Baykal yine Erdoğan'a yüklendi!

Baykal yine Erdoğan'a yüklendi!
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada yine Başbakan Erdoğan'a yüklendi. 

Önce Elazığ'daki deprem dolayısıyla üzüntüleri paylaşıyorum. Pek çok yaralı ölen ve hayvan varlığı zarar gördü. Ciddi facia yaşandı. Bütün milletimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. 6 Büyüklüğünde depremde 51 ölü ciddi ayıptır. Bunu siyasete sokmadan milletçe atılması gereken adımları atmalıyız. Orada gerekli düzenlemeler alınmış ama katalitik soba temini ve çadır yetersizliği giderilmelidir. Bu olay dolayısıyla bizim bu olayın denetim altına alınması gerçekleştirilmelidir. o bölge civarında çevre bölgelere ve deprem sonrası için el birliği ile halletmemiz gerekir. umarım hükümet bir afet planı hazırlar. Proaktif oluruz. Önlem alırız. Felaket ortaya çıkmadan yapıalcak ne varsa birlikte yaparız.

Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü idi. Butün kadınlarımızın bu gününü kutluyorum. İzin verirseniz bu günü tekel işçilerine vermek istiyorum. Türkiye'de bu gün ilk kez 1921 yılında kutlanmış. Sonrasında ise 1975 yılında yaygın kullanılmaya başlanmıştır. 12 Eylül'den sonra 4 yıl kutlamalar yasaklandı. Bugünün hem sosyal içeriği hem demokratik içeriği vardır. Kadınlar 99'dan bu yana iş yaşamının dışına doğru itilmeye başlanmıştır. Kadın bugün Türkiye'de evde ya da tarlada ücretsiz işçi haline gelmiştir.

Türkiye'nin ekonomideki sıkıntılarını geride bırakmaya yönelik gelişme olmadığını gösteriyor. Sıkıntılar bitmedi. Artmaya devam ediyor. Geçenlerde enflasyon açıklandı. İlk kez uzun zaman sonra iki haneli enflasyon haline geldi. Bu faizi de etkileyecektir. Buna dikkat etmek gerekir. Enflasyona bağlı olarak memur maaşları belirlendi. İki ay için verilen zammın ortalaması 3,75'lik artış gözüküyor. Ocak ve Şubatta fiyat artışları 3,32 olarak ortaya çıktı. Memura verilen maaşın etkisi 2 ayda ordcanda kalktı. Bütün bunlar da dikkat edildiğinde maaş zammı bitti. Memur ezilmeye şubattan itibaren başlayacak. İşsizlik rakamları açıklandı. İşsizlikte rakam yüzde 14'e çıktı. Gerçekçi olmayan rakamlar olduğunu da biliyoruz. Çok vahim bir işsizlik tablosuyla karşı karşıyayız.

Bunların sonucu olarak da Türkiye'de borçlanma arttı. Ocakta 68 bin kişi daha kredi kartı borcunu ödeyemeyenler arasında yer aldı. 1 milyon 61 bin kişi arttı. 2 Yıl bir ayda kredi kartını ödeyemeyenlerin sayısı 4 kat yükseldi.

Esnafın yarısı varlık yokluk savaşı vermektedir. Hazırdan yemektedir. Çiftçiler de aynı şekilde büyük sıkıntı yaşamaktadır. Gerçekten tarımın çiftçinin yeniden ele alınmasına gerek vardır. Tarım işsizliği emer. 2,5 milyon insan tarımdan sürüldü. Tarım işsizliği emen bir şeydir. Eskiden bu ülkenin insanını besleyen topraklar şimdi beslemeyemez hale geldi .Çok yanlış bir olay büyük hata yapılmıştır. İnşallah CHP iktidarında ilk çiftçilerimiz ele alınacaktır. Geçen açıklandı. 3,5 katrilyon Ziraat kar etmiş çiftçi batıyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük rekoru kırılacak ama çiftçi batacak. Bütün her şey zorda ama bankacılık kar ediyor. Bu AKP'nin politikasının insan değil rant temettü odaklı olduğunu ortaya koyuyor.

Başbakan teğet geçti dedi. Sen banka isen bankacıların adamı isen bu kriz sana teğet geçti. Ama sen vatandaşın adamı isen bu kriz teğet geçmedi. Eğer biri kar ediyorsa hepsi edecek. Çiftçi zarar ediyorsa banka da zarar edecek.

Geçtiğimiz gün Ermeni tasarısı gündemi belirledi. Bu önemli biz bu konuda hep hükümete yol gösterdik. Biz uyarılarda bulunduk ama maalesef bu noktaya gelinmiştir. Kamuoyunun aydınlanması açısından bir noktaya dikkat çekiyorum. Türkiye ve Osmanlıya yönelik kararların ilginç bir tarihi var. 1890 yılından itibaren 1915 bile yaşanmamışken ABD kongresi Türkiye'deki Ermenileri bahane ediyor. 116 yıl önce 1915 yaşanmamışken Osmanlı Devletinin katliam yaptığını söyleyerek suçlamıştır. Bu isyanda yine aynı yıl Osmanlı aleyhine bir karar alındı. 1894-1896 yılında bir karar sonrasında savaş gemilerinin gönderilmesi var. Sonra Osmanlı kınanmıştır. 1920'den 1975'e kadar hiçbir adım atılmadı. Yıllar sonra ABD Temsilciler Komisteisi 1975'te geçti. senotaya gelen tasarı reddedildi. Asala'yı bahane edip 1884'te yine tasarı götürüldü. 1985'te tekrar sunuldu 1987'dek ide reddedildi. 3 yıl sonra 1990'da Ermeni tasarısı Körfez savaşı nedeniyle askıya alındı. 2000'de yine tasarı Türkiye'nin müdahelesi ve Clinton'un girişimleri sonucu geri çekildi. 2 tasarı daha getirildi. 2007'de yeni tasarı geldi Bush'un çabaları ile genel kurul gündemine alınmadı. 116 yıldır ABD kongresi bu olaylarla ilgili bizi suçluyor.

Önümüzdeki tasarının bir yeni noktası 1915 için karar almasını istemiyor 1915-1923 yılları arasındakileri komsiyona taşıyor. Ne kadar acı iyi niyetten uzak itham edici karalayıcı bir ziheniyetin yansıması. Önce bir defa bu olayın 1915 ile ilgisi olmadığını herkes bilmelidir. Şimdi artık bu olay tarihe yönelik suçlama olmanın ötesinde Türkiye'nin gelecekteki politikasını etkilemek için bir araç levye haline gtirilmelidir.

Bu konuda tamamen şekillenmediğini Ermenistan'ın Türkiye'ye dostane bakamayacağı, soykırım iddiasının evet diyecek noktaya henüz gelmediğini, Azerbaycanı yok sayarak bunun mümkün olacağına dair adımlar atmayın. Bir adım atamazsınız ama bir şeyleri yıkarsınız yanlış yapmayın dedik. O protokol uygulanabilir değildi. Biz bunu biliyorduk. Bir şey çıakr gibi adım atarsanız Azerbaycan dostluğunu yıkarsınız dedik. Ama bu bölgenin istikrarı bu dostluğa dayalıdır dedik. Olacak iş mi bu arkadaşlar. Bu olaya fırsat veren o protokoldür. Şimdi yapılması gereken hiçbir değeri olan protokolleri meclis gündeminden çekmektir. İç politika zemininde tutmayın bunları bırakın. O protokolleri meclis gündeminden alınız.

Türkiye'de bir ciddi hukuk ve adalet sorunu var.Nasıl olmasın ki milyonlarca vatandaş devletle davalıdır. Türkiye'nin kaba sıvası oturmadı. Vatandaş malından canından emin olacak. Hepsi davalı. Ormanla davalı, kuşaklarla davalı. En son beykozda feryat kopuyor. Üzerinde yaşadıkları evlerinin yıllardır vergisini vermişler malik sıfatları var. Şimdi tapu geldi bunlara siz burada işgalcisiniz. Şimdi birileri oraya gözünü dikmiş olabilirler. Topraklar değerlenmiş olabilir. Ama orada vergisini veren yüzlerce insana siz işgalcisiniz diyorsunuz. Bir de ecrimisil ödetiyorlar. İşte hem parayı ödeyecek em işgalci olacak. Şimdi kıyamet kopuyor orada. Oradaki hukuk krizinin adalet krizinin göstergesidir. Bu konuda mahkemeleri çalışmaz duruma getirmemek lazım.

Anayasa değişikliği bir ciddi ve köklü yaklaşımı gerektirmektedir. İktidar 8 yıldır bu konuda ciddi bir hareketlenme yoktu mutabakat sağlandı. Anayasa Türkiye'nin işidir. Siyasi partinin işi değildir. Bu ülkede herkesin kafasında Anayasa yapmak varsa bu olmaz. Gümrükten mal kaçırır gibi Anayasa değişikliği mümküğn değildir. Ciddi işbirliği ile gerçekleşir. Önce değişikli,k hhangi yönetemle yapılacak görüşmeliyiz. Bunun hazırlığını yapar ABD'den onay alırım dersen olmaz. Bu partinin anayasası Türkiye'de hazırlanacak. Bunla ilgili bütün birimlerden üniversitelerden sivil toplum kuruluşlarından bilgi alınacak. Herkesin düşüncesi konusunda neler yapılmalı ortaya konmalı. Herkese sormalıyız. Hazırlanırken ortak bir anlayışı sağlayacağız. 10 kişi yazı versin değil. O tasarı hazırlanacak. Sonra Meclise gelecek TBMM o milli mutabakatlı Anayasayı kendi yetkisi ile şekillendirecek. Sonra da bu olay milletin onayına sunulacak. En temel konuların başında yargının oyunu geliyor.

Sen anayasadaki temel husular konusunda aklanmadan bu işi yapamazsın. Kimse Anayasa Mahkemesi'ni RTÜK'e benzetemezsiniz. Başbakan olur olur bal gibi olur diyor. Nasıl olur, Habur kapısında yaptığın gibi olur. Bak olur olur dedin o protokolü imzaladın ne oldu. AB ile o imzayı atma dedik. Güney Kıbrıs'ı tanıyorsun dedik. olur olur dedi tıkandı kaldı. Ben yaptım oldu dersin olanlar olur. Hızlı trende olur dedin 38 vatandaş hayatını kaybetti.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.