Baykal işleri çığırından çıkardı!
Baykal'ın değerlendirmeleri şöyle:
Türkiye'nin temel sorunlarının değerlendireceği platform ilgiyle izleniyor. İşler son dönemde çığrından çıktı bunu değerlendireceğim. Berlin sinema şenliğinde Semih Kaplanoğlu'nun Altın Ayı ödülünü kutlayarak başlıyorum.
Türkiye'de işsizlikte 2. olmuşuz. Daralan ekonomilerde en ön safhadayız. İşsizlik arttı. İnsanlar geçinemiyor. Açılan kapanan işyerlerindeki durum malum. Ama ona bakmayın o kuruluşlar finansa bakar. Ama biz halkın durumuna bakarız. Eylül'den Eylül'e Türkiye'den işsiz sayısı 895 bin arttı.
Türkiye'de işsiz sayısı daha da hızlanarak arttı. Kurulan şirket sayısı bir önceki yıla göre azalmış, kapanan şirket sayısı artmıştır. kurulan şirket sayısı azalıyor. Bu tablolar yaşamımıza yansıyor. Yaşanan kriz dolayısıyla insanların yarıya yakını gıda dışı ürün almaktan büyük ölçüde vazgeçtiler...
Her yüz aileden biri su ve gaz ihtiyaçlarından kısmak zorunda kaldı. Merkez verilerine göre 154 bin 972 kredi borcunu ödeyemezken bu yıl 3 kar arttı. 457 bine çıktı. Kredi kartı borcu ödememiş kişi sayısı iki kat arttı.
Bankaların umudu kesitkleri kredi tutarı yüzde 70 artarak 20,5 milyar düzeyine yükseldi. Bu tabloda son günlerde ilgi çeken manzara çıtkı. Çiftçi yaşamakta olduğu sıkıntılar yetmezmiş gibi gübreye gelen ani artışın şokunu yaşıyor. Tam çiftçinin gübre kullanmak zorunda kaldığı mevsim. Gübre 460 liradan 720 liraya çıktı. Gene 650 lira olan taban gübre 780 lira oldu.
Siyasetin yargıyı kendi amaçları için kullanmaya başladığını bize gösteriyor son gelişmeler. Bunun sonucunda ilk kez Kuvvet komutanları, ordu komutanları gözaltına alınmıştır. Bir günde amiraller, generaller, silahlı kuvvetleri mensubu büyük bir operasyonla gözaltına alınmıştır. Faşizmden demokrasiye geçen ülkelerde böyle bir tablo yaşanmamıştır. Bu çapta bir tasfiye ve sindirme operasyonu gerçekleşmemiştir. Herkesin yarınından emin olduğu bir yönetimdir demokrasi ve hukuk devleti. Sabaha karşı kapınız çalındığı zaman olsa olsa sütcçüdür dersiniz. Eğer, o saatte kim olursa olsun eyvah geldiler demek zorunda kalıyorsanız, korku ruhunuza işlemişse ve bunda haklışsanız o ülke demokratik bir ülke olmaktan çıkmıştır. Şimdi 48 kişi tutuklandı. İnsanlar haklı olarak soruyor, niçin? Yani bu kişiler yarın darbe mi yapacaklardı. Geçmişte bunlar güç ellerindeyken darbe yapmışlar mı?
Bunu yaparlarken onların komutanları neredeydi, onların Bakanları ve Başbakanları neredeydi? Bu işin arkasında ne var? Geçmişte kimsenin haberdar olmadığı gizli bir darbe operasyonu ile ilgili hesap sorma var. O komutanlar pijamalarını giymiş televizyon seyrediyor. Hesabı şimdi mi soruyorsun. 7 yıl geçmiş aradan. Emekli olmuş adamlar. Şimdi birileri bu konuda dava açmaya karar vermişler.
Neden, bunlar darbeye dönüştürülebilir bir tatbikat yapmışlar. Güye darbe niyetiyle hazırlanmış bi tatbikat planları. San darbe tatbikatı yapanlar hakkında harekete geçiyorsun da fiilen darbe yapmışlar hakkında neden harekete geçmiyorsun. Kafasında darbe planlamış olanları 7 yıl sonra gözaltına alıyorsun. Peki, darbeyi yapanlar hakkında niye aynı şeyi yapmıyorsun?
AKP milletvekili bir konuşmasında bunu açıkça ifade etmiştir. Samimi bir şekilde ifade etmiştir. Diyor ki, 'sakın ha oylarınızı azaltmayın, biz gidersek bu Ergenekoncular çok kötü intikam alır.' İntikam alma hakkını veriyor. Biz cevabı hak ediyoruz ve birisi bu cevabı verir diyor. Sorulması gereken bir hesap var demek istiyor. 'Bu memlekette kimin kızının başının örtülü olduğunu hepsini fişlemişler, kim muhafazakar, kim namazında, kim oruç tutuyor. Hepsini fişlemişler.' Kim yapmış bu işi? Kimin haddine bunu fişlemek.
Bak aramızda kardeşlerimiz var başı örtülü. Kim kimi fişlemiş, ne biçim laf bu. Böylesine iftiralar yapmaktan geri kalmıyorlar. Ve diyor ki, 'eee şimdi biz onları fişliyoruz', 40 sene onlar bize yaptı, inşallah şimdi sıra bizde' olay bu. Bunun arkasında bir intikam anlayışı var. Ergenekon olayı da budur. Bu çok açık ortaya çıkmıştır.
Ergenekon dediğin de işte budur. Bugün Türkiye manzarasına baktığımız zaman, sanki Türkiye’de darbe yapıldı. Duymadık, haberimiz yok. Ama bakınca hemen içimizden gelen düşünce, yahu bir darbe yapıldığı izlenimi.
Bir defa hükümet bağımsız yargı konusundaki tavrını artık herkesin görebileceği şekilde ortaya koyuyor. Bağımsız yargı yerine, tarafsız yargı demeye çalışıyor. Bundan kastettiği de ondan taraf olması.
Herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekiyor. Bağımlı yargı hiçbir şart altında tarafsız olamaz, bağımlı çünkü.
Evrensel insan hakları belgelerinde, hepsinde bağımsız yargı konuşuluyor. Tarafsız yargı profesyonelliğin gereğidir. Bağımsız yargının içinde tarafsız olmayanlarda olabilir. Yargı bağımlı ise, artık tarafsız yargı demek ya bir cehalettir, yada karşısındakini geri zekalı sanmasıdır.
Hukuk sistemimizde bir süreden beri, tam yetkili ağır ceza mahkemeleri, tam yetkili savcılık özel yetkili ağır ceza mahkemeleri. Yargı bir bütündür. Özel yetkili olan var, özel yetkisi olmayan var. Bu ayrımı yaptığınız zaman tereddüt girer. Bunun arkasında DGM var. Bu DGM Türkiye’de genel şikayet hale gelmişti. Kaldırıldı ama bu defa özel yetkili ağır ceza mahkemeleri diye ayrı bir kategori imar edildi.
Türkiye’deki yargıyı zaafa uğratan bu sistemdir. Bir ülkede ihtisas mahkemelerine ihtiyaç olabilir. Uyuşturucu konusunu inceleyecek mahkemeler olabilir. Terör davaları için olabilir. Bu ihtisas mahkemesidir. Şimdi özel yetkili dediğiniz zaman iş çığırından çıkıyor.
Kanunsuz telefon dinlemeleri. Yargıya yönelik oldu mu? Savcılara yönelik oldu mu? Hakimlere oldu mu? Oldu.
Bir süre önce Ergenekon savcısı, ''ben bu davaya bakamam. Üstümde baskı var'' dedi ve çekildi.
HABERVAKTİM.COM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.