Baykal işi savaşa vardırdı
Baykal'ın konuşması şöyle:
"Bir büyük ulusal dayanışmayı uyumu ortaya koyabilmiş değiliz. Gerilim toplumun kendiliğinden değil, yüzeysel çatışma olduğunu görüyıoruz. Üst grupların insanları çatışmaya götürdüklerini görüyoruz. Milletin bir ve beraber yaşama konusundaki temel anlayışı devam ediyor. Birileri temel hesaplarla birliği sarsmaya yönelşik tertipler sürüyor. Bütün bunları dikkatle izliyoruz. İnsanlar TC'yi bağımsız bir devlet olarak görmüyor, dışardan yönlendirebileceğini sanıyor. Ülkenin ekonomik gündeminde kendini gösteren konulara dikkat çekmek istiyorum. Çalışan kesimlerin sorunları bir türlü çözülemiyor. Yıllardır tarımda biraz karışık düzenlemeler getirilmiştir. Kanunlar müzakere edilirken bir türlü anlatamadık.
Gelinen noktada çiftçiler borç yükü altında perişan hale gelmiştir. Kendi borçları ya da komşularına kefil oldukları borçları yüzünden sıkıntı içindedir. Elimde bir sürü haciz tehdidi soruları var. Örneğin 8 milyarlık borç için 41 milyarlık takibat başlamış. kanun çıkarmışız ödeyebilsin diye şimdi ödeyemez hale geldi. Bunların hepsi bilgisi elimizde yüzlerce belge. Bu Akdağmağdeni'nden bir çiftçi. Bir tanesinde yine 7 bin 500 tl borcu olan, 15 bin ödemiş hala 15 bin daha ödeyecek. Çiftçiye yaptığınızı hangi hortumucuya yaptınız. Çiftçi preişamn hayvancılar perişan bunu bir kez daha görmek ve düzeltmek lazım. Öğretmenlerimizin durumu ortada. 2004 yılından beri öğretmenlerimniz yetiştirdiğimiz öğretmenlerimiz boşta bekliyor. 200 bin gencimiz tayin bekliyor... Şubat ataması kalktı binlerce insan hayal kırıklığı içerisinde. Yüksek puan aldığı halde atamasını yaptıramayan çocukların durumu, mezun olduğu okula göre öğretmen ayrımı bunlar acı olaylar. Bu konularda iktidar vurdum duymazlık içerisinde.
TEKEL işçisinin mücadelesini doğru anlamak lazım. Orada neyin mücadelesi veriliyor bunu anlamalıyız. O insanlar haklarından fazlasını istemiyor. Hakları olanın 15-8-12 yıl sonra birden bire ellerinden alınıvermiş olmasını hazmedemiyor. Diyorlar ki, ben kendime bi düzen kurdum, devletimin işletmesinde iş buldum, çoluk çocuğum okula gidiyor, bir ailem var, sosyal haklarım var, birden bire hükümet birilerine haksız yere yaptığım işi transfer edip, elde ettiğimiz ve geleceğe güvenle baktığımız bu konuyu ortadan kaldırıyor diyorlar. Bunu kim yaparsa haksız ve yanlıştır. Bunlar daha önce de yaşandı, bunlar farklı uygulandı da sıra TEKEL işçilerine gelince neden uygulamıyorsun? Geçmiş özelleştirmede işçiler hiç bir hak gaspına uğramadı. İstanbul'da havai fişek gösterisini gözlerini kırpmadan yapabilen hükümet TEKEL işçilerinin hakları konusunda çözüm bulmaktan aciz mi? İnsanların kazanılmış haklarını ellerinden almayacaksınız. Yazık günah değil mi, telef oluyor insanlar. Devlete kendi vatandaşı ile kavga etmek yakışmaz. Bunu derhal ortadan kaldırmak gerekiyor. Yeterince ezildiler, yenildiler, bir kez de devletin gücü ile kabadayılık yapıp onların burunlarını sürtmenin kimseye bi faydası yoktur. Sahip çıkın onlara. Bu yarayı tedave etmek lazım. Eski statüsünü ver. İş ver iş. Yan gelip yatmak istemiyor o. Ekmeğini kazanmak istiyor. Bunu ekonominin icabı diye kabul ettiremezsin.
Şimdi de anayasa değişikliği projesi var. Türkiye'deki kurumlara haddini bildirme olarak görülüyor. Bugüne kadar kurumlara yönelik bir takım iddialar ortaya atılıyordu. Kimse bunun üzerinde özenle durmuyordu. Bir belge çıkıyordu, bu belge TSK'ya mal ediliyordu, en önemli noktalardaki insanları itham altında bırakıyorlardı. Bu iddia hükümet tarafından Başbakan tarafından dile getiriliyordu. Sonra ne oluyordu, gelişmeler gösteriyordu ki, bu iddiaların temeli yoktur. Albay Çiçek'in böyle bir hazırlık yaptığı iddia edildi ama Albay Çiçek serbest. Adli Tıp Kurumu imza orjinaldir dedikten sonra hakimlar belgeyi incelemeye gerek duymadı. Ne oluyor, soruşturma yürüyor. Evet ama Albay görevinin başında. Peki belge. Parmak izi var dendi. Kimse incelemiyor. İktidarın kurumlarla çatıştığı açıktır. Ne oldu, suikast iddialarında ne oldu, Albay intihar etti. Anayasa değişikliği bu kavgayı çözmenin yeni bir yöntemidir. Kurumları etkisiz kılma hedefine yönelik mücadelenin en son açılımıdır bu. Yargıtay Başkanı diyor ki, biz savunmadayız. Kim saldırıyor. Yargı savunmada. Genelkurmay diyor ki, bize karşı harekat var. Kim yapıyor. Savunma diyor ya, şimdi daha da savunmaya cekileceklir. Yargıya ve Silahlı Kuvvetlere karşı savaşın yeni açılımı olarak planlanmış. Önümüzdeki günlerde önümüze getirilecek. Bunun temel dayanakları noktasında Türkiye'nin büyük bir mutabakata vardığını söylemek mümkün mü? Siyasi tartışma içinde yer alan pantilerin milleti bir temel mutabakatının bulunduğunu söylemek mümkün mü? Getirilen değişiklik ne, siyasiti yargıya hakim kılma girişimidir. 50 yıllık anayasa tarihinde temel kabul edilmiş bir madde yargı bağımsızlığıdır. 50-60 yıl boyunca bunu görmemişiz. Yargı bağımsızlığı demokrasiye geçişin temel dayanak noktası olmuştur. Kavramların içini boşaltarak aklını yitirmiş bir noktaya mı getirmek istiyorlar ülkeyi. İşin temeli yargının bağımsızlığıdır. Yargıç bağımsız değilse tarafsızlığına nasıl güveneceğiz.
Türkiye'nin durumunu bililyoruz. Medya tutsak alınmıştır. Bu vahim kuvvetler ayrılığının en temel organı olan yargıyı hegemonya altına almaya çalışıyorlar. Bu çok vahimdir. Medya diz çöktürülmüş, teslim alınmıştır. Çok vahim bir manzaradır. Yargıda sorun yok mu, çok sorun var. Zaten bugünkü yapı altında bile siyasi baskı altındadır. Ergenekon davası bu yargı ile nasıl sonuçlandırılır bunu oturup tartışmak lazım. Geçenlerde Adil Serdar Saçan tahliye oldu. 16 ay sonra tahliye oldu. Hakim karşısına çıktı, ifade bile vermedi. hakimler tahliyesine karar verdiler. Ne oldu şimdi. O insanla ilgili yeni deliller gelmiş böyle zannediyorduk, savcılığın bir yaklaşımı olmuş mu? Hayır. Tanıklar, deliller aynı. Aynı dosya ile gözaltına alıyorsunuz, 16 ay sonra aynı dosya ile tahliye ediyorsunuz. Yazık, günah değil mi?
Bu telefon dinleme işi taprip etmiştir. Telefon dinlemelerinin hukuki sürecin dayanağı haline dönüştürülmesi demokrasimizi tahrip etmiştir. Anayasayı kim değiştirecek; Anayasa Mahkemesi'nin 11'e 10 oyuyla anayasanın en temel maddelerine karşı eylemlerin odağı haline gelmiş bir parti ile. Kiminle değiştirecekler. Yeni kurulan parti ile. Ana muhalefet bu işin içinde mi değil, Türk milletinin büyük bir bölümü içinde mi, hayır. Sayısal çoğunluğu kullanacaklar. Sonra da vatandaşın önüne koyacaklar bir kaç madde ile. Bunun demokratikliği nerede. Bu bir kandırmacadır. Umut ediyorum, aklı başında insanlar bunun yanlış olduğunu söylerler. Ne zaman bu deneniyor, giderayak deneniyor. Oylar azalmaya başlamış, önümüzdeki seçimlerde bu çoğunluk olmayacak. Bundan büyük üzüntü duyuyorum. Umarım sağduyu hakim olur.
Onun yüreği kanıyor da, Haberal'ın ailesinin ciğeri kanamıyor mu? Himlioğlu'nun ailesinin yüreği kanamıyor mu? Yarbay Ali Tatar7ın ailesinin yüreği karamıyor mu? Bir buçuk yıldır neyle suçlandığını bilkeden orada yatan Mustafa Balbay'ın içi kanamıyor mu? Türkan Saylan'ı bu yaşında cezaevlerine sürükleme tehtidi altında hastalığının artmasının ve onu yitirmiş olmanın insanların vicdanlarında nelere yol açtığından Başbakan'ın haberi var mı?
HABERVAKTİM.COM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.