Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Yüksek Yargının Başkanlarını uğurlarken

Yüksek Yargının Başkanlarını uğurlarken

Her şey bir yere kadar... Mevkiler, makamlar gelip geçici, baki kalan eserlerdir...

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç... 

Yargıtay Başkanı Ali Alkan...

Günler nasıl da çabuk geçti...

Daha dün Ali Alkan’la Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kütüphanesinde ders çalışıyorduk. Dar gelirli ailelerin çocukları... Ah şu okulu bir bitirebilsek.

Alkan’ın ileride Yargıtay Başkanı olacağı kimin aklına gelirdi...

Allah(cc) dilerse oluyor işte...

Haşim Kılıç da öyle...

Anayasa üyesi seçildiğinde sol kesim kıyametleri koparmıştı. 

İdeolojisi rejim tahtında kutsanan ayrıcalıklılar varken sınıfı köylülükten kabul edilenlerin Anayasa Mahkemesi gibi yüksek bir yere çıkarılması alışılmış bir uygulama değildi. 

Hele de hanımı örtülü ise. Namaz kılıyorsa!..

Bizim dönemin müfettiş takımı, temsil kabiliyeti yönünden hanım örtüsü ile içki içip içmediğine dikkat ederdi. Her ikisi de varsa sakıncalı...

Bazıları da sicillere “mütedeyyin” diye yazınca yukarıdakiler anlardı. 

Ondan sonra üye olacağım diye bekle dur...

Hatta örtü yüzünden soruşturma geçirenler bile vardı.

İktidar avantajları devreye girince birçok meslektaşımız ötekileşmeden sıyrılarak seçilebildiler veya bir yerlere gelebildiler. Bunun da vefasızlığı olmaması lazım.

Sonuçta görevin vadesi tükenince ver elini emeklilik...

İç içe daireler gibi biri bitince diğeri başlıyor, sonra da en son daire...

Her iki başkana da sağlıklı uzun yıllar dilerim. 

Yeni seçilen Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan ile Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’i de candan kutlarım. Allah(cc) utandırmasın.

Diyeceğim o dur ki bu yargı işi oldukça garip ve de vefasızdır.

Kimin dediği olursa ondan pofpoflama, kimin dediği olmazsa ondan da azar gelir.

Özellikle Haşim Kılıç’ı eleştirenler oldu. 

Hatta paralelci bile dediler... 

Bu konuda birkaç sefer yazdım, bir sefer de Ülke TV’de konuştum... 

Takla atanları da görüyoruz... En çetin günlerde duruşunu bozmayan, yalpalamayan, sağa sola çekmeyen bir kişiye bu tip sıfatları yakıştırmak görüşüme göre haksızlıktır.

Hangi insan var ki hata yapmaz.

Keza katıldığı her toplantıyı karıştıran Barolar Birliği Başkanı’nı Cumhurbaşkanı ile Başbakan’a rağmen adli yıl açılışına çağırmak yanlıştı...

Tamam da, öyle oldu diye kesip atmamalı...

Her neyse, yargıda selam vereceğimiz birkaç kişiyi üçe dörde bölmek gibi bir yanılgının içerisine düşerek her şeyi elden avuçtan çıkarmak da ayrı bir sorundur.

Belki de birileri böyle istediği için öyle olmuştur...

Dün aynı düşünceleri paylaşan arkadaşlar, hatta farklı görüşte olsalar bile, çok iyi ilişkide olanlar seçim ve takım yüzünden bugün karşı karşıya geldiler.

Bunun elbette ki bir de vebali var, yargıya ağır faturası var.

Maalesef vatandaş hakimi sormuyor takımını soruyor.

Hem şunu anlamış değilim. 

Envanterden düşürüldük diye hadi bizlere sorulmuyor, yargıda yapılacak değişikliklerle ilgili olarak kurum başkanlarının görüşlerine neden itibar edilmez? 

Bu işleri kim bilir?

Uzmanı mı bilir? Yoksa yeni yetme siyasetçiler mi?..

HSYK seçimleri ile ilgili olarak Haşim Kılıç, “yargıya seçimi sokmayın” demişti. 

Ben de aynı düşünceydim, defaten de yazdım çizdim...

Keza, yüksek yargıya seçileceklere bir ilke koyun dedik.

Hakim adaylarına verilen stajı nazariyeden pratiğe çevrin dedik

Hiçbirisi yerine gelmeyince yargıda sorunlar çoğaldı...

Davalar uzuyor insanlar o kapılarda ömür tüketiyor...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nusret Çiçek Arşivi