaki meczup kişiler topluma musallat oldular. 

AK Parti döneminde dini eğitim ve dindarlar üzerindeki baskılar kalkmaya başlayınca bu tarz arızalı durumlar daha görünür olmaya başladı. Görünür olan mezkur durum özü itibarıyla şer olmakla beraber bir tashih imkânını da sunmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Serdar Demirel Arşivi