Baykal zevkten dört köşe
Ekonomiye yönelik eleştirilerle konuşmasına başlayan Baykal, şunları söyledi:
Bugün işsizlikle ilgili rakamlar açıklandı. Türkiye'deki gelişmeleri görmemizi sağladı. Bugün ortaya çıkan tablo ekonominin hala ciddi sorun çıkarmaya devam ettiğini bize gösteriyor. Ortaya çıkan 2009'un tümüne ilişkin işsizlik geçen yılın 3 puan üzerine çıkıldığını göstermektedir. Bu resmi rakamdır. Gerçek işsizlik daha yüksektir. Bir yılda işsiz sayısı 860 bin artmıştır. Bugün resmi rakamlarla işsiz sayısı 3,4 milyona ulaştı. Geçen yıl tarım ile çalışan 155 bin kişi işini kaybetti. Demek ki işsizliğin kendisini hissettirdiği alan işsizlik olmuştur. Bu resmi rakamdır. Gerçek işsizlik daha yüksektir. Bir yılda işsiz sayısı 860 bin artmıştır. Bugün resmi rakamlarla işsiz sayısı 3,4 milyona ulaştı. Geçen yıl tarım ile çalışan 155 bin kişi işini kaybetti. Demek ki işsizliğin kendisini hissettirdiği alan işsizlik olmuştur. Cumhuriyet döneminin en ciddi çöküşü. 2001 krizinde yüzde 10 düzeyinde olan işsizlik şimdi daha da artmıştır. Türkiye'de işsizlik yarı yarıya yükseldi.
Bu tablo işsizliğin en ağır hissedildiği dönemde AKP 'nin rant odaklı çalıştığını göstermektedir. İşsizliğin ardından tarımdaki gerilemenin arttığını gösteriyor. Bunun altında tarıma atılan darbe vardır. GAP bitmediği için bu tablo ortaya çıktı. Bunları anlatıyoruz. B ütün bunlar iktidar uygulamaları ile beslenen sonuçtur. Bu işsizlik tablosu ile yakından ilgili olan yoksulluk tablosunun da artmasıdır. 820 lira yoksulluk sınırıdır. 4 kişilik bir ailenin asgari ücreti 604 olarak belirlenmiştir. TÜİK'e göre 804 liranın altında yaşayan resmen yoksuldur. 15 milyon insan Türkiye'de yoksulluk sınırının altındadır. Asgari ücretten vergi alınmaktadır ama denge çabası ciddiye alınmamaktadır. Memura yapılan zam ortada iken, ocak'ta sadece artışla yarısı gitti. Geride 11 ay var. 11 ayın her birinin getireceği artışlar, memurun sonu ortadadır. Bu zamlar memur refahını düzeltmiyor. Emeklinin durumu çok daha vahim.
Türkiye'nin bu gisişatında bir de borç yükü altına girme manzarası vardır. Türkiye'de daha çok borçlanma temposu kendini göstermiştir. Son borçlar açıklandı. 2002'de iktidar teslim edildiğinde merkezi devlet borcu 2 kattan fazla artmıştır. Borçlar nasıl ödüyor neyle ödeniyor. Vatandaş ödüyor. Faizden kim kar ediyor. Türkiye'de yıllardan beri faiz çarkı fakirden al yoksuldan al zengine ver anlayışı vardır bu AKP'nin sömürü ve gelir dağılımı çarkıdır.
Ne eğitim ne sağlığa verilen paralar halkın gelir düzeyini artıran para değildir. Bu tablo çok net bi kez daha ortaya çıktı. Türkiye'de iflaslar çok kaygı verici şekilde yükseldi. Gelir düzeyi düşmeye başladı. Ekonomiye geniş bakıldığı zaman şu görülüyor. AKP iktidara geldiğinde benzin 1 dolar bugün 3,65 dolar civarında. Dış borç iç borç hepsi artmıştır. Ekmek 20 kuruştu şimdi 60-80 kuruştur. Ekonominin bilançosu budur.
BAYKAL'I SEVİNDİREN KARAR
Bugün hepimizi çok mutlu eden karar dolayısıyla Danıştay Tekel işçilerinin başvurusunu kabul etti. Danıştay hükümetin tepeden bakan kabul edersnizş edin diyen kararını kabul etmiştir. Bu kararla Danıştay bu kadar keyfi bir tercih uygulayamayacağını, silip atamayacağını ne haliniz varsa görün diyemeyeceği ortaya çıktı. Bunu başaran herkese teşekkür ediyoyorum. Artık burada bir mücadele veren insanlara karşı iktidarın tutumunu değiştirmesi ve haklarını vermesi sorumluluk halinde ortaya çıkmıştır. Bunu iktidardan bekliyoruz. Bu hükümetin tüm vatandaşa karşı borcudur.
ERGENEKON AVUKATLAĞI TAM GAZ
Başsavcı, cumhuriyet kanunlarını uyguladığı için Ergenekon sanığı oldu. 3 yıl doldu ama ortada ucu açık iddianame var ama hüküm yok. Haksızlığa maruz kaldığını düşündüğümüz herkesle ilgilenmeliyiz. Öyle bir noktaya geldi ki herkes masumluğunu ıspatlamaya çalışıyor. Suçluluk esastır, masumiyetini sen kanıtlayacaksın. Falanla buluştun mu, o buluştuğu da mahkum değil. Teması olan, merhabası olan herkes tanık ve suçlu konumunda. Böyle bir şey olmaz.
Askerler tutuklanıyor, iyi oluyor, sivilleşmenin güvencesidir deniyor. Sanki üzerinde üniforma olan insanlar sanki temel haklardan yoksunmuş gibi yansıtılıyor. Bir darbe tehlikesini önlemek için askerler tutuklanmıyor. Zaten bir darbe tehlikesi olmadığı için askerler tutuklanıyor. Bu hukuksuzlukları yapma hakkını size kim veriyor. Bunu toplum nasıl seyreder. Çok büyük hukuk cinayetleri işleniyor. Toplum olarak gereken tepkiyi göstermeliyiz. Sadece belli özelliği olan insanlarla ilgili olarak değil, haksızlığa maruz bırakıldığı anlaşılan herkesle ilgili göstermelidir.
DGM'LER DEVAM EDİYOR
Bugün Türkiye'de DGM devam ediyor. Hukuk yıpranıyor. Ne demek özel yetkili mahkeme ve savcılar. Hukuk bir değil mi? Sanığa göre hukuk, suça göre hukuk. Temel yanlış budur. Gizli tanık olabilir. Türkiye'de iş çığırından çıktı. Bir hayati tehlikel olduğu için değil, yaptığı tanıklıktan utanması gerektiği için insanlara gizli tanıklık veriliyor. Ergenekon davasının temel taşlarından Danıştay cinayeti ile ilgili gizli tanığın kimliğini herkes gördü. Erzincan'da gizli tanık. Devletin yüksek makamında duran bir gizli tanık. Hukuku korumak lazım. İmzasız ihbar mektupları, delil toplama değil, delil imal etme dönemi. Herkes ile ilgili delil toplama. Lehte de aleyhte de.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
İktidar hukuka tecavüzden suç üstü olmuştur. Şimdi ne diyor, anayasa değişikliği yapalım. 8 yıl sonra bu iktidarın giderayak, seçime bir yıl kalmışken, bu büyük siyasi gerilim yaşanırken, hukuk çatışması yaşanırken, yargı kurumları feryat ederken, meclis kavga ederken, ben anayasa değişikliği yapacağım diye telaşla ortaya çıkmasının altında ne yatıyor. Giderayak bir anayasa değişikliği içine niye girdi. Bu iktidar, hukukla çatışıyor. Dokunulmazlığı kaldırmadı. Bu iktidar, kendisinin iş başında olduğu 8 yıl boyunca durumu iyi kötü idare etti. Bazen hakim ayarlayarak, savcıya telefon açarak, iktidar olanaklarını kullanarak, hukuk karşısında kendini kollama şansını iktidarda olduğu için kullandı. Ama şimdi seçim geliyor, iktidarın elindeki imkanların belki de ortadan kalkacağı bir sonuç doğurur. Artık Adalet Bakanı kim olacak belli değil, hükümet kim olacak belli değil. Böyle bir durumda, 650 tane fezlekesi olan bir iktidar seçimi kaybettikten sonra acaba kendisini nasıl güvence altına alır sorusu, yargıyı şimdi kontrollerine alıp ona göre şekillendirecekleri, denetimlerine alacakları, Anayasa Mahkemesi'ni kendileri için uygun bir hale dönüştürebilecekleri bir anayasa değişikliğini kendilerini güvenceye almak için yapmak zorunda olduğunu düşünüyorum. Bu işin arkasında bu var. Yargı bağımsız olsun istiyorlarmış falan. Hiç bir inandırıcılığı yok. Anayasayı değiştireceğiz, kendimizi güvence altına alacağız.
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.