Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Yakını göremeden uzağı görmek

Yakını göremeden uzağı görmek

Bu yazıyı kaleme aldığım esnada Müslüman Kardeşler teşkilatına mensup 37 masum insan Sisi adındaki firavunun zindanlarında sehpaya gidecekleri anı bekliyordu.

Selam size, dualar size şahadetin gönüllüleri…

Siyasi literatürde olayı yoruma tabi tutarsak Seyyid Kutup sonrası Mısır halkının başına musallat olan bu ikinci olay yakını görememekten kaynaklanmış oluyor.

Biliyorsunuz Bu Sisi katiline yetkiyi veren Muhammed Mursi’dir.

Adamlar şeytan rolünü ustaca oynamasını biliyorlar.

Bizim tarihimizde de o tip kırılmalar, yanılmalar pek çok.

Mustafa Kemal ile ekibine yetki veren bizzat Padişah Vahdettin’dir.

Demek oluyor ki sorumluluğumuz uzaktan ziyade yakınla alakalı.

“Arkamda halk desteği var” demek de yeterli değil.

Halk dediğin dün Ecevit cenahlarını çılgınca alkışlıyordu

Bugün de seni alkışlar.

Yarın da bir başkasını.

Baksanıza, Lozan sonrası ülkemiz ne hale geldi.

Bir sefer böldüler yetmedi, bu sefer de “Kürdistan” adı altında ikinci bölme ve çıkarma işlemlerinin peşindeler. Bölmeden sömüremiyorlar...

Piyonlar tüm oyunları ile işbaşında.

Ülke yönetim sayesinde darbecilerden nefes alır gibi bir ortama girmiş görünse de bu sefer kapışmanın şeklini değiştiren yeni bir ortamda buluşuyoruz.

Bir başka deyişle, Mekke devri bitti, Medine devri çetin geçeceğe benziyor.

Dıştan sağlıklı görüntü sergileyip de içinden çürüyenlerin hastalığına kanser deniyor.

Siyasi ve sosyal kanser de öyle değil mi?

Kavmiyetçilik belası yüzünden bir avuç Müslüman birlik ve beraber olamıyoruz.

Öyle buyurmuştu Üstat hazretleri:

“Farzda riya yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâm’dır.”

Hani ittihadımız? Hani top gibi vuran yüreklerimiz?

Batılılaşmış batmış makyajlı boyalı toplum, kimin hangi dalda oynadığı belli değil.

Tarih diyebiliyorsak, bunu Osmanlı’ya borçluyuz.

Bir asrın kirli çehresine tarih denmez, şeytan üçgeni denir.

Düşünebiliyor musunuz, 72,5 değişik görüş ve inançta olan insanlar komşu komşuya dirsek dirseğe üç ayrı kıtada 600 yıl nasıl geçinip gittiler?

Bunun izahını yapabilecek tarihçiler, sosyologlar nerede?

Ve biz, Anadolu gibi maneviyatı yüksek bir toprağa tıkıldığımız halde üç buçuk insan geçinemiyoruz. Sebebi, huzura sürekli fitne sokan Mekke münafıkları.

Allah Resulü üç eyleme münafıklık işareti ediyor.

Konuşurken yalan söylemek.

Emanete hıyanet etmek.

Verilen sözde durmamak.

Ayette de öyle demiyor mu?

“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylersiniz”(Saf süresi ayet 2).

Bu kurallar müminler için test belgesi olarak yeterli.

Siyasi çalkantıları görüyorsunuz, eskiden materyalist düşünce dediğimiz kesimle karşı karşıya gelirken şimdilerde aynı camiden çıkanlar daha kapıdan dışarıya adımlarını atmadan kapışıyorlar. Secde ehli dövüşüyor, ehli küfür ise zevkle seyrediyor.

Her kesim haklılık arz etse de sonuca baktığımızda zararlı çıkan o değil sensin.

Ben kendi nefsime diyorum, galiba bu iktidar nimetleri veya rejimin önümüze koyduğu dünyalıklar her şeyimizi aldı götürdü.

Doğrusu madde karşısında imtihanımızı vermedik.

Görüyorsunuz, örtünme yasağı kalktığı halde anne babaları tepeden tırnağa örtülü olanlar, emir mahiyetindeki bu göreve nereden nasıl bir fetva buluyorlarsa örtünmüyorlar.

Bazıları da örtülü olduğu halde teşhirci, kapalı çıplak…

Demek oluyor ki sıkıntılar uzaktan ziyade yakında; kendimizde, hanemizde, beynimizde, siyasetçimizde, İslam adına ahkam kesenlerde…

Uzağa düştük, yakınımız Sisi düzenine hasretlik çekenlerle çevrili, ne hikmetse biz de o gibilerine görev tevdi ediyoruz... Gündüz gece şimdilik gidiyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Nusret Çiçek Arşivi