Erdoğan Romanlarla Kürtleri kıyasladı!
Erdoğan, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK)'nca düzenlenen "Değişen Dengeler ve Türkiye'nin Artan Önemi" konulu konferansta konuştu.
Erdoğan, Kürt meselesinin, Kürt kelimesinin bir dönem tabu olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: "Kürt meselesinin hatta Kürt kelimesinin bu ülkede bir tabu olarak görülmesi, tartışılmaması, konuşulmaması, telaffuz edilmemesi, soruyorum, acaba terörü önlemiş midir yoksa tam tersine terörü beslemiş midir? Bazı inanç gruplarının sorunlarının görmezden gelinmesi Türkiye'ye ne kazandırmıştır? Azınlıkların yok sayılması Türkiye'ye, demokrasimize ne kazandırmıştır? Hiçbir şey kazandırmamış, tersine kaybettirmiştir. Başını kuma gömerek sorunları yok sayanlar, o sorunların daha kronik hal almasına neden olarak çok büyük kötülük yapmışlardır. Geçmişte bu yanlışlara biz de düştük, onu da söyleyeyim ama şimdi bu yanlışlarla yüzleşme dönemidir."
"SIRTIMIZDA YUMURTA KÜFESİ YOKTU"
Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi konusunda hiçbir yavaşlamayı kabul etmediklerin ifade eden Erdoğan, "Demokratikleşme noktasında, demokratik açılım, 'Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi' biz hiçbir zaafı, hiçbir yavaşlamayı kabul etmiyoruz. Demek ki sırtımızda o zaman küfe yoktu. Yumurta küfesini kastediyorum ama şimdi yumurta küfesini alınca bu küfenin içindeki bu yumurtalar sorunları teşkil ediyor. Bunları şimdi bizim tek tek sırtımızdan atmamız lazım. Hükümet olarak taviz vermemiz, hız kesmemiz asla söz konusu olmayacaktır. Bedeli ne olursa olsun söz konusu olmayacaktır." diye konuştu.
Erdoğan, hükümet olarak çetelere, mafyaya, hukuk dışı örgütlenmelere karşı son derece kararlı bir mücadele başlattıklarını belirterek, "Yıllardır dokunulamayan, sorgulanamayan oluşumlar yargının önüne çıkarıldı. Bugün çetelerin, mafyanın, hukuk dışı örgütlenmelerin serbestçe ve özgürce tartışılıyor olması büyük önem taşıyor. Gelecekte bu tür örgütlenmelerin ortaya çıkmasını bu süreç önleyecek. Türkiye'de darbeler dönemi kapandı. Gelecekte de demokrasiye yönelik müdahaleleri önleyecek olan aslında işte bu serbest tartışma zeminidir. Herkesin hak ve hukukunun bilinmesidir ve herkes de hak ve hukukunu bilecektir. Demokrasi ve hukukun kökleşmesidir aslolan. Demokrasinin kendisine zarar vermeden, kurumlarımızı yıpratmadan, topluma korku ve gerilim yaymadan yapılan her tartışma demokrasimizi bir adım daha yukarıya taşıyacak faydalı bir tartışmadır." şeklinde konuştu.
ROMAN VATANDAŞLARIN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Roman vatandaşlarımın sorununun, Kürt kökenli vatandaşların sorunlarından çok ama çok daha önde olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Benim Kürt kökenli vatandaşlarım veya inanç gruplarından bazıları diyorlar ki 'Biz devletin üst kademelerinde veya parlamentoda yer almıyoruz'. Alakası yok ya. Parlamentoda da bal gibi yer alıyorlar, devletin üst kademelerinde de en önemli yerlerde sayıca da ciddi manada varlar. Ama araştırın bakın bakalım kaç tane Roman vatandaşım var? Parmak sayılarını bulabilir misiniz? O senin vatandaşın değil mi? Onun önünü açtın mı? Bir Roman anne bana, 'Ben çocuğumu okula gönderdiğimde sınıfı boşalttılar' dedi. Bunun, sorumlulukların gereği yerine getirilemedi. Öyleyse bunu çözmek zorundayız." ifadesini kullandı.
KÖPEKLER 'ARAP' DİYE ÇAĞRILIRDI
Erdoğan, Türkiye'nin son dönemde Ortadoğu ülkeleriyle artan ilişkilerini hatırlatarak, konuşmasına şöyle devam etti: "Özellikle 1940'ların sonundan itibaren Türkiye'nin Ortadoğu bölgesiyle ilişkileri, hep şöyle olmuştur: 'Araplar bizi arkadan vurdu'. Hep bunu söylerler. Hatta ben, avami olacak kusura bakmayın ama köpekleri bile 'Arap, arap' diye çağıran bir anlayışı yaşadık bu ülkede. Yakıştırma buydu. Yanlış ve son derece çirkin bir sloganla irtibatlar, ilişkiler kesilmiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir kaç Arap kabilesinin isyan ettiği ve İstanbul Hükümeti'nin de son derece yanlış uygulamaları neticesinde bu isyanın geniş kitlelerde yankı bulduğu bir gerçektir. Ancak dış politika ekseninin böyle bir sloganla şekillenmiş olması fevkalade yanlıştır. Türkiye'ye de hiçbir şey kazandırmamıştır."
"AB müzakerelerle ilgili mühlet mi veriyorsunuz?" yönündeki soruya Erdoğan, şu cevabı verdi: "Bizim mühletimiz seneli değil de ucu açık bir mühlet. Şu anda fasıllar tartışılıyor. Bu noktada gerek Fransa'nın gerek Güney Kıbrıs'ın ileri sürdüğü engeller, müktesebat içinde değil. Sürekli engelliyorlar. Böyle saçmalık olmaz. Dönem başkanlarından bir tanesi bu işte ağırlığını koyacak nasıl bu yanlışı yapmışlarsa bu yanlışı tekrar düzeltmek suretiyle müzakere sürecini hızlandıracaklardır. Bu dönem çok farklı bir önem veriyorum. İspanya dönem başkanlığında bu fasılların müzakeresinde bir farklılık olacaktır diye düşünüyorum. Olur veya olmaz bunlar bizim için çok çok önemli değil. Siyasi kriterler noktasında AB bizi devamlı engellemeye devam ederse, bizim yapacağım iş, Kopenhag siyasi kriterlerini karşısı hazırdır, Ankara siyasi kriterleri."
"Kıbrıs, AB ile ilişkilerimizi bozuyor. B planınız var mı? " sorusuna ise Erdoğan, "Bütün planlarımızı ortaya koyduk. Bundan sonraki gelişmeler bu planlarımızın güncellenmesini getirecektir." diye cevap verdi.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.