MHP'li Osman Durmuş günah çıkardı!
Yayınlanma:
MHP Kırıkkale milletvekili Osman Durmuş Kırıkkale'de düzenlediği kahvaltı ile basın mensuplarıyla buluştu. İşte basın toplantısında yaptığı konuşma;
"2 Şubat 2010 Salı günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı hakkında MHP grubunun verdiği gensoru önergesi üzerinde önerge sahipleri adına kişisel görüşlerimi belirtmek üzere söz almıştım. Bu konuşmamda toplum mühendisliğine soyunan Başbakan’ın işçileri, bakkalları, eczacıları, doktorları yok etmeye çalıştığını Anayasanın 49. Maddesini açıklayarak ifade ettim. “Eskiden olduğu gibi sokak arası bakkallar yaşayamaz, belki aralarında hipermarket kuracaklar, hayatın gerçeği bu” diyerek bakkallarında yok edilmek istendiğini ifade ettim.
Eczacılarla ilgili kavganın Başbakanın hısım, akrabalarının ve küresel sermayenin kuracağı zincir eczanelerle ilgili olduğunu söyledim. Eczacılara ancak hipermarkette tezgâhtar olarak çalışabileceklerini AKP Grup Başkanvekili söylemiştir.
Kamunun 1300 hastanesi, Hastane Birlikleri Yasası ile 400’e indirilecek, yönetimi Ticaret Odalarına bırakılacak, akraba ve hısımların küresel sermaye ile birlikte kuracağı zincir hastanelere hasta bulacaklarını ve yer açacağını açıklamıştım. Bu doğruları açıklarken doktorlara reva görülen muameleyi teşbihle izah etmeye çalıştım.
Gensoru Ömer DİNÇER ile ilgili olmakla birlikte Tekel işçileri dahil her konuda Başbakanın bizzat müdahil olduğunu küresel direktifler doğrultusunda toplum mühendisliği yaptığını ifade etmiştim.
Bu vesileyle konuşmamın genel teması Başbakan Erdoğan’la ilgili olmuştur. Başbakan ve Bekir BOZDAĞ tarafından çarpıtılan, iftiraya dönüşen ve ağız dolusu hakaretlere muhatap olduğum sözlerim TBMM tutanaklarında mevcuttur. Konuşmama ek olarak ta sizlere sunulmuştur. Konuşmamda ARINÇ ile ilgili sorum cevapsız kalmıştır. Anayasa Mahkemesi ile ilgili eleştirim göz ardı edilmiştir.
Başbakan Şubat’ın ilk haftasında eşi hanımefendiyi konuşmasında özne yaparak GATA’ya alınmadığı ile ilgili serzenişte bulunmuştur. Kamuoyu yoklamalarında düşüşe geçen AKP’yi iki ayrı konuda öne çıkarmak istemiştir. Birincisi; eşinin Gülhane’ye ziyaretçi olarak alınmadığı iddiasıdır. Başbakanlık icraat makamıdır, sızlanma makamı değildir. Böyle bir olay oldu ise derhal üzerine gidip böyle bir davranışta kim bulundu ise hakkında soruşturma açtırıp, gereğini yapabilirdi. Üç yıl susmuş, ekonomik kriz milleti perişan etmiş, gündemi karatmak için her hafta bir sanal gündem yaratan Başbakanın bu çarpıtmalarını tek tek çürütüyoruz. Domuz gribinde düştükleri durum ortadadır.
Bu yeni gündemini bir teşbih cümlesi ile eleştiriyorum. Benim cümlemin öznesi ağlayıp sızlayan Başbakan’dır. Ne GATA’daki doktorlar nede eşi hanımefendidir. Kendi seçim stratejisi ve propagandasına uygun buldukları için bu cümlemin öznesini, tümlecini ve yüklemini ters yüz etmektedir. Cümledeki üslup kendi tercihimdir. Ben muhalefet milletvekili olarak bazı televizyon yorumcularının söylediği gibi uzlaşmacı ve şirin görünmek zorunda değilim. Bir gensoru üzerinde konuşuyorum. Kabulü halinde hükümet güven oylaması ile düşmesi dahi söz konusudur. Ne iş takipçisiyim nede ihale peşindeyim. Ben Tayyip Erdoğan hükümetinin yanlışlarını söylemek durumundayım. Gerçek gündemi gizlemek isteyenlerin maskesini düşürmek istiyorum. Benim cümlem çok açıktır. Yandaş basın Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan cümlemi ters yüz ediyor. Başbakanın ifadesi ile eşi hanımefendiye laf atıyormuşum. Yok efendim Peygamber efendimize dil uzatıyormuşum. Bu bir iftiradır, bühtandır, zulümdür. Zulüm hiçbir zaman payidar olamaz. Güneş balçıkla sıvanamaz. Zulmeden her kişi, yeryüzündeki her şeye sahip olsa, azaptan kurtulmak için onu kesinlikle gözden çıkarırdı.(Yunus, A.54)
İftira ve yalandan Allah’a sığınırım “ Ey iman edenler Allah’ın ve resulünün önüne geçmeyin Allah’tan korkun. ( Hucurat 1)“ Muhammed, erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat Allah’ın elçisi peygamberlerin sonuncusudur. “Kim Allah ve resulüne başkaldırırsa, artık o apaçık sapıklığa düşmüştür” (Ahzap 36).
Hz. Muhammed’den sonra yeni bir peygamber geleceği konusunda ortaya atılan iddialar, Kur’an’ın bu apaçık hükmünü Hz. Muhammed’in “Hatemü’n nebiyyin” (peygamberlerin sonuncusu) olduğu inancını inkârdan başka bir şey değildir. (İlmihal cilt I,s.107) Allah her şeyi bilendir”
Tartışma konusu cümle şudur: “Hele beyaz gömlekli doktorlar yok mu? Nejat UYGUR’u ziyaret etmek isteyen hanımefendiye “Gülhane’ye gelmeyin” demişler. Sizi gidi beyaz gömlekliler sizi! Üç beş kuruşu görünce kendinizi ne sanıyorsunuz? Peygamber olarak anılan bir başbakanın eşini nasıl kabul etmezsiniz? Üç beş kuruş paranıza mı güveniyorsunuz? Sizin muayenehanelerinizi kapatsın da bir görün.”
Eczacılarla ilgili kavganın Başbakanın hısım, akrabalarının ve küresel sermayenin kuracağı zincir eczanelerle ilgili olduğunu söyledim. Eczacılara ancak hipermarkette tezgâhtar olarak çalışabileceklerini AKP Grup Başkanvekili söylemiştir.
Kamunun 1300 hastanesi, Hastane Birlikleri Yasası ile 400’e indirilecek, yönetimi Ticaret Odalarına bırakılacak, akraba ve hısımların küresel sermaye ile birlikte kuracağı zincir hastanelere hasta bulacaklarını ve yer açacağını açıklamıştım. Bu doğruları açıklarken doktorlara reva görülen muameleyi teşbihle izah etmeye çalıştım.
Gensoru Ömer DİNÇER ile ilgili olmakla birlikte Tekel işçileri dahil her konuda Başbakanın bizzat müdahil olduğunu küresel direktifler doğrultusunda toplum mühendisliği yaptığını ifade etmiştim.
Bu vesileyle konuşmamın genel teması Başbakan Erdoğan’la ilgili olmuştur. Başbakan ve Bekir BOZDAĞ tarafından çarpıtılan, iftiraya dönüşen ve ağız dolusu hakaretlere muhatap olduğum sözlerim TBMM tutanaklarında mevcuttur. Konuşmama ek olarak ta sizlere sunulmuştur. Konuşmamda ARINÇ ile ilgili sorum cevapsız kalmıştır. Anayasa Mahkemesi ile ilgili eleştirim göz ardı edilmiştir.
Başbakan Şubat’ın ilk haftasında eşi hanımefendiyi konuşmasında özne yaparak GATA’ya alınmadığı ile ilgili serzenişte bulunmuştur. Kamuoyu yoklamalarında düşüşe geçen AKP’yi iki ayrı konuda öne çıkarmak istemiştir. Birincisi; eşinin Gülhane’ye ziyaretçi olarak alınmadığı iddiasıdır. Başbakanlık icraat makamıdır, sızlanma makamı değildir. Böyle bir olay oldu ise derhal üzerine gidip böyle bir davranışta kim bulundu ise hakkında soruşturma açtırıp, gereğini yapabilirdi. Üç yıl susmuş, ekonomik kriz milleti perişan etmiş, gündemi karatmak için her hafta bir sanal gündem yaratan Başbakanın bu çarpıtmalarını tek tek çürütüyoruz. Domuz gribinde düştükleri durum ortadadır.
Bu yeni gündemini bir teşbih cümlesi ile eleştiriyorum. Benim cümlemin öznesi ağlayıp sızlayan Başbakan’dır. Ne GATA’daki doktorlar nede eşi hanımefendidir. Kendi seçim stratejisi ve propagandasına uygun buldukları için bu cümlemin öznesini, tümlecini ve yüklemini ters yüz etmektedir. Cümledeki üslup kendi tercihimdir. Ben muhalefet milletvekili olarak bazı televizyon yorumcularının söylediği gibi uzlaşmacı ve şirin görünmek zorunda değilim. Bir gensoru üzerinde konuşuyorum. Kabulü halinde hükümet güven oylaması ile düşmesi dahi söz konusudur. Ne iş takipçisiyim nede ihale peşindeyim. Ben Tayyip Erdoğan hükümetinin yanlışlarını söylemek durumundayım. Gerçek gündemi gizlemek isteyenlerin maskesini düşürmek istiyorum. Benim cümlem çok açıktır. Yandaş basın Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan cümlemi ters yüz ediyor. Başbakanın ifadesi ile eşi hanımefendiye laf atıyormuşum. Yok efendim Peygamber efendimize dil uzatıyormuşum. Bu bir iftiradır, bühtandır, zulümdür. Zulüm hiçbir zaman payidar olamaz. Güneş balçıkla sıvanamaz. Zulmeden her kişi, yeryüzündeki her şeye sahip olsa, azaptan kurtulmak için onu kesinlikle gözden çıkarırdı.(Yunus, A.54)
İftira ve yalandan Allah’a sığınırım “ Ey iman edenler Allah’ın ve resulünün önüne geçmeyin Allah’tan korkun. ( Hucurat 1)“ Muhammed, erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat Allah’ın elçisi peygamberlerin sonuncusudur. “Kim Allah ve resulüne başkaldırırsa, artık o apaçık sapıklığa düşmüştür” (Ahzap 36).
Hz. Muhammed’den sonra yeni bir peygamber geleceği konusunda ortaya atılan iddialar, Kur’an’ın bu apaçık hükmünü Hz. Muhammed’in “Hatemü’n nebiyyin” (peygamberlerin sonuncusu) olduğu inancını inkârdan başka bir şey değildir. (İlmihal cilt I,s.107) Allah her şeyi bilendir”
Tartışma konusu cümle şudur: “Hele beyaz gömlekli doktorlar yok mu? Nejat UYGUR’u ziyaret etmek isteyen hanımefendiye “Gülhane’ye gelmeyin” demişler. Sizi gidi beyaz gömlekliler sizi! Üç beş kuruşu görünce kendinizi ne sanıyorsunuz? Peygamber olarak anılan bir başbakanın eşini nasıl kabul etmezsiniz? Üç beş kuruş paranıza mı güveniyorsunuz? Sizin muayenehanelerinizi kapatsın da bir görün.”
Şimdi soru şu:
·Peygamber olarak anılan kim? Tayyip Erdoğan,
·Anan kim? AKP Aydın eski İl Başkanı İsmail Hakkı ESER, şimdi İl Genel Meclisi Üyesi.
·Hangi tarihteki konuşmasında?14 Kasım 2008 de.
·Ne diyor? Erdoğan’a “Bizim için adeta bir peygamberdir” dinleyen AKP’lilerde alkışlıyor. Yazık…
·Bu uyarıyı 13 Mart 2009 da MHP Grup Başkanvekili Sayın Oktay VURAL, basın toplantısında yaptı ve bu söylemin kınanmasını istedi. Ses kaydını dinletip, CD’sini dağıttı. On bir ay sonra ben bir defa daha hatırlattım. Tövbe fırsatı verdim, hala tövbe edeceğine benim Peygamber efendimizle istihza ettiğim söyleyerek çarpıtıyor. Bir istihza varsa bu cümlede Peygamber olarak anılan kişi ile ilgilidir. Kim bu kişi? Tayyip Erdoğan.
·İslam’ın emridir, İslam’a saldırana, Peygambere eş koşulana buğz etmek imandandır, imanında en zayıf itirazıdır bu.
·Başbakan bu açıklamalar karşısında her hangi bir işlem yaptı mı? Hayır. Ne yapabilirdi?
·Bu densizliği yapan İl Başkanına sen “Peygamberlik zincirinin bittiğini bilmiyor musun” Peygamber efendimize bu saygısızlıktan utanmıyor musun? Tövbe istiğfar et diyebilirdi. Söyledi mi? Hayır, suskunluğu tercih etti. Kendisine yazık etti.
·Hala fırsat varken tövbe etmeli ve kendisini uyaran Osman DURMUŞ’a teşekkür edip, İslam âleminden özür dilemelidir. Benim konuşmamdan sonra il Genel Meclisi üyesinin istifasını istedi ve aldı. Hani yalandı, hani iftira etmiştik. İl Genel Meclisi üyeliği ile taltif ettiği kişiyi görevden alması yetmez. Tövbe etmelidir. Yoksa Peygamberlik yakıştırmasından hoşlandığı ve bu densizliği yapanı hoş gördüğü düşünülür. Bu haddini bilmezliği açıklayan Oktay VURAL ve Osman DURMUŞ’a kızgınlığını sözlerimizi çarpıtarak Türk Milletinin aklıyla alay etmektedir.
·Bir Müslüman’ın Müslüman olmadığını ilan etmek bu yetmiyormuş gibi iftira etmek ve edep dışı tavırlarını sürdürmek inananlar için büyük günahtır.
·Hanımefendiyi türbanlı olduğu için Gülhane’ye almayanları övdüğümüz gibi bir ifade sözlerimden çıkarabilmek için sadece cahil olmakla izah edemezsiniz. Burada art niyet var ve turban istismarına fırsat bulduğunu sanıyor.
·Hanımefendi ile ilgili mesele 2007 de olmuş 3 yıl susmuş, sanki başbakanlık makamı ağlama ve sızlanma makamı imiş gibi iki gün önce kendisi dile getiriyor. Hiciv ettiğimiz Başbakanın tutumudur. Gülhane Komutanını ararsın bu şekilde cevap verenler hakkında soruşturma açılmasını istersin. Yerli yersiz Genel Kurmay Başkanı’nın senin memurun olduğunu söylüyorsun, niçin o zaman halletmedin. Eşine reva görülen muameleyi seçim gündeme geldiğinde ısıtıp ortaya sürüyorsun, bu meseleyi her vesileyle istismar ediyorsun. Amerikan vatandaşı Merve KAVAK’çı şovunu arzuluyorsun.
AKP Grup Başkan Vekili Bekir BOZDAĞ; ‘Ak Partiye gönül vermiş insanların içinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına Peygamber diyen bir densiz çıkmamıştır. Ama bunu bu kürsüden ifade edenler çıkmıştır. Burada kınanması gereken nedir biliyor musunuz? Başı örtülü diye bu ülkenin Başbakanın eşini GATA’ya almayan zihniyeti kınamak lazımken gelip nereye bağlıyorlar bunu? Değerli arkadaşlar biz bu zihniyete çok alışığız. Erkek ürkek deyip Meclisin kapısında Nesrin ÜNAL’ın başını açtıran anlayışı da biliyoruz’ diyor.
Dr. Nesrin ÜNAL’ı gündeme getirip kişilik haklarına saldırıyor “erkeklik ve ürkekliğimizden” bahsediyor. Bizim bunu cevapsız bırakmamızı bekliyor.
Sataşmadan dolayı söz alıyorum.
İPhone telefon ekranından internete girip şunları okuyorum.” İnternet sitesine girerseniz, il başkanınız, şu anda il genel meclisi üyeniz İsmail Hakkı ESER14 Kasım 2008’de yaptığı konuşmada Başbakana bağlılığını belirttikten sonra ‘Bizim için adeta ikinci bir Peygamberdir” sözünü kullanmıştır.
Bunun sesli kayıtları da var.
Ben isterdim ki Peygamber gibi anılmak hakaret olarak anılmamalı, (aksine peygambere eş koşana saygısızlık yapana haddi bildirilmeliydi) tam tersi Sayın Tayyip Erdoğan’a Peygamberlik izafe edildiğinden dolayı hicap duyup, Milletten, Müslümanlardan “Estağfurullah ben Peygamber değilim demesini beklerdim”
Değerli Milletvekilleri, Sayın Grup Başkanvekiliniz Antalya Milletvekilimiz Nesrin Hanımefendi’nin kendi gönlüyle Meclis’te başı açık oturmasını kınarken, şurada oturanların birçoğunun, şurada oturan birçok hanımefendinin dışarıda başı kapalı, burada başı açıkken, Yani siz, bu hanımefendiler başörtüsüne karşı mı? İstismara gelince varsınız, iftiraya gelince varsınız, dışarıda başınızı örtersiniz burada açarsınız, başkasının iffetinden bahsedersiniz. Ayıptır ayıp, Utanın utanın…
Sayın milletvekilleri, âlemi sersem yalnız kendinizi akıllı görmeyin. YÖK Kanunun ek 17. maddesinin değiştirilmesi için namus ve şeref sözü sayılan imzayı MHP Grup Başkanları ile birlikte attınız mı atmadınız mı? Niçin çıkarmadınız YÖK’le ilgili başörtüsüyle ilgili yasayı çıkarmadınız. Korkaksınız.
Siz kaçaksınız. Siz kanun kaçağısınız, Anayasa kaçağısınız. Biz Hak bildiğimiz doğru bildiğimiz yolda tek başına da kalsak mücadeleden yılmayız. Ne uluslar arası sermayeye arkamızı dayarız, ne de din istismarına dayarız. Ne de kız kardeşimin, bacımın ve eşimin başının örtüsünü başkasına tartıştırırız. Siz fotoğraflarla basının önüne bakanlarınızın eşlerini çıkaracak kadar utanmazca.
İkinci istismar ettiği konu İmam Hatip Liseleridir. İmam Hatip Liseleri ile ilgili MHP grubu eşit katsayı kanun teklifini Meclise sunmuştur. Destekleyecek mi yoksa istismara devamı edecek?
Ondan sonra başbakanın saldırgan bir üslupla yaptığı Başbakan işaret parmağı ile Osman DURMUŞ’u göstererek Sen, Sen, Sen… Bu sırda AKP Milletvekilleri kürsüsünün önünden MHP sıralarına doğru yürüyor. Başbakan el işaretiyle teşvik ediyor Recep AKDAĞ gözlüğünü ve ceketini çıkarıyor. Gel ulan gel bakayım diye saldırıya geçiyor.
Başbakan ne yapıyorsunuz yerinize dönün ve oturun demiş midir? Dememiştir ne yapmak istemiştir, 338 kişilik grubunu 60 kişilik MHP grubuna saldırtmış neticeyi görmek için kürsüden seyretmektedir. Bu arada Cemil ÇİÇEK koluna girip Başbakanı dışarıya kaçırmıştır. Allah sonumuzu hayır eylesin ne günlere kaldık. Sözlü cevap yetiştiremeyenler yumruklarla susturmaya çalışıyorlar.
Saygıdeğer Basın Mensupları,
Ben Hacı Abdullah ve Hüseyin’in torunu, Hacı Ali, Hacı İsmail ve Mustafa’nın yeğeni, Mehmet ve Elif’in Oğlu, Yüce Allah’ın kulu, Hazreti Muhammed’in ümmeti, İmamı Azam Ebu Hanefi’nin müntesibi Türk ve Müslüman Osman DURMUŞ. Her abdestte “Amentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusülihi ve’l-yevmi’l-ahiri ve bi’l kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teala ve’l-ba’sü ba’de’l-mevti hakkun. Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhü ve rasülüh” diyorum şimdide söz ve akılla ikrar ettim. “Bir şeyi açıklasanız da, gizleseniz de şüphesiz Allah her şeyi bilir”(Ahzap 54)
İftira ve yalandan Allaha sığınırım Allah her şeyi bilendir”
“Yüce Allah’ın şanı yücedir, doğruların yardımcısıdır. Bizi onun yolundan ayrılanlardan, sapıtanlardan etmesin. Âmin! Biliniz ki hepimizin üzerinde gözcü yazıcılar var yaptıklarımızı biliyorlar. Ceza günü o hesabı hepimiz vereceğiz.
Saygılarımla."
·Peygamber olarak anılan kim? Tayyip Erdoğan,
·Anan kim? AKP Aydın eski İl Başkanı İsmail Hakkı ESER, şimdi İl Genel Meclisi Üyesi.
·Hangi tarihteki konuşmasında?14 Kasım 2008 de.
·Ne diyor? Erdoğan’a “Bizim için adeta bir peygamberdir” dinleyen AKP’lilerde alkışlıyor. Yazık…
·Bu uyarıyı 13 Mart 2009 da MHP Grup Başkanvekili Sayın Oktay VURAL, basın toplantısında yaptı ve bu söylemin kınanmasını istedi. Ses kaydını dinletip, CD’sini dağıttı. On bir ay sonra ben bir defa daha hatırlattım. Tövbe fırsatı verdim, hala tövbe edeceğine benim Peygamber efendimizle istihza ettiğim söyleyerek çarpıtıyor. Bir istihza varsa bu cümlede Peygamber olarak anılan kişi ile ilgilidir. Kim bu kişi? Tayyip Erdoğan.
·İslam’ın emridir, İslam’a saldırana, Peygambere eş koşulana buğz etmek imandandır, imanında en zayıf itirazıdır bu.
·Başbakan bu açıklamalar karşısında her hangi bir işlem yaptı mı? Hayır. Ne yapabilirdi?
·Bu densizliği yapan İl Başkanına sen “Peygamberlik zincirinin bittiğini bilmiyor musun” Peygamber efendimize bu saygısızlıktan utanmıyor musun? Tövbe istiğfar et diyebilirdi. Söyledi mi? Hayır, suskunluğu tercih etti. Kendisine yazık etti.
·Hala fırsat varken tövbe etmeli ve kendisini uyaran Osman DURMUŞ’a teşekkür edip, İslam âleminden özür dilemelidir. Benim konuşmamdan sonra il Genel Meclisi üyesinin istifasını istedi ve aldı. Hani yalandı, hani iftira etmiştik. İl Genel Meclisi üyeliği ile taltif ettiği kişiyi görevden alması yetmez. Tövbe etmelidir. Yoksa Peygamberlik yakıştırmasından hoşlandığı ve bu densizliği yapanı hoş gördüğü düşünülür. Bu haddini bilmezliği açıklayan Oktay VURAL ve Osman DURMUŞ’a kızgınlığını sözlerimizi çarpıtarak Türk Milletinin aklıyla alay etmektedir.
·Bir Müslüman’ın Müslüman olmadığını ilan etmek bu yetmiyormuş gibi iftira etmek ve edep dışı tavırlarını sürdürmek inananlar için büyük günahtır.
·Hanımefendiyi türbanlı olduğu için Gülhane’ye almayanları övdüğümüz gibi bir ifade sözlerimden çıkarabilmek için sadece cahil olmakla izah edemezsiniz. Burada art niyet var ve turban istismarına fırsat bulduğunu sanıyor.
·Hanımefendi ile ilgili mesele 2007 de olmuş 3 yıl susmuş, sanki başbakanlık makamı ağlama ve sızlanma makamı imiş gibi iki gün önce kendisi dile getiriyor. Hiciv ettiğimiz Başbakanın tutumudur. Gülhane Komutanını ararsın bu şekilde cevap verenler hakkında soruşturma açılmasını istersin. Yerli yersiz Genel Kurmay Başkanı’nın senin memurun olduğunu söylüyorsun, niçin o zaman halletmedin. Eşine reva görülen muameleyi seçim gündeme geldiğinde ısıtıp ortaya sürüyorsun, bu meseleyi her vesileyle istismar ediyorsun. Amerikan vatandaşı Merve KAVAK’çı şovunu arzuluyorsun.
AKP Grup Başkan Vekili Bekir BOZDAĞ; ‘Ak Partiye gönül vermiş insanların içinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına Peygamber diyen bir densiz çıkmamıştır. Ama bunu bu kürsüden ifade edenler çıkmıştır. Burada kınanması gereken nedir biliyor musunuz? Başı örtülü diye bu ülkenin Başbakanın eşini GATA’ya almayan zihniyeti kınamak lazımken gelip nereye bağlıyorlar bunu? Değerli arkadaşlar biz bu zihniyete çok alışığız. Erkek ürkek deyip Meclisin kapısında Nesrin ÜNAL’ın başını açtıran anlayışı da biliyoruz’ diyor.
Dr. Nesrin ÜNAL’ı gündeme getirip kişilik haklarına saldırıyor “erkeklik ve ürkekliğimizden” bahsediyor. Bizim bunu cevapsız bırakmamızı bekliyor.
Sataşmadan dolayı söz alıyorum.
İPhone telefon ekranından internete girip şunları okuyorum.” İnternet sitesine girerseniz, il başkanınız, şu anda il genel meclisi üyeniz İsmail Hakkı ESER14 Kasım 2008’de yaptığı konuşmada Başbakana bağlılığını belirttikten sonra ‘Bizim için adeta ikinci bir Peygamberdir” sözünü kullanmıştır.
Bunun sesli kayıtları da var.
Ben isterdim ki Peygamber gibi anılmak hakaret olarak anılmamalı, (aksine peygambere eş koşana saygısızlık yapana haddi bildirilmeliydi) tam tersi Sayın Tayyip Erdoğan’a Peygamberlik izafe edildiğinden dolayı hicap duyup, Milletten, Müslümanlardan “Estağfurullah ben Peygamber değilim demesini beklerdim”
Değerli Milletvekilleri, Sayın Grup Başkanvekiliniz Antalya Milletvekilimiz Nesrin Hanımefendi’nin kendi gönlüyle Meclis’te başı açık oturmasını kınarken, şurada oturanların birçoğunun, şurada oturan birçok hanımefendinin dışarıda başı kapalı, burada başı açıkken, Yani siz, bu hanımefendiler başörtüsüne karşı mı? İstismara gelince varsınız, iftiraya gelince varsınız, dışarıda başınızı örtersiniz burada açarsınız, başkasının iffetinden bahsedersiniz. Ayıptır ayıp, Utanın utanın…
Sayın milletvekilleri, âlemi sersem yalnız kendinizi akıllı görmeyin. YÖK Kanunun ek 17. maddesinin değiştirilmesi için namus ve şeref sözü sayılan imzayı MHP Grup Başkanları ile birlikte attınız mı atmadınız mı? Niçin çıkarmadınız YÖK’le ilgili başörtüsüyle ilgili yasayı çıkarmadınız. Korkaksınız.
Siz kaçaksınız. Siz kanun kaçağısınız, Anayasa kaçağısınız. Biz Hak bildiğimiz doğru bildiğimiz yolda tek başına da kalsak mücadeleden yılmayız. Ne uluslar arası sermayeye arkamızı dayarız, ne de din istismarına dayarız. Ne de kız kardeşimin, bacımın ve eşimin başının örtüsünü başkasına tartıştırırız. Siz fotoğraflarla basının önüne bakanlarınızın eşlerini çıkaracak kadar utanmazca.
İkinci istismar ettiği konu İmam Hatip Liseleridir. İmam Hatip Liseleri ile ilgili MHP grubu eşit katsayı kanun teklifini Meclise sunmuştur. Destekleyecek mi yoksa istismara devamı edecek?
Ondan sonra başbakanın saldırgan bir üslupla yaptığı Başbakan işaret parmağı ile Osman DURMUŞ’u göstererek Sen, Sen, Sen… Bu sırda AKP Milletvekilleri kürsüsünün önünden MHP sıralarına doğru yürüyor. Başbakan el işaretiyle teşvik ediyor Recep AKDAĞ gözlüğünü ve ceketini çıkarıyor. Gel ulan gel bakayım diye saldırıya geçiyor.
Başbakan ne yapıyorsunuz yerinize dönün ve oturun demiş midir? Dememiştir ne yapmak istemiştir, 338 kişilik grubunu 60 kişilik MHP grubuna saldırtmış neticeyi görmek için kürsüden seyretmektedir. Bu arada Cemil ÇİÇEK koluna girip Başbakanı dışarıya kaçırmıştır. Allah sonumuzu hayır eylesin ne günlere kaldık. Sözlü cevap yetiştiremeyenler yumruklarla susturmaya çalışıyorlar.
Saygıdeğer Basın Mensupları,
Ben Hacı Abdullah ve Hüseyin’in torunu, Hacı Ali, Hacı İsmail ve Mustafa’nın yeğeni, Mehmet ve Elif’in Oğlu, Yüce Allah’ın kulu, Hazreti Muhammed’in ümmeti, İmamı Azam Ebu Hanefi’nin müntesibi Türk ve Müslüman Osman DURMUŞ. Her abdestte “Amentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusülihi ve’l-yevmi’l-ahiri ve bi’l kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teala ve’l-ba’sü ba’de’l-mevti hakkun. Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhü ve rasülüh” diyorum şimdide söz ve akılla ikrar ettim. “Bir şeyi açıklasanız da, gizleseniz de şüphesiz Allah her şeyi bilir”(Ahzap 54)
İftira ve yalandan Allaha sığınırım Allah her şeyi bilendir”
“Yüce Allah’ın şanı yücedir, doğruların yardımcısıdır. Bizi onun yolundan ayrılanlardan, sapıtanlardan etmesin. Âmin! Biliniz ki hepimizin üzerinde gözcü yazıcılar var yaptıklarımızı biliyorlar. Ceza günü o hesabı hepimiz vereceğiz.
Saygılarımla."
Siyaset
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.