Erdoğan'dan çarpıcı sözler!

Erdoğan'dan çarpıcı sözler!
USAK tarafından gerçekleştirilen "Değişen Dengeler ve Türkiye'nin önemi" konulu konferansta bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin komşuları ile ilişkileri hakkında çok önemli değrelendirmelerde bulundu. Erdoğan'ı GATA skandalı ile ilgili olarak

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Benim il başkanım veya il genel meclisi üyem güya bir konuşmasında 'peygamber gibi anılan bir başbakan' ifade kullanılıyor. Allah aşkına bir insan; bu cehaletinden olabilir, ne bileyim farklı yaklaşım tarzından olabilir, böyle bir ifadeyi kullanmış diye eğer sen de inançlıysan, bir Müslümansan bunu zaten tasvip edemezsin'' dedi.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumunca (USAK) düzenlenen ''Değişen Dengeler ve Türkiye'nin Artan Önemi'' konulu konferanstaki konuşmasının ardından gazetecilerin, akademisyenlerin ve diplomatların yazılı sorularını yanıtladı.

''(Darbe dönemi bitti) diyorsunuz ama yeni planlar ortaya çıkıyor. Bir de siyasi tansiyon bilinçli olarak mı yükseltiliyor? Dün akşam meclisteki kavga gibi. Böyle bilinçli, programlı komplolar mı var?'' sorusunu Erdoğan, şöyle yanıtladı: ''Şimdi aslında darbe planları noktasındaki şeylerin geçmişi biraz eskiye de dayanıyor. Günübirlik şeyler de değil bunlar. Tabii bunlar darbe planı mıdır, değil midir tartışma konusu olan şeyler. Ama biz bu görüntülere baktığımızda, bu değerlendirmelere baktığımızda bunun izlenimlerini gerçekten alıyoruz. Konuyla ilgili olarak da zaten yargı süreci devam ediyor. Yargı bunun gerekli değerlendirmelerini yapacaktır. Nihai kararını da verecektir. Temennimiz odur ki böyle bir yanlış yapılmamış olsun." 

-''SİYASETTEN ÇEKİLDİKTEN SONRA...''-
Konuyu pazar günü TRT'de anlattığını anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Üç senedir, eşim de ben de biz bu işleri gündeme getirmedik. Gerekli olanlara, gereken yerlere söylediniz mi söylemediniz mi? Söyledim. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki biraz daha zaman kazanacak, ondan sonra belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak belki gündeme getireceğim. Ama ülkem bunları kaldıramaz. Onun için bazı şeyleri söylemek zaman istiyor ama bunun zamanı gelmişti. Niye? Benim ülkemde çok önemli bir sanatçı hasta yatağında. Eşim onu ziyarete gitmek istiyor. Eşini arıyor, 'Memnuniyetle' diyor. Biraz sonra tekrar dönüyor, 'Emine Hanım, böyle böyle bir durum oldu, ne olur biz sizinle dışarda buluşalım' demek suretiyle, dışarda bu görüşmeyi yapıyorlar. Bunun akılla, izanla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu ne ile izah edeceksiniz? Hangi özgürlük çerçevesi içerisinde bunu bir tanıma oturtacaksınız? Bunun demokrasi ile laiklikle, hukuk devleti ile yakından uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesi iken orada bir engelle karşılaşıyorsunuz ve benim vergisini vermek suretiyle, parasını vermek suretiyle her şeyiyle oluşturmuş olduğumuz bir kurumun hastanesinde siz başbakanın eşini 'Burada bu ziyarete gelmesin, burada farklı durumlar meydana çıkabilir, gerginleşme olabilir, şu olur bu olur' gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Biz bu işin üzerine gidemez miydik, gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Bu işin bir boyutu.'' 

-''TAHAMMÜL SINIRLARINI AŞTI''-
Başbakan Erdoğan, dün akşam TBMM'de yaşanan olaya ilişkin olarak da şunları söyledi: ''Benim il başkanım veya il genel meclisi üyem güya bir konuşmasında 'Peygamber gibi anılan bir başbakan' bir ifade kullanılıyor. Değerli arkadaşlar, Allah aşkına bir insan; bu cehaletinden olabilir, ne bileyim farklı yaklaşım tarzından olabilir, böyle bir ifadeyi kullanmış diye siz bunu hiçbir zaman tasvip etmeyen, eğer sen de inançlıysan, bir Müslümansan bunu zaten tasvip edemezsin. Niçin, çünkü peygamberlik zinciri kapanmıştır. Artık bir peygamber yoktur. İkinci bir peygamber olarak biz bu dinin mensupları olarak bunu göremeyiz. Hele hele Tayyip Erdoğan için böyle bir şey söyleyemezsin. Çünkü biz kurulu veya kurulmakta olan tabuları yıkmak üzere gelmiş bir siyasi partiyiz. Ve bana böyle bir yakıştırmayı yapan karşısında arkadaşım gerekenleri söyledi ama ikinci defa söylenince artık bu tahammül sınırlarını aştı. Ve benim partimde böyle bir insan da barınamazdı. Nitekim daha farklı şekilde bunlar söylenmiş ama arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim, ya istifasını alın, ya ihraç edin. Olayın aslı budur. Bunun üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışan basit bir muhalefet anlayışı olay.'' 
Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan diğer başlıklar şöyle:

-"Ben imam hatip mezunuyum. Bundan iftihar duyuyorum, gurur duyuyorum. İmam hatip mezunu olarak beni üniversiteye almadılar ve ben gittim ayrıca bir de lise bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girdim. Bu çileleri çeke çeke biz buralara geldik."

-"Benim çocuklarımın hepsi imam hatip mezunudur. Hepsi de gittiler Amerika'da okudular. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan okudular. Nasıl inanıyorlarsa öyle okudular ve en güçlü üniversitelerinden de mezun oldular, oluyorlar. Buyurun demek ki oluyormuş."

-"Necip Fazıl'ın ifade ettiği gibi, (Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya)"

-"Nüfus kağıtlarında din ile ilgili sütunun olup olmaması çok şeyi değiştirmez. AİHM'in vermiş olduğu kararı ben anormal bir karar olarak görmüyorum."

(AA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.