Baykal galeyana geldi

Baykal galeyana geldi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Şimdiki yaşanan olaylar, sanki Türkiye'de bir darbe yapıldı da haberimiz yok, ilan edilmedi darbe, darbe doğrultusunda icraatlar başladı. Toplu gözaltına almalar, tutuklamalar, özel adalet dışı y

Baykal, Bolu'da partisinin il kongresine katıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nde düzenlenen kongreye CHP'li Kemal Anadol, Mustafa Özyürek, Mehmet Sevigen, Gürsel Tekin'in yanı sıra çok sayıda partili iştirak etti.

Baykal, kongrede yaptığı konuşmada Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasını eleştirdi. "Erzincan'da başsavcıyı tutuklamaya karar aldılar. Vicdan var, hak var, adalet var, insaf var. Neden tutukladılar?" diye soran Baykal, şöyle devam etti: "Çünkü bir cemaatle ilgili bir soruşturma başlatmış. Başbakan yardımcısı telefon açıyor. Diyor ki 'Soruşturmayı derhal bırak ve gözaltına aldıklarını derhal salıver. Bağımsız yargıdır, ama işin nasıl geliştiğini de bilelim. Savcıya bir soruşturma nedeniyle müdahale ediyor. Hükümetten başbakan yardımcısı. Orada başlayıp iş orada biter mi? Yargıya müdahele edilince çalışmak ister mi? O da çıkıp gidiyor. Dosyayı da Erzincan'a gönderiyor. Erzincan'a dosyayı soruyorlar. Erzincan dosyayı görmediğini söylüyor. Daha sonra bir ihbar mektubu geliyor. Diyorlar ki bunlar terörist faaliyetleridir, silahlı çetedir, o senin suç işledi dediğin insanlar, ortada silah varsa, terör varsa özel yetkili mahkeme bakacak. Özel yetkili mahkeme de Erzurum'da. Ben o dosyayı Erzurum'a verdim. Erzincan'daki diyor ki ben silah falan görmedim. Benim bildiğim silah falan yok. Olsun diyorlar silahlar varmış, ihbar mektubu geldi diye. Kendi kendilerini ihbar ediyorlar silahlıyız diye. Sonra madem ki silahlarınız var diyorlar, sonra da uydurma suçlarla bir dava. Efendim neymiş. Adliye lojmanlarına kamelya yaptırmış. Bu imar kirliliği yaratıyormuş diye. 26 yıl ceza. Kime başsavcıya. Bu yetmedi şimdi dediler ki sen Ergenekon'un bir mensubusun. Madem sen başlattın, madem Ergenekon'un işidir, senden hesabını soracağım. Nerden biliyorsun, gizli bir tanık var dediler. Konu hakkında bilgisi var. Ne diyor bu tanık; 'Ankara'da Albay Dursun Çiçek Erzincan'a gelmiş. 2009 yılında seninle buluştu, birlikte tezgah yaptınız, gizli tanık bize bunu anlatıyor. Diyorlar, geldiğimiz noktada nerede gizli tanık diyorlar. Gizli tanık kayıp. Gizli tanık bulunamadı. Erzincan'daki başsavcı dedi ki; ben o kişiyi ne tanırım, ne bilirim, ne hayatımda karşılaştım, ne konuştum, ne telefonla görüştüm. Ankara'daki Albay'a sordular, sen geçen ay Erzincan'a gitmişsin. Albay; ben 1993 yılında Erzincan'a gitmiştim. Bunun dışında Erzincan'a gitmişliğim yok. Bunların hepsi gerçek, olay. Bunların hepsi kayıtlı kuyutlu."

Baykal, böyle hukukun işlediği bir ortamda haktan ve hukuktan bahsedilemeyeceğini belirterek, "Olmayan şeyleri oldu diyen, yapılmamış şeyleri yapıldı diyen iftiraya dayalı, yalana dayalı, yıldırmaya dayalı bir hukuk sistemi yakışıyor mu? Böyle adaletsizlikler, böyle zulümler, böyle haksızlıklar bazı durumlarda bazı ülkelerde ortaya çıkar. Türkiyede de böyle olayların yaşandığı bazı durumlar olmuştur. Bu kadar karamsar hatırlamıyorum ama darbe dönemlerinde hukuk askıya alınır, iftiralar, yalan, haksızlıklar ortaya çıkar. Ne zaman yapılır bunlar, birileri gelmiştir yargı organları ile devletin bazı kurumları ile hesabı vardır. O hesabı görmek için tutuklatır, gözaltına alır, aylarca mahkemeye çıkartılmaz. Her türlü hukuk ihlali olur. Ne zaman olur? Demokrasinin askıya alındığı zamanlarda olur. Şimdi bu zamana kadar yaşanan olaylar; sanki Türkiye'de darbe yapıldı, bundan haberimiz yok, ilan edilmedi zaten. Ve birden bire toplu gözaltına almalar, gözaltılar, iftiralar, adalet dışı yargılamalar Türkiye'de iyice yaygınlaştı. Sanki birileri ülkeye dışarıdan el koydu. Sanki darbe oldu. Devlet vatandaşlarına karşı bir yıldırma harekatı başlattı." ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Baykal, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk'in ifadeye çağrılmasını da eleştirerek, şunları söyledi: "Türkiye'nin 3 tane ordusu var, biri de 3. ordu. Yani bu Malatya'daki orduyla 2. ordu arasındaki bütün coğrafyayı Artvin'den, Kars'tan, Ardahan'dan aşağısına kadar, diğer taraftan Karadeniz noktasına kadar bütün coğrafyayı Türkiye adına alınacak savunmasını, egemenliğini, hukukunu Türkiye adına orada üstün tutacak ordusunun başındaki kişi. Şimdi bu kişiye diyorlar ki sen şüphelisin. 3. Ordu komutanı şüpheli. Yani diyorlar ki sen gel burada ifade ver, burada bilmem ne yap. Şimdi yargılamaların adaletsiz olduğu bir ortamda diyelim ki 3. Ordu komutanına şüphelisin deniliyorsa bizim huzurlu olmamıza imkan var mı? Eğer ordu mensupları içersinde Şüpheli olarak gösterilen bir komutanın himayesinde kirli ordu olmaya devam ediyor. Bundan daha kötü bir şey olabilir mi? Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir şey olabilir mi? Bu ne hukukla, ne adaletle, ne vatanseverlikle, ne yurttaşlığa sığar. Bu vatanseverlikle, sorumlulukla ilgili, basiretle ilgili, yurttaşlıkla ilgili bir konu. Bu böyle gitmez. Türkiye bu durumu kaldırmaz."


AÇILIMA TEPKİ GÖSTERDİ

CHP Genel Başkanı Baykal, ''Bir 'Kürt açılımı yapacağız' dediler. Bu açılımdan sonra geldiğimiz noktada bunlar memlekete ne kazandırdı Allah aşkına? Bu açılım tartışması ile Türkiye ne kazandı? Bu gün Türkiye halk kaynaşmış, birbirini seven, güvenen insanların Türkiyesi mi? 'Onun etnik kökeni şu, bunun etnik kökeni bu.' Kuşkuların ortaya çıktığı, birbirimize kuşku duyar hale dönüştüğümüz bir toplum haline getirdiler.'' sözleriyle açılımı eleştirdi.

''Bu açılımın Kürt kökenli insanlarımızı kucaklamaya, farklılık taleplerini karşılamaya, onları Türkiye ile kaynaştırıp bütünleştirmeye yönelik bir yaptırımı olmamıştır'' diyen Baykal, şöyle devam etti: ''Terör yapanların suyuna giderek, terör yapanlarla el ele vererek, onlarla işbirliği yaparak, sanki terörü önleyebilirlermiş gibi bir politikanın içine girmişlerdir ve onları kucaklamışlardır. Kürt kökenli insanları değil, teröristleri kucaklamaya kalkmıştır. Habur'da sınırda Türk kanunlarına göre suçlu oldukları halde ellerini kollarını sallayarak sınırdan içeriye girmelerine imkan verecek şekilde orada seyyar çadır mahkemesi kurdurmuşlardır. Savcıları oraya göndermişlerdir, hakimleri oraya göndermişlerdir. Gelenler de 'Ben terör örgütünden ayrılmadım, Öcalan'ın mektubunu getirmek üzere buraya geldim, pişman da değilim' dediği halde onlara 'geç, geç' diye mahkeme kararlarıyla Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerini yok sayarak, hukuku katlederek, hukuka tecavüz ederek, hukukun ırzına geçerek, onları içeriye almıştır."

''Onlardan bir yetkili diyor ki 'Habur'a gelmeden 3 gün önce DTP'nin Genel Başkanı Ahmet Türk'le İçişleri Bakanı özel buluşup...' bu buluşma İçişleri Bakanlığı'nda yapılan bir buluşma mı? Fotoğrafları çekilen, 'saklımız, gizlimiz yok' dedikleri bir buluşma mıydı?'' sorularını yönelten Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Atatürk Orman Çiftliği'nin bir işletmesinde, oradaki özel bir odada, kamuoyundan gizli kamuoyuna yansımaması arzusu içerisinde gizli bir buluşma yaptılar. Ne zaman? Habur'dan 3 gün önce, bunu bir milletvekili söylüyor. Yine aynı milletvekili diyor ki 'programlandığı gibi gelsinler biz hakimleri, savcıları ayarladık' diyor. Bunu nerede söylüyor bu milletvekili, yargılandığı mahkemede hakimin önünde ifade diye söylüyor. Hakime mahkemede bu milletvekili 'hakimleri, savcıları ayarladı İçişleri Bakanı' diye ifade veriyor. Türk milletinden neyi saklıyorsunuz siz, Türk milletini nasıl aldatmaya çalışıyorsunuz siz. Böyle bir ayarlama olmasa Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyun, bir PKK'lı teröristin, pişmanlık dile getirmeden, 'örgütten ayrıldım' demeden, gelip elini kolunu sallayarak, serbest içeriye girmesi mümkün müdür? Olabilir mi böyle bir şey? Nasıl oluyor bu iş. Hangi hukukçu bilinci, sorumluluğu, eğitimi, vicdanı böyle bir kararın alınmasına imkan verebilir. Bu ancak ayarlama ile olur. Hukuk ayarlanmış, peki hukuku kim ayarladı? Hukuku İçişleri Bakanı mı ayarladı, oradaki hakimi kim ayarladı? Burada ayarlama olduğu kesin. Ayarlama öyle bir şey ki bir başladı mı her yerde ayarlamaya kalkarsın.''

Baykal, konuşmasında ayrıca özelleştirmeleri eleştirdi, Tekel işçilerine sahip çıktı. (CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.