Lütfü Şehsuvaroğlu

Lütfü Şehsuvaroğlu

ABD projesi mi?

ABD projesi mi?

Hüseyin Yayman Apo’nun paketlenip Türkiye’ye şartlı verildiğinde Fethullah Hoca’nın ABD’ye transfer edildiğini, Tayyip Erdoğan’ın da (ilerde Başbakan olmak adına herhalde) cezaevine konduğunu yazdı.

İyi de etti. Arkasından Abdurrahman Dilipak ve Ali Bulaç “haberdar” olduklarına dair ahkâm kesmeye başladılar.

Sayın Dilipak’ı yeni İslamî orta sınıf yani burjuvazi geliştirebilmek adına örnek bir şahsiyet olarak önemsenmesi gereken bir kalem.

Gazeteci kimliği dışında “aktivist” olmak için de gayretleri herkesin malumu. En azından onun yine de diğerlerine bir derece kalburüstülüğü var.

 Kilis’teki konteyner kenti (mülteci kampı) ziyaretimizde de hoş bir beraberliğimiz oldu doğrusu…

Muhsin Yazıcoğlu ile ilgili o meş’um ifadeleri kullandığında ise sıtkım sıyrıldı. Gazetecilik kimliği yerine yine aktivist (ama kim adına aktivist) kimliğini kullandığını anladım.    

Benzer bir yaklaşım tarzını da ta ABD’den daha Muhsin Başkan’ın vefat ettiği gün Fethullah Hoca ortaya koymuştu. Olayı bütün ayrıntıları ile biliyormuş gibi açıklamalarla…

Nasıl da biliyorlar?

Paralel yapı kisvesinin strateji ve taktikleri muvacehesinde ilginç bir yaklaşım tarzıydı. Sanki katili biliyormuş da ailesine sahip çıkmak gerekiyormuş da, bir taşla beş kuş vuracakmış da…

Yıllar sonra Dilipak’ın Muhsin Başkan’ın helikopter düş(ürül)dükten sonra ölmediğini, birkaç kişinin onu dövdüğünü, dövmeden önce de “abiler önce iki rekat bir namaz kılayım sonra döversiniz” dediğini ima edecek şeyler yazdı. Sonra bir fotoğraf yayınlandı. O da fotomontaj çıktı. 
İmanım kadar iyi bilirim ki, yeryüzünde rahmetli arkadaşım Muhsin Yazıcoğlu kadar cesur, imanlı, şehadet şerbeti içmenin ne demek olduğunu bilen, gözünü budaktan kaçırmayan, namlulara korkusuz yürüyebilen başka bir adam daha tanımadım. 

Başkan dövüşmesi gereken yerde “durun da namaz kılayım” diyecek ha!...

Bilmiyor mu o şehidin bunların hiçbirisine ihtiyacı yok.

Şehit doğrudan gideceği yeri, Peygamberin hemen yanı başındaki yerini zaten görmektedir. 
Muhsin Başkanı tanımadığı nasıl da belli…    

Fethullah Gülen’in de, ondan sonra dangur dungur yazanların da, en son Dilipak’ın da yazdıklarına ve rahmetli Başkan’la ilgili bundan sonra yazılacaklara da biz arkadaşları bir “mim” koyacak ve sorumluları maşeri vicdanda kendi usulümüzce yargılayacağız.

Bundan elbet de fetvacı da nasibini alacak…

Bulunmasını geciktiren irade de…

Gelelim Ali Bulaç’ın yazıp ettiklerine…

Yıl 1977.. 

Ümraniye’de sözde halk mahkemesinde yargılanıp kurşuna dizilen beş işçinin cenazesi kalkacak.

Muhsin Başkan’la İstanbul’a gittik. O cenaze işleriyle uğraşırken biz de Yılma Durak, Faik İçmeli ve ben İKO merkezine gittik. Sözde İslam Kurtuluş Ordusu lakaplı İstanbul Kültür Ocağı ve Akıncılar İstanbul Şubesi… Ayasofya’nın oralarda…

Yakup Kaldırımcı Başkan.. 

Sedat Yenigün İslami Hareket diye dergi çıkarıyor.

Beni aradı ve bu cenazenin yerde kalmaması ve bütün imanlı Türk gençliğinin birleşmesi gerektiğini söyledi. Akıncılar Ülkücüler imzalı pankartlar… Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın afişi altında bir yanında Ülkücüler bir yanında Akıncılar imzası…

Hürriyet manşetten verecek. 

Büyük hazırlık.

Üstad da memnun.

Ama oradan biri Ankara’ya Erbakan hocaya telefon edip bu birlikteliğin engellenmesine sebep oldu.

Kimdi?…

Ali Bulaç’ı gördüm biz toplantıya girerken…

O günden beri affetmem, ne yazarsa yazsın…

Bir de Kadir Mısıroğlu…

O da Sebil dergisi çıkarırdı. Aslında üstada olan hürmetinden(ölmeden önce) azbuçuk saygımız vardı. Ama hem ardından yazdığı Üstad kitabı hem de Mehmet Akif hakkında zırvaları tevil götürmez. Affedilecek şeyler değil.

Bir fes takarak Osmanlı mirasını ihya edeceğini zannedenlerin Osmanlı’ya nasıl zarar verdiklerini ilkokul seviyesinde bir tahsili olan herkes anlar.

İslamcı yazarlardaki orijinal olma, gündeme gelme merakı İslam’a ters bence… Ekmek paralarını kazanmaları için başka yol yok mu?

Zira Cenab-ı Hakka böyle durumlar için bize En’am suresinde şunu hatırlatıyor: “Onları düzmekte oldukları yalanlarla baş başa bırakıver!”

Biz de öyle yapıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Lütfü Şehsuvaroğlu Arşivi