Malum çevrelere Arınç darbesi!

Malum çevrelere Arınç darbesi!
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, HSYK kararının hukuka bir darbe olduğunu ifade ederek, "Siyaset siyasetçilerin işidir. Siyaset yapmak isteyen yargı mensupları varsa önce tarafsız ve adil olduklarını temsil eden cüppelerini çıkarmak zoru

Bülent Arınç, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Türk demokrasisinin sancılı günlerden geçtiğini söyledi. Dün, demokrasi ve hukuk tarihinde derin izler bırakacak, ülkenin geleceğini etkileyecek olaylar yaşandığını belirten Arınç, demokrasiye, millet iradesine, anayasal sisteme yargı bürokrasi tarafından ağır bir darbe vurulduğunu ifade etti. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK); yetkisini aşarak hukuk ve demokrasi yaşamımızı altüst edecek bir karar almıştır. Bunu kabul edilemez bir hukuksuzluk, özgürlük ve adalet anlayışımıza vurulmuş bir darbe olarak görüyoruz. Dün, demokrasi ve hukuku zaafa uğratacak, adaletin haysiyetini ve onurunu teslim ettiğimiz hakim ve savcıları baskı altına alacak bir kararın altına düşünülmeden imza atılmıştır. Şemdinli davasının iddianamesini hazırlayan Cumhuriyet savcısının başına gelenleri hatırlayınız. Türk hukuk dünyası, bu kararın yaşattığı çelişkiyi, acıyı ve tahribatı henüz üzerinden atamamışken, şimdi yeni bir hukuk faciasıyla karşı karşıyadır. Sorumsuz ve düşüncesizce alınan bu karar ülkemizin geleceğini etkileyecek bir demokrasi ayıbıdır. HSYK hangi hakla ve hangi yetkiyle yargılama faaliyetlerine müdahale edebiliyor?

Siyasi krizlerle millete ödenen ekonomik bedellere, şimdi de yargı bürokrasisinin sorumsuz davranışıyla yeni bedeller mi ödetilecek? Hayır, buna izin veremeyiz. 2010 yılında çağdaş dünyada, bu iletişim çağında bu denli geri kalmış bir Türkiye görüntüsü vermek milletimize büyük bir hakarettir. Gerçek Türkiye bu değildir, milletimiz bunu hak etmiyor. Türkiye'nin itibarını, saygınlığını, istikrarını ve demokrasiye olan bağlılığını gözetmek herkesten çok yargı mensuplarının görevidir. Kimse bu milletin ve ülkenin saygınlığına gölge düşürecek karar alma lüksüne sahip değildir. Millet iradesine, milletin temsil makamına yönelik hazımsızlık ve tahammülsüzlük hiç bu kadar kendini belli etmemiştir."

SİYASETİ İSTEYENLER CÜPPELERİNİ ÇIKARMAK ZORUNDA
Arınç, milletin kendi kaderini belirleme hakkını sadece kendisini temsil eden Meclise verdiğini kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Biz ülkenin yönetim hakkını ve yetkisini milletten alan siyasetçiler olarak her seçimde gidip milletimize hesap veririz. Yanlış yaptığımızda milletimiz bize hesap sorar. Peki Anayasadan aldığı yetkiyi suiistimal edip, milletin ve ülkenin geleceğine müdahale edenler kime hesap verirler? Siyaset, siyasetçilerin işidir. Siyaset yapmak isteyen yargı mensupları varsa, önce tarafsız ve adil olduklarını temsil eden cübbelerini çıkarmak zorundadırlar. Hem taraf tutup, hem adil olmayan karar alıp, hem de siyaset yaparken o cübbe giyilemez.

Dün HSYK, tüm hukuk normlarını alt üst ederek siyaset kokan kararlardan birini alırken, Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulu ve Danıştay Başkanı'nın buna destek veren açıklamaları ayrıca vicdanları sızlattı. Bu acelecilik, bu ortak tavır hissi veren beyanatlarla adeta siyaset yapan yargı kurumları kendi saygınlıklarını zedelemiştir. Siyasi beyanlarda bulunmak, taraf tutmak, ihsası reyde bulunmak hukukçular için kırmızı çizgilerdir. Maalesef dün bu kırmızı çizgiler aşılmış, Anayasa ve yasalar açıkça ihlal edilmiştir. HSYK aldığı kararla yürütülmekte olan soruşturmaya müdahale etmiş, doğrudan taraf olmuş, yetkisini aşmış, bağımsız yargının işleyişine engel olmuş, soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve sonuçlandırılmasını tehlikeye sokmuştur. Yargıya, yine yargı çevreleri tarafından darbe vurulmuştur. Keyfilik ve kanun tanımazlık, hukuk devletini ve yargı bağımsızlığını yok sayan tehlikeli bir davranıştır.''

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılıkları ve tedbir kararlarını veren mahkemelerin HSYK'nın ağır baskısı altına alındığını ifade eden Arınç, ''Bu şartlar altında bağımsız ve tarafsız bir yargılama yapmak son derece zorlaşmıştır'' diye konuştu.

HİÇBİR KURUM 'BEN YAPTIM, OLDU' DAYATMASINA GİDEMEZ
Arınç, TBMM'de Habur süreciyle ilgili gensoru önergesi verilmiş iken, bu süreçle ilgili aynı gün Yargıtay Başsavcısı tarafından ''gensoru önergesini destekler mahiyette açıklama yapılmasının, yargının tarafsızlığına gölge düşürdüğünü, bu kurumlara duyulan güveni sarstığını'' kaydetti.

Yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını, hukuk devleti ilkesini ve yargıya duyulan güveni zedeleyecek eylem ve söylemlerden kaçınmanın herkesten önce HSYK ve yüksek yargının görevi olduğuna işaret eden Arınç, şöyle devam etti: ''Hiçbir kurum kendisini Anayasa ve yasaların üzerinde göremeyeceği gibi, keyfiliğe ve ben yaptım oldu dayatmasına gidemez. Yargının kendi içinde yaşadığı sıkıntıları bahane ederek, Hükümeti yıpratmaya yönelik açıklamalarda bulunulması ayrı bir hedef saptırmadır. Milletin seçilmiş temsilcileriyle ve milli iradenin tecellisiyle iktidara gelen bir Hükümetin bakanlarıyla istihza etmek, had bildirmeye kalkmak hiçbir bürokratın hakkı ve haddi değildir.''

TÜRKİYE YARGIÇLAR DEVLETİ DEĞİL
Hiçkimsenin kendisini Anayasanın, yasaların üzerinde göremeyeceğini kaydeden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Anayasa ve yasaların üzerine basarak siyasi polemik yapmak, taraf olmak, yargının bağımsızlığını zedelemek hiçbir hukukçunun vasfı olamaz. Böyle yapanlar hakiki anlamda hukukçu da olamaz. Kimse bu ülkenin vatandaşlarını ikinci sınıf, üçüncü sınıf demokrasilere layık göremez.

Acilen yargı eliyle yargının bağımsızlığını zedeleyen ve milletimizin yargının işleyişine yönelik zihinlerini bulandıran bu karmaşaya son verilmeli; her kurum Anayasa ve yasalarda tanımlanan yetki çerçevesine dönerek, sorumlu tarzda hareket etmelidir.

Millet adına yetki kullanması gerekenler, öncelikle hukuka ve milli iradeye uygun hareket etmelidir. Milli egemenliği anlamsız hale getirecek, demokrasiyi ve hukuk sistemini zafiyete uğratacak her eylem ve söylem, Türkiye'ye kötülük yapmaktır, milletimizin selametine, devletimizin bekasına halel getirmektir.
Buradan tüm milletlimize bir kez daha ifade etmek istiyoruz: Türkiye bir yargıçlar devleti değil, demokratik bir hukuk devletidir, öyle de kalacaktır.''

Arınç sorulara da şu karşılıkları verdi: 
HAKİM TUTUKLAMA KARARI VERMİŞSE SAYGI DUYULUR
"Siz ve sizin televizyonunuz sürekli Erzurum Cumhuriyet Savcısı'nın bir cemaate yönelik çalışmalarını ön plana çıkartıyorsunuz. Ama asıl bu değil Ergenekon örgütü diye bir örgütün üyesi olmak ve diğer suçlardır. Sizin dediğiniz şekliyle elbette her savcı cumhuriyetin savcısıdır. Ama onu masum göstermek varken gerçekler anlatlabilir. İşin içine mizansenler koymak da var. Çocuğunun göz yaşları falan. Biz o aramalarda ne ele geçirildiğini bilmiyoruz. Ağır cezalık bir suç olduğunu karar verilmişse buna elbette tüm medyanın da bütün hukuk camiasının saygı duyması gerekir. başsavcının tutuklanması hükümetin talimatıyla olmamıştır. BUnları görevlendirmek ve almak HSYK'nın görevidir. Ama orada yapılanların suç olup olmadığını tespit etmek ve suç duyurusunda bulunmak HSYK'nın yetkisi değildir." 

HSYK ÜYELERİNE CAN ALICI SORULAR
"Madem böyle çok önemli karar aldılar. Onlara soruyorum. Ey HSYK'nın 5 saygıdeğer üyesi. Yetkileri kaldırılan bu savcılar hakkında size ulaşan bir soruşturma var mı? Biz biliyoruz ki yoktur. Siz bu kararı alırken elinizin altında bunların görevini kötüye kullandığına dair bir şeye dayanıyor musunuz? Hangi tespite dayanılarak yetkileri kaldırmıştır. Alelacele işlem yapılmasının nedeni nedir? HSYK bu kararı alırken hangi bilgi ve belgelere dayanmıştır? Duyumlar mıdır, telkinler midir, yoksa elinizde somut begleler mi vardır. Adalet Bakanı'nın dünkü açıklamalarına nezaketsiz bir şekilde "keşke hukukçu yazsaydı" diyeceğinize bunlara cevaph verin. Siz mazeretleri incelersiniz ama bir yargı kurumu gibi bu mehkeme ne yaptı diye bir inceleme yetkiniz yok. Elinizde bir bilgi ve belge var mı? Madem soruşturma gizlidir, bilgi ve belgeler hangi yetki ve sıfatla sizin elinizde bulunmaktadır. Lütfen bunlara cevap verin. Her hangi bir yasal gerekçe gösterme zorunluluğunu neden hissetmediniz. Bir itiraz yapılacak olsa bu itirazı inceleyecek merciler sağlıklı bir cevabı nasıl verebilir. HSYK görevlendirebilir, yeterli sebepler varsa alabilir ama, buradaki meselede bundan rahatsızlık duyuluyorsa bu soruların hepsinin cevabının bugun mutlaka verilmesi gerekiyor."

MÜSTEŞARIN HABERİ VAR MIYDI?
"Bu konu gündemde yokken müsteşar toplantıya girmiştir. Ama sonra bir üyenini önerisi üzerine bu konu ortaya atılmıştır. Müsteşar böyle bir şeyin olamayacağını belirterek toplantıdan ayrılmıştır. Müsteşarın yaptığı doğrudur." 

HABERVAKTİM.COM-AA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.