Pirinç-ek sünnetçiyi tövbe ettirdi
İpsizler Partisi Genel Başkanı Dov-Gu Pirinç-Ek, sünnetin yasaklanması için kampanya başlattı. üç ay sonra okullar tatile girdiğinde sünnet sezonunun açıldığını, birçok kuruluşun bu dönemde toplu sünnetler yaptığını belirten Perinçek "bu kampanyayla, sezon açılmadan sünnetin yasaklanmasını amaçladıklarını, isteyen gençlerinse 18 yaşından sonra ailelerinin baskısı olmadan kendi arzularıyla sünnet olabilmelerini" hedeflediklerini belirtti.
Pirinç-Ek, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında kampanya çerçevesinde ilk olarak kendi partililerinin çocuklarının sünnet olmalarını yasakladıklarını, Aydınlık Dergisinde ve Ulusal TV'de de "sünnetin zararları" konusunda yazı dizileri, programlar ve açık oturumlar yayınlayacaklarını kaydetti. Bu arada basın toplantısının sonunda büyük bir sürpriz yaparak özal Döneminin meşhur sünnetçisi Kemal özkan'ı getiren Pirinç-Ek, basın mensupları ve partililer önünde tövbe ettirdi. 40 yılı aşkın meslek yaşamında yüzbinlerce kişinin canını boş yere acıttığını ve kan akıttığını belirten özkan tövbe ederek usturalarını parçaladı. özkan, 111.840 parçadan oluşan nadide koleksiyonunu da "çankaya Belediyesi Tuncay özkin Hayvan Barınağı"na bağışladığını gözyaşları içinde açıkladı.
Dov-Gu Pirinç-Ek de, "Sünnet siyasal simgedir. Hemen yasaklansın!" kampanyasını niçin başlattıklarını ve amaçlarını şöyle anlattı;
"1)Sünnet, mahalle baskısına en güzel bir örnektir. Bildiğiniz gibi sünnet düğünlerinin bir kısmı mahallelerde yapılmakta ve özellikle gürültülü müzik ve oyun havaları mahallenin diğer sakinlerinin kendilerini baskı altında hissetmelerine yol açmaktadır.
2)Sünnet çocuklarına giydirilen kıyafetlerdeki ''Maşallah'' yazısı, bu körpe dimağları kaderciliğin kara ellerine teslim etmektedir. İşte bu çocuklar da ileriki yaşlarında, "ödevini yarın getirir misin?" şeklinde yöneltilen soruya, ''İnşallah'' diye cevap vermekte, bu cevap da diğer öğrenciler üzerinde baskı unsuru oluşturmaktadır.
3)Sünnet, türbandan bile daha tehlikelidir. En azından türban, görülüp başı ezilebilen bir tehlikedir. Oysa sünnet, sinsi ve gizli yollardan amacına ulaşmak için çalışmanın simgesi haline gelmektedir.
4)Sünnet olan çocuklara ''sünnet çocuğu'' denmektedir. Oysa bu hiç de övünülecek bir unvan olmayıp bilakis çocuklarımızın ''cumhuriyet çocuğu'' olması, ülkemizi ilerletecek yegane güçtür.
6)Bilindiği gibi sünnet operasyonu sırasında dualar okunmaktadır. Bu merasim, yaşları küçük olan çocukların beyinlerinin yıkanması anlamına gelmektedir.
7)Sünnet masum bir operasyon olarak gösterilemez. Sünnet operasyonu ile, ''şeriatın kestiği parmak acımaz'' sözüne gönderme yapılmakta, böylece çocuklar "şeriatçı" olarak yetiştirilmek istenmektedir.
8)Dolayısıyla sünnet Türk halkını "inananlar ve inanmayanlar", dünyayı ise "sünnetliler ve sünnetsizler" şeklinde kamplara ayırmaktadır.
İşte bu sebeplerle, masum bir operasyon olarak gösterilmeye çalışılan sünnetin basbayağı siyasal ve bölücü bir simge olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Sünnetin yasaklanması, bizi çağdaş uygarlık düzeyine ve laikliğin zirvesine çıkaracak üstelik çakralarımızı açıp Nirvana'ya ulaştıracak en önemli adımdır."
(İnternette dolaşan anonim metinden yararlanılarak hazırlanmıştır. İsmi olmayan 'adsız kahraman'a teşekkürlerimle...)
(Rıfat Yörük - habervaktim / Mizah)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.