Saadet’ten her haneye 800 TL vatandaşlık maaşı

Saadet’ten her haneye 800 TL vatandaşlık maaşı
Hafta sonu İstanbul’da partisinin ekonomi manifestosunu açıklayan Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş, iktidar olmaları halinde açlık sınırındaki her haneye 800 TL maaş bağlayacaklarını söyledi. İşte Kurtulmuş’un ekonomi ağırlık konuşması&he

“Değerli kardeşlerim, Bundan sonra "Biz ne düşünüyoruz, ne yapacağız? Çözümlerimiz ve projelerimiz nelerdir?" Bunları anlatarak konferansımıza son vereceğiz.

ÖNERİLERİMİZ NEDİR. ÇÖZÜM VE PROJELERİMİZ NELERDİR?
Üç tane temel başlıkta önerilerimizi açıklıyoruz.

Birincisi, Türkiye'de ZİHNİYET VE MODEL DEĞİŞİMİ'ne ihtiyaç vardır. Türkiye mevcut ekonomik model ile mevcut ekonomi zihniyeti ile yürümesi mümkün olmayan bir ülkedir.

İkincisi, rant aktaran bir devlet mekanizması yerine vatandaşlarının refahını arttıran, hak ve hukuku uygulayan, adaletle davranan KERİM DEVLET Anlayışının inşası.

Üçüncüsü, EKONOMİK MODELİMİZİN PARAMETRELERİ...

Zihniyet ve model değişimi için üç değişikliğe ihtiyaç olduğunu ifade ediyoruz.

Birincisi; İnsanlığın kurtuluşu için YENİ BİR SES'e ihtiyaç vardır. Küresel yoksulluk, adaletsizlik, sömürüye karşı adalet talebi dünyanın her yerinde yükselmektedir. Soysuzlaşmaya karşı maneviyatçılığa dönüş, küresel kültürel emperyalizme karşı milli/yerel değerlere dönüş sağlanmalıdır. Bu kapsamda YENİ BİR İNSAN modeli tanımlanmalıdır. Eşref-i mahlûkat ve zübde-i kâinat olan Hazreti İnsan, bir üretim aracı değildir ve olmamalıdır. İnsanı üretim yapan alelade bir makine ile aynı gören bir modelin insanlığa refah, huzur ve selamet getirme imkân ve ihtimali yoktur. Bu gerekçeyle öncelikle uygulanan modelin arkasındaki zihniyeti deşifre etmek ve bu zihniyeti değiştirmek gerekmektedir.

Ahlaki temelli, sosyal donanımlı ve pazar ekonomisine dayanan yeni bir model öneriyoruz. Medeniyetler çatışması yerine yeryüzünde barış, adalet ve özgürlüğü esas alan ve özgür ve adil bir dünyayı gerçekleştirebilecek YENİ BİR DÜNYA SİSTEMİ öneriyoruz

KERİM DEVLET ANLAYIŞININ İNŞASI ya da ihyası ile kastettiğimiz şudur; Devletin ekonomi politik açısından en temel görevi Sosyal Adaleti gerçekleştirmektir. Devlet ekonomi ilişkisi de ancak ve ancak hakkaniyet ve adalet ekseninde geliştirilebilir. Bu çerçevede hakkaniyet ve adalet gerekçesi ile devlet gerektiğinde ekonomiye müdahale edebilir.

Devlet, devlet olmanın temel vasıflarını yerine getirmelidir. Devletin varlık nedeni SOSYAL ADALETİN TESİSİ'dir. Kamu kudretinin zayıflar ve zayıf bıraktırılanlardan yana kullanılması temel ilkemizdir. Devlet vatandaşlarının can, mal güvenliğini sağlamalı; barınma, sağlık, eğitim ve çalışma haklarını güvence altına almalıdır. Ayrıca Devlet iktisadi mantığını düşünmeksizin tarım sektörünü ve küçük üreticiliği korumak, gruplar ve bölgeler arasındaki gelir dağılımını düzeltmek zorundadır. Devletin sosyal adaleti tesis etme, temel mal ve hizmetleri finanse etme ve gruplar-bölgeler arası gelir dağılımını düzeltme görevini piyasa dinamiklerine bırakmasını öngören NEO-LİBERALİZM İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ EN BÜYÜK SUÇTUR. Sanayi kapitalizminin vahşi kapitalist düzeni, finans kapitalizm döneminde vampir kapitalizmine dönüşürken; toplumun kendini koruma ve varlığını idame ettirmesi, kamunun adalet gerekçesiyle piyasaya müdahalesini zorunlu kılmaktadır. Devleti bir gece bekçisi olarak tasarlayan zihniyet, insanlığı piyasanın vicdansız ve insafsız çarklarına terk etmektedir.

Kerim Devlet'te birinci sınıf, ikinci sınıf vatandaş olmaz. Kerim Devlet'te özde vatandaş, sözde vatandaş olmaz. Anayasal sistem karşısında herkes eşit ve özgür yurttaşlardır. Saadet Partisi'nin KERİM DEVLET anlayışıyla ülke yönetimi altında, bu topraklarda yaşayan bütün yurttaşlarımız, Cumhuriyetimizin eşit ve özgür yurttaşları olacaktır.

Bunun için, daha önce ifade ettiğim "ekonomiyi kayıt altına alırken siyaseti mutlak anlamda kayıt dışına çıkaracağız" ifadesini tekrar hatırlatmak isterim. Siyasetin üstünde hiçbir vesayetin olmayacağı bir sistemi kuracağız.

Siyasal sistemin vazifesi, herkesin sözünü rahatça söyleyebildiği, herkesin inanç ve düşünce özgürlüklerini kâmil manada uyguladığı bir Türkiye'nin tesisidir.

Bu paradigma çerçevesinde ekonomik modelimizin beş temel ayağı olacaktır.

Bunlar;
Mali Kayıtlılık,
Sosyal Refahı Önceleyen İktisadi Zihniyet,
Bütçe Açığı Cari Açık Sarmalının Kırılması,
Yatırım Ve İstihdama Öncelik Verilmesi
İç ve Bölgesel Talebe Öncelik Veren Büyüme Modeli'dir.

MALİ KAYITLILIK
Mali kayıtlılığı sağlamakla ilgili temel mesele tabi ki vergilerle ilgilidir. Demokratik pazar ekonomisinin kurulması için mali kayıtlılık esas alınacaktır. Siyasetin mutlak serbest olması sağlanacak, tüm finansal/ticari ilişkiler kayıt altına alınacaktır. Dolaylı vergilerle finanse edilen maliye yerine, mali güç ile orantılı vergi alan maliye esas olacaktır. Yüksek vergi oranları yerine, vergi tabanı genişletilecektir.

Burada yeri geldiği için bir kere daha vurgulamak isterim. Geçenlerde sayın başbakan "IMF ile anlaşma yapmayacağız" diye bir demeç vermişlerdi. Ali Babacan ise diyor ki "IMF ile anlaşmasının çerçevesi hazır, fazla gidip gelme olmasın diye haftada üç defa internetten görüşüyoruz." Çok yoruluyorlar, bir de şu Saadet Partisi belası var, "ikide bir IMF den bahsediyor bunlar bize problem olur" diye sıkılıyorlar. Şimdi ben bunu bir yıldır söylüyorum, seçim kampanyalarından bu yana söylüyorum. İçim kan ağlayarak söylüyorum. Muhtemelen IMF ile anlaşma yapılmış. Aslında bir yıldır yapıldı da sayın başbakan firarileri oynuyor. Hani "ümüğünüzü sıkmazlarsa" anlaşmayacaktınız. Onlar mı ümüğünüzü sıkmaktan vazgeçti yoksa siz mi anlaştınız? Bunları vergi ile ilgili olarak söylüyorum. Çünkü, beylerin getireceği yeni şey şu; Gelirler İdaresini özerkleştirecekler. Merkez Bankası devre dışı, tarım politikaları milli iradenin dışında, Türkiye'nin ekonomi ile ilgili programları milli iradenin dışında...

Peki, hükümet ne yapar? İki şey yapar; vergi toplar, yatırım yapar. Yatırım kısmını da 2000 yılının başından bu yana IMF kontrol ediyor. Şimdi IMF diyor ki; "sen bu kadar borçlu oldun, bu paraları nasıl kullanacağın belli olmaz, ben bu borçları garanti altına almak için senin topladığın vergileri kontrol edeceğim", bunun adı POSTMODERN DUYUNU UMUMİYE'dir. Osmanlı devletini Duyunu Umumiye ile diz çöktürenler şimdi de Türkiye Cumhuriyeti devletimizi postmodern duyunu umumiye vasıtası ile diz çöktürmek istiyor.

Osmanlı'da duyunu umumiye, yani borçlar, gelirler bütçesinin üçte biri ile ilgili iken IMF'e gelirler bütçesinin bütünü ile ilgili denetim hakkı veriyorlar. Türkiye'nin bunu kabul etmesi mümkün değildir. Biz bütün bunları çöp tenekesine atıyoruz, atacağız.

Bizim vergi politikamız nedir?
Buraya dikkatinizi çekiyorum. Vergi devletin vatandaştan aldığı haraç değildir.

Niye bunu söyledim? Adapazarı depreminden sonra konulan fonlar bir kereliğine konulmuştu değil mi? Depremzedelere yardımı finanse etmek için, yaraları sarmak için. Niye hala bu vergiyi ödüyorsunuz? Faturanızı çıkarın bakın. İşte bu bir haraçtır. VERGİ, VATANDAŞLARIN KAMUSAL HARCAMALARIN FİNANSMANINA YAPTIKLARI KATKIDIR

Bizim anlayışımız budur.

İkincisi vergi konjonktürel bir devlet sorumluluğudur. Bugün şu kadar alırsın yarın azaltabilirsiniz
Üçüncüsü vergi sisteminin esası hakkaniyet olmalıdır. Yani vergi alman gereken adamdan vergi almıyorsun gidip borç alıyorsun. Gariban ücretliyi bulmuşsun asgari ücretliden bile vergi alıyorsun. Böyle bir vergi sistemi olmaz.

Vergi tabanının genişletilmesi yüksek vergiler yerine herkesten kazancı oranında vergi almak anlamına gelir. Türkiye için çok önemli hususlardan birisi olan doğrudan vergileri ise asgari düzeye indiriyoruz. Tabloda da görüldüğü gibi, vergilerin içerisinde p i dolaylı vergidir. KDV, İletişim vergisi ödüyoruz, ekmekte yüzlerce ihtiyaç maddesinde onlarca dolaylı vergi var, onları ödüyoruz. Çok açık söyleyeyim. Şu suyu içiyoruz, sokaktaki işsiz vatandaş da, en zengin holdingimizin patronu da aynı KDV'yi ödüyor. Böyle bir şey olabilir mi? Tamam madem KDV alıyorsunuz herkesten ve aynı oranda, o halde niçin pırlantadan, faiz gelirlerinden, rant kazançlarından vergi almıyorsunuz. Vergi deyince aklınıza niçin sadece asgari ücretliler, memurlar, işçiler, emekliler, çiftçiler ve esnaf geliyor? 72 milyonu fakir, yoksul, geçim derdinde diye ayırmadan vergilendiriyorsunuz ama iş 14 bin aileyi oluşturan zadegana, rantiyeye gelince faiz gelirinden borsaya kadar hepsi vergiden muaf, bu mu sizin Adaletiniz? Buzdolabı, çamaşır makinesi insanımızın temel mutfak eşyası nasıl tabancalar, kıymetli taşlar, kozmetik ürünleri, kürk, havyar ile aynı vergi grubunda olabilir? Hatta kitap, broşür nasıl kürkle, pırlantayla aynı vergi diliminde yer alabilir? Böyle bir vergi sistemi olabilir mi?

Verginin adilliği ancak gelir ve kazanç üzerinden alınan vergileri yani doğrudan vergileri arttırmakla, dolaylı vergileri ise düşürmekle olur.

Bizim birinci önerimiz mali kayıtlılığı sağlamak. Tabloyu anlatmayacağım. Özeti şu. Herkesi vergi mükellefi kılarak, herkesten gücüne orantılı vergi alacağız. Vergi çeşitlerini azaltacağız. Vergi tabanını yayacağız. Söylediğim şu bakın;

Gelir ve kazançtan alınan vergilerin gayri safi milli hâsılaya oranı % 5'tir. Tekrar ediyorum. Gelir ve kazançtan alınan vergilerin gayri safi milli hâsılaya oranı % 5'tir. Yani Türkiye kazanandan vergi almıyor. Türkçesi bu. Bu oranın OECD ortalaması ,5, ABD ve Avrupa Birliği ortalaması 'tür. Ama dolaylı vergilere gelince, yani seni bulmuş ya suyu içiyorsun nasılsa, doğalgazı kullanıyorsun, telefon ediyorsun nasılsa. Vatandaşı bulmuş. Dolaylı vergilerden yüklendikçe yükleniyor. Yüzde 70 ile Türkiye dolaylı vergilerde dünya birincisidir. Niye Avrupa, Amerika diye örnek veriyorum? Bu arkadaşlar Avrupa Amerika'yı çok sevdikleri için orayı örnek gösteriyorum. Avrupa'da 5, Amerika'da ve OECD ortalaması 0'dur.

Türkiye böyle bir sistemle mali kayıtlılığı sağlayamaz. Mali kayıtlılığı sağlamak Saadet Partisi'nin en önemli projelerinden birisidir. Şimdi bir somut teklifimiz olacak. Türkiye'de bunu ilk defa Saadet Partisi dillendiriyor. Önce kuralımızı söyleyelim.

Biz asgari ücreti, Birleşmiş Milletlerin insani gelişmişlik endeksi ve sendikaların belirlediği açlık sınırının üzerinde tutacağız. Bu rakamda yaklaşık 800 TL'dir. Dolayısı ile bizim yönetimimizde, şu gün itibari ile söylüyorum; 800 LİRANIN ALTINDA GELİRİ OLAN HİÇBİR VATANDAŞIMIZ KALMAYACAK.

Bunun için teklif ettiğimiz sosyal refahı artırma projesi; VATANDAŞLIK MAAŞIDIR.

TÜRKİYE'DE YAKLAŞIK 3,5 MİLYON HANEYİ YANİ 12 MİLYON 863 BİN VATANDAŞIMIZI VATANDAŞLIK MAAŞINDAN İSTİFADE ETTİRECEĞİZ. Bunun yıllık toplam maliyeti 25,2 milyar dolardır. Bu projeyi, net aktif varlıklardan alınacak % 1 oranındaki vergi ve bütçede tanımlanmış olan sosyal harcamalarla finanse edeceğiz. 800 liranın altında geliri olan yaklaşık 12 milyon 800 bin vatandaşımızın gelirini 800 TL'ye tamamlayacak şekilde bu insanlarımıza VATANDAŞLIK MAAŞI vereceğiz. Bu bir haktır, vatandaşlık hakkıdır. Herkesi mali kayıtlılık altına aldığımız için, herkesin en azından asgari bir geçim seviyesine sahip olmasını temin edeceğiz.

Asla, muhtaç olan, 800 TL'den düşük geliri olan vatandaşlarımızın kapılarına gösterişle, TV kameralarıyla gitmeyeceğiz, onları belediye binaları önünde kuyruklarda reklam etmeyeceğiz ve asla bu geliri sadaka ekonomisinin bir gereği olarak vermeyeceğiz.

Bu ülkenin özgür ve birinci sınıf vatandaşları oldukları için, bu devlete şerefleriyle yurttaşlık yaptıkları için bu maaşı vereceğiz.

Alınları ak, yüzleri pak, kimseden utanmadan, kimseden sıkılmadan, kimseye reklam edilmeden bankaya gidip kartlarıyla maaşlarını çekecekler.

İkincisi Türkiye'de işsizlik önemli bir problemdir. İşsizliğe çözüm projelerimize gelince; bunları maddeler halinde sayacağım.

Türkiye'de şu anda 4C kadrosuna alınacak 175 bin insan var. 200 bin kadro açığı olan öğretmen var. Bunlara iş sağlayacağız.

Eşi çalışmayan kadın memurlarımıza ödenen 100-150 liralık aile yardımlarını 600 liraya çıkartacağız.

Köyüne dönen her vatandaşa 50 koyun vereceğiz. Valla bu alkış köye dönüş özlemini gösteriyor.

Doğu, Güneydoğu İç Anadolu'da ağaçlandırma projeleri kapsamında 100 bin kişiye iş bulacağız.

Süt, Et-Balık Kurumu, Gübre ve Yem sanayinde Kamu Sosyal Teşekkülleri kuracağız, kamu iktisadi teşekkülleri değil. İnsanlar artık süt üretmiyorlar. Hayvancılık öldü, tarım öldü, yem sanayi öldü. Dolayısı ile kamu bazen çok karlı olmasa da yatırımlar yapar. Bu nedenle bunlara kamu iktisadi teşekkülleri değil kamu sosyal teşekkülleri adını veriyoruz. Kamu sosyal teşekküllerinde bir takım yeni yapılanma bu şekilde 50 bin kişi işe alınacak.

Mali kayıt dışılığı önlemek için Vergi ve sigorta denetmeni olarak 20 bin üniversite mezununa iş bulunacak.
Veteriner ve ziraat mühendisi ataması, tarımsal üretimi desteklemek, organik tarımı desteklemek için yaklaşık on bin kişi buradan iş sahibi olacak.

Demiryolu yapımı; 50 bin kişi buradan iş sahibi olacak.

Toplam istihdam 1.400 bin kişidir, maliyeti ise yaklaşık yıllık 12,5 katrilyon liradır. Ayrıca çarpan etkisi nedeniyle kamudaki her dört kişi, özel sektörde bir kişi istihdam eder. Bu da 350 bin kişi yapar. Büyüme etkisi ile birlikte de 508 bin kişiyi de ekliyoruz. Mayınlı arazilerin organik tarıma açılmasıyla 150 bin kişi daha ilave edilmiş olacak.

Bu projelerin Türkiye'ye istihdam olarak katkısı 2.408 bin kişidir. Bu projelerle Türkiye 2.408 bin kişiye iş sağlanmış olacaktır.

Yaklaşık 7 milyon insanımız bundan yararlanacak. Yine 800 liranın altında geliri olan emeklilerimizin maaşlarını 800 liraya çıkaracak bir çalışma yapacağız. Yaklaşık yılda 16 milyar liralık bir maliyeti var. Gerekli telafi edici tedbirler alındıktan sonra haksız ret ve iadelerin % 40 oranında azaltılması ile bu projeyi de finanse etmiş olacağız.

Bir başka önemli teklif ve taahhüdümüz ASGARİ ÜCRETİN VERGİ DIŞI TUTULMASIDIR.

Değerli kardeşlerim şu andaki asgari ücret rakamı, ASGARİ ÜCRET DEĞİL AZAMİ KÖLELİK ÜCRETİDİR.

Saadet Partisi Asgari Ücreti mutlaka Açlık Sınırının üzerinde bir rakama getirecektir. Asgari ücretin vergiden muaf tutulmasının yıllık maliyeti 3 milyar liradır. Ne gariptir ki geçen yıl kriz dolayısı ile işverenlerin ödemekte oldukları primlerin yükünü üstüne alan hükümet, emeğinden ve aldığı asgari ücretinden başka hiçbir şeyi olmayan insanımızdan vergi almayı sürdürmüştür.

Saadet Partisi'nin en temel taahhütlerinden birisidir. ASGARİ ÜCRET 800 LİRA OLACAK VE MUTLAK ŞEKİLDE VERGİ DIŞI TUTULACAKTIR.

DİĞER PROJELERİMİZ adı altında birkaç projemizden daha bahsetmek istiyoruz.

Birincisi öğretim elemanlarının düzeltilmesi; Üniversite öğretim elemanlarının maaşları çok düşük düzeydedir. 5 yıllık bir Profesörün maaşı 3.500 TL'yi geçmemektedir. Araştırma Görevlilerinin ise aylık ortalama geliri 1.700 TL'dir. Bu durumun düzeltilmesi için yaklaşık 20 bin üniversite öğretim elemanına seyyanen aylık bir milyar lira destekleme payı verilecektir. Bunun maliyeti 240 milyon liradır.

İlk ve ortaöğrenim öğrencilerinin beslenme desteği. Bunun maliyeti 2 milyar liradır. Hatırlayacaksınız benim yaşımda olanlar bilir, o zamanlar süt peynir yumurta bir takım şeylerle beslenme desteği vardı. Şunu üzülerek ifade etmek istiyorum, ilköğretim 8 yıla çıkarıldıktan sonra sabah doğru dürüst kahvaltı yapmadan akşama kadar okulda aç duran yüz binlerce öğrencimiz vardır.

Bu çocuklarımızın halinin düzeltilmesi çok düşük bir meblağ ile 2 milyar lira ile mümkündür.

Yine uzak yerlerde oturan ilköğretim öğrencilerinin servis desteği için 500 milyon lira.

Üniversite öğrencilerinin yurt ve burs desteği; prensip olarak, üniversite öğrencilerimizin burslarınıasgari ücretin yarısına çıkarmak kararlılığındayız.

Bunun maliyeti de 2,2. milyar dolardır.

Üniversite hocası olduğum için biliyorum, en büyük rezaletlerden birisi üniversitelerdeki eksik yurt imkanlarıdır. Öğrencilerimizin çoğu yurtların yetersizliği dolayısı ile mağdur olmaktadır. Bir milyar liralık bir maliyet ile 3 yıl içinde yurtlarımız yaklaşık bir milyon kapasiteye çıkarılacaktır.

Diğer projelerin maliyeti ise 6 milyar liradır.

Bu söylediklerimi özetle bu tablonun içerisine koymak lazım. Bunlar projelerimiz. İşsizliğe çözüm projesi, asgari ücretin vergiden muaf tutulması, sosyal refahın artırılması,

Projelerimizin yıllık maliyeti 54,6 katrilyon liradır. Kaynaklar nereden bulunacak?

Muafiyet ve istisnaların yeniden düzenlenmesi ile 14 milyar lira kazanacağız. Haksız ret ve iadelerin @ azaltılması ile 8 bin, lüks tüketim vergilerinin artırılması ile 3 bin, Merkez Bankası kârının P'nin bütçeye gelir kaydı ile bin, kamu yönetimi ve personel reformundan sağlanacak. Tasarruf ile 1000, bütçe içi tasarruflar ile 2.500, net aktif vergilerle ve bütçedeki sosyal harcamalarla da 25,2, Toplam 54,7 milyar TL kaynak bulmuş oluyoruz. Bu rakam şuradan aklınızda kalsın. Biz her yıl faize 56,8 milyar TL ödüyoruz. Yani rantiyeye... Rantiyeye ödediğimizin başka hiç bir kaynağımız olmasa oradan aldıklarımızla bütün bunları yaparız.
Emeklilerin refahını artırma

HEDEF KİTLE: SSK VE BAĞ-KUR EMEKLİLERİ YARARLANACAK KİŞİ SAYISI:

5.025.696 SSK emeklisi,
1.936.769 Bağ-Kur emeklisi,
TOPLAM: 6.962.465 KİŞİ

MEVCUT DURUM:
En düşük Bağ-Kur emeklisi 367 TL

En düşük SSK emeklisi 664 TL almaktadır

YAPILACAK TRANSFER TUTARI:
Bağ-Kur emeklisinin net gelirinin 800 TL olması için ortalama 300 TL ödeme yapılacaktır.
Ortalama SSK emeklisinin net gelirinin 800 TL olması için 150 TL ödeme yapılacaktır.

YILLIK MALİYET:
300X2X12= 7 Milyar

150X5X12=9 Milyar

TOPLAM: 16 Milyar

Emeklilerin ortalama P'sinin 800 TL altında maaş aldığı dikkate alındığında YAPILACAK TOPLAM ÖDEME 8 MİLYAR TL'DİR.

Kaynak: Gerekli telafi edici tedbirler alındıktan sonra haksız "ret ve iadelerin" @ oranında azaltılması ile sağlanacaktır.

Diğerd projeler

ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ELEMANLARININ GELİRLERİNİ İYİLEŞTİRME:
Üniversite öğretim elemanlarının maaşları çok düşük düzeydedir. 5 yıllık bir Profesörün maaşı 3.500 TL'yi geçmemektedir. Araştırma Görevlilerinin ise aylık ortalama 1.700 TL.

Dönersermayeden pay alanlar dışındaki tüm öğretim elemanlarına seyyanen aylık 1.000 TL maaş verilmesi.

MALİYET: 20.000X1.000X12= 240 Milyon

İLK VE ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE BESLENME DESTEĞİ:
Maddi durumu iyi olmayan tüm öğrencilere bedava öğle yemeği verilmesi

5 milyon öğrenciX160 günX2,5 TL= 2 Milyar TL

İLK VE ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE SERVİS DESTEĞİ:
Maddi durumu iyi olmayan ve uzak yerlerde oturan öğrencilerin servis masraflarının kamu tarafından karşılanması: 500 Milyon

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS VE YURT DESTEĞİ:
Öğrenci burslarının asgari ücretin yarısına çıkartılması (400 TL):

817.000X220X12= 2,2 Milyar TL

Kredi Yurtlar Kurumu yatak kapasitesinin 3 yıl içinde 1 milyona çıkartılması: 1 Milyar TL

TOPLAM MALİYET: 6 MİLYAR TL

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.