Lütfü Şehsuvaroğlu

Lütfü Şehsuvaroğlu

İslam, Paçozluğu Kaldırmaz

İslam, Paçozluğu Kaldırmaz

Şevket Eygi hocanın öteden beri sevdiğim bir tavrı ve üslubu var. Mercedes kullananlara, rüküşlere, paçozlara, din baronlarına karşı yazıp çizdikleri hiçbir Müslümanın itiraz edemeyeceği şeyler.

Belki din baronları ile kapitalizmi İslâm’ın ekonomi politiği sanan gafil ve/veya hainler içten içe kızıyorlardır ama açık açık ona karşı konuşamazlar.

Zira hoca haklıdır ve din ekonomi politiği olmadan olmaz.

Ekonomi politik bir iman meselesidir yani.

Kim ki kapitalist bir hayat biçimini içselleştirmiş benimsemiştir, onda iman problemi vardır.

Bir de estetize edilmiş bir hayat biçimidir İslâm…

Paçozluğu, çirkinliği, sonradan görmeliği, haddi aşmayı, emanete hıyanet etmeyi, emaneti ehline vermemeyi, akletmemeyi, korkaklığı, adam kayırmayı, kul hakkı yemeyi, kleantalist ilişkileri asla ve kat’a kabul etmez.

Estetize edilmiş bir hayat…

Güzelin, iyinin ve doğrunun peşinde koşmak…

Ve ne şartlar altında olursa olsun güzelin, iyinin ve doğrunun hakkını hukukunu savunmak…

Şehirleri emin ellere vermek. Bilenle bilmeyenin ayırdına varmak…

Şehirleri çirkin yapılardan korumak… 

Plazalardan, AVM’lerden, towerslardan, tuhaf tuhaf her biri Firavun’un diktiklerinden daha korkunç sözde konut sitelerinden… 

Betonlaşmalardan, iğrenç trafik keşmekeşinden… 

Zaman tüketici hızdan… aptallaştırıcı eğitimden… hasta edici tıbbî bakımdan… 

Yol yapıyorsun üstündeki araba ithal…

Uçak pisti yapıyorsun üstündeki uçak ithal…

Silah alıp silah satıyorsun, savaş çıkarıp insanların ölümüne sebep oluyorsun bütün silahlar gâvurun…

Bütün bunlara Allah rızası için deme cüretini kim gösterebilir ki?

Hakkın rızasını kazanmak için araçlar ile amaçların mütemmim olması icap eder.

Süflî araçlarla ulvî amaçlara erişilemez.

Böyle bir usul ve metod bize göre değildir.

Savaş bir hiledir. O halde her çeşit aracı kullanmak hünerdir. Seçimler, ekonomi dünyası, eğitim dünyası, dinî hayat - toplumsal hayat hepsi hepsi savaştır; o halde oralarda da her türlü hileyi kullanabiliriz diyen haddi aşmıştır.

Ulvî amaçlara süflî araçlarla ulaşıldığı asla görülmemiştir.

Hele hele dinden çıkaran bazı uygulamaların maazallah insanı ve toplumu nerelere götüreceği bizzat Allah’ın beyanı ile sabittir.

“İçimizdeki bazı ahmaklar yüzünden bizi de helak edecek misin” diye soran Allah azimüşşan cevabı da bizzat vermektedir.

“Evet…”

Yani kurtuluş yok…

Aptala yatmanın lüzumu yok o halde…

“Benim haberim yoktu” diyemezsin.

Bütün bu olanlar senin gözünün önünde oluyor.

Çirkinlikler, yanlışlar, eğrilikler, kötülükler… 

Elinle müdahale edeceksin. O ne güzel bir müdahaledir, şereflidir. Şerefli insanlar doğrudan yanlışa, kötüye, eğriye müdahale ederler.

Yok, beceremedin, az biraz çekindin; o zaman dilinle müdahale edeceksin, edecektin…

Yok, onu da beceremedin…

Hiç olmazsa buğz edeceksin, edecektin…

Hiç olmazsa imanını değiştirmeyeceksin. Değiştirmeyecektin.

Buğz edecektin.

Etmedin.

Helak olacaksın…

Orada soracaklar:

“Şevket Eygi yazdı, okumadın mı?

Sezai Karakoç yazdı okumadın mı?”

Ne diyeceksin?

“Onlar bizdendi canım önemli değil; kol kırılır yen içinde” mi diyeceksin?

Kurtarmaz.

Vallahi de kurtarmaz. Billahi de kurtarmaz…

Next Level’in, Var-Yap’ın, Anteras’ın, Ankamall’ın, Panora’nın, Armada’nın, acayip hayvan heykellerinin, camiyi mahzunlaştıran her türlü kirli ve çirkin yapılaşmanın karşısına niye geçmedin?

Niçin beldeleri emin ellere vermedin?

Emanete niye ihanet ettin?

Niye akletmedin?

Hatta…

Niçin benim yerime bir başkasını koydun?

Yani şirkin içine nasıl oldu da yuvarlanıverdin?

Sormayacak mı?

Soracak…

Bunu bile bile niye aklına eseni yapmaya devam ediyorsun?

Niye bir bilene sormuyorsun?

Aslında gerçeği de… gibi biliyorsun.

Neden ısrar ediyorsun o halde?

Paylaş da bilelim…

Dönelim başladığımız yere: yani Mercedes’e…

Eygi derdi ki; yahu kardeşim madem illa kaliteli, lüks arabaya bineceksin bari başka marka arabaya bin… 

Mesela Audi…

Öyle değil mi ama? Bir ülkenin yöneticisi önce kendi ülkesinin ürettiği arabaya biner. Yerli arabaya. Yok, beğenmiyorsa yeni bir marka üretimini teşvik eder. Yok, o da imkân dahilinde değilse o zaman biraz tasarruf yapar. 

Bu kadar Mercedes’i olan bir ülkeyi Menderes’le kurtaramazsınız.

Mercedes Mercedes’tir, Menderes Menderes…
Eygi hocayı okumadan ülke yönetemezsiniz.

İsraf haramdır.

İsraf ederek hizmet edemezsiniz.

Böyle bir yolu cemaat denedi. Siz başaramazsınız.

Eski merkez partiler zamanında bile tasarrufa daha çok riayet edilirdi.

Ayrıca bazı sonradan görmeliklerin asla ve kat’a zenginlik imajını pekiştirme çabası ile alakası olamaz.

Bu zenginlik göstergesi değil, paçozluktur.

Eskiden devlet dairelerinde oda lambalarını açıp kapayan düğmelerin altında şu ibare yazardı:

“Lüzumsuz ise söndür!”

Bu kadar…

Lüzumsuz ise söndür.

Ne diye boş odaları aydınlatıp durursun?…

Cinler mi var?

Bak sana dost selamı ile uyarı: lüzumsuz ise söndür lambalarını, yoksa Allah korusun savaş çıkar da gaz lambasına muhtaç olursun…

Söndür ki, pencerenin dışından şehirdeki çirkinleşmeyi, kötüleşmeyi, yanlışları görebilesin…

İptidai çağlardan mülhem çadırları…

Dinozorları…

İstanbul’un ortasına taşınan Kâbeleri…

Ankara’ya atanan Mevlanaları, kapıları, saat kulelerini…

Eğer söndürmezsen göremezsin…

Gö-re-mez-sin!

Kalp gözüyle göremezsin.

Kalp gözüyle göremezsen, nasıl bizden olabilirsin ki?…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Lütfü Şehsuvaroğlu Arşivi