Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Kazazede Laz Osman’dan dürüstlük dersi

Kazazede Laz Osman’dan dürüstlük dersi

Hayat, bakış açımıza göre şekilleniyor…Mutluluk bile bakış açımıza göre oluşuyor…

Ya eldeki artılara kilitlenir mutlu olursunuz ya da kaybettiklerinize kilitlenip mutsuz olursunuz.

Ya olanı dikkate alırsınız ya kaybolanı...

Bediüzzaman Hazretleri bunu şu şekilde ifade ediyor:

“Eski hal muhal (imkânsız). Ya yeni hâl ya da izmihlâl” (perişanlık-yokluk)…

Rivayete göre, belediyeye ait şantiyelerin birinde bir kaza meydana gelmiş…

Kazada lâkabı “Lâz”, adı Osman olan, Karadenizli bir duvarcı ustası, feci şekilde yaralanmış…

Tam anlamıyla ölümden dönmüş…

Yarı ölü vaziyette hastaneye kaldırmışlar…

Yaralarını sarmışlar, sarmalamışlar, ellerinden geleni yapmışlar…

Lâz Osman biraz iyileşir iyileşmez, kalem-kâğıt istemiş. Başına bu kazanın nasıl geldiğini kendi mantığı ve şaşmaz dürüstlüğüyle ayrıntılı olarak yazmış…

Buyurun: Duvarcı ustası Lâz Osman’ın âmirlerine mektubu…

Muhterem büyüklerim…

İş kazası tutanağı tutanlara, “plânlama hatası” olduğunu söylemiştim. Artık bunu yeterli görmüyor, olayı tüm ayrıntısıyla siz büyüklerime anlatmak istiyorum…

Feci şekilde yaralanmama sebep olan kaza, aynen aşağıdaki gibi cereyan etmiştir…

Malum: Ben bir duvarcı ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kilogram kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.

Bu amaçla aşağıya indim, bir varil buldum, varile sağlam bir ip bağladım, altıncı kata çıktım ipi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya salladım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu oradaki bir ağaca bağlayıp tekrar altıncı kata çıktım…

250 kilo kadar çeken tuğlaları varile doldurdum… 

Aşağı indim…

İpi ağaçtan çözdüm…

İpi çözmemle birlikte, kendimi havada bulmam bir oldu!

Sebebi şu: Ben yaklaşık 75 kiloyum. 250 kiloluk tuğla dolu varil hızla aşağıya düşerken, beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık.

Sağ iki kaburgamın burada kırıldığını sanıyorum…

Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı...

Varil hafifleyince bu sefer ben aşağıya düşmeye, varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında tekrar varille çarpıştık: Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. 

Can havliyle nihayet ipi bırakmayı akıl ettim. 

Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm: Kafatasımın da bu sebeple çatladığını zannediyorum. 

Bayılmışım. Gözümü hastanede açtım…

Cenab-ı Hak’tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını diler, saygılar sunarım.

Duvarcı ustası: Laz Osman.

Demek ki bazen, tuttuğumuz ipi bırakmamız gerekiyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi