Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Bürokrasi fraksiyonu

Bürokrasi fraksiyonu

Karışmayım dedim ama susmakla da olmuyor...

Evdeki kirli kilimi satayım diyorsan yerine kırmızı halıyı almak zorundasın.

Yok değilse, hem halıdan hem de kilimden olursun.

Devleti yöneten kadrolar da öyledir.

Gelen gideni mikroskopla aratmamalı...

Geçmişin kırılmalarına, dökülmelerine bir bakın.

İşi ehline tevdi edememek cumhuriyet devrinin en çetrefilli sorunu.

Hatta başaramamanın birinci nedeni...

Yıllarca bu devlet, adam almakla adam vermekle meşgul oldu.

Liyakat mı? Hayır...

Kaptığı koltuğu muhafaza edebilmek için her renge girmeye müsait tipler...

1960 sonrası iktidarlara marş marş çekseniz, içlerinde en sonuncusu ve de en başarılısı AK Parti iktidarı olduğu aşikar.

Bu iktidar çok işler başardı ama uhdesinden (hakkından) gelemediklerinin birisi de mayası bozulmuş bürokrasi karmaşasıdır. Nedeni ise, verilenlerle alınanlara bakıyorum tutmuyor.

Şüphesiz, iktidarların şartlara göre siyaset yapma hakkı var ise de kalıcılık esastır.

Ben hep iki ayrı renkteki bürokrata dikkat çekerim.

Birisi, karakter ve de ehliyet açısından her zaman seninledir.

Bugün de aynıdır, yarın da aynıdır.

Diğeri ise öyle değil.

Bugün sen var olduğun için var, yarın sen yok olduğunda o kişinin yerinde yeller eser.

Hatta aleyhte bile bulunurlar...

Maalesef devlet kadrolarında bu ikinci tip adamdan pek çok.

İktidar olmak şüphesiz kadro işidir.

Siz iktidardan uzaklaşsanız bile sağlam ve de nitelikli bir kadro uzun yıllar iktidardır.

O yüzden iktidarın aynı düşünceleri paylaşan, aynı zamanda nitelikli olan kişilerden kadrosunu kurma zorunluluğu var.

Ekip ise bir iş için kurulur.

Burada  kişisel düşünce ve ideolojiden ziyade işi bilenler öne  çıkar.

İş biter ekip de dağılır...

Kim ne derse desin, Ortadoğu’nun bu perişan hali çerçevesinde ayakta durabilen tek ülke yine de Türkiye’dir.

İsterseniz Avrupa ülkeleri ile kıyaslayın.

Almanya hariç, diğerleri ekonomik sıkıntılar içerisinde kıvranarak büyüme endeksleri yerinde saydığı gibi pahalılık oldukça revaçta. Biliyor musunuz? Türkiye’den Fransa’ya kullanmadığımız çay kaşıkları gidiyor.

Sebebi ise, o kaşıklar Fransa’nın bit pazarında bile oldukça pahalı.

Batı ülkelerinde üretim yavaşladığı için petrol fiyatları durmadan aşağıya çekiliyor.

Şimdi tam da sırası değil mi?

Müslümanlar bir olup doğal kaynaklarına sahip çıksalar emperyalizm denilen belanın kökü kazınır.

İşgaller, gözyaşları diner, Anadolu’nun ruhuna yeniden taze kan gelir.

Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi burası Yeni Türkiye...

Maliyeti pahalı da olsa millet adına yapılan AK Saray’a kafasını takarak fitne üretmeye çalışanlar biraz da Yeni Türkiye’nin 2,5 milyon mülteciye kucak açtığına baksalar iyi olur.

Mümin odur ki doğruya doğru, eğriye eğri der...

Ben de diyorum ki, bu son bürokrasi çalkalanmaları bana hiç de hoş gelmiyor.

İktidar cemaat kavgasının kapıda olduğunu bundan üç yıl öncesi yazmıştım.

Cemaatten cemaatçilik, Müslümanı Müslümana vuruşturma projesidir...

İktidar kadrolarını paralel yapıdan temizlerken cemaatçiler de ülkeyi dışarıda küçük düşürmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Nasıl iştir, gece teheccüd kıl sabah Müslümanla kapış.

Derin yapılanma demek istiyorum, sanki bir el de bu iş için devrede.

Sen yaka paça olurken o da el altından işini yürütüyor...

Samanyolu ile Zaman gazetesinin yayınlarına bakıyorum, mübarekler CHP’yi de, İşçi Partisi’ni de geçtiler.

Bu kadar kini, öfkeyi 12 yıl sinelerinde nasıl taşıdılar?

Adımız cemaat, yolumuz cemaat değil!

Bundan da anlaşılıyor ki; dün verdiler sustuk, bugün vermiyorlar susmayacağız.

İşte günün adamı, ikinci renk kadrolar... 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Nusret Çiçek Arşivi