Erdoğan sanatçılara seslendi!

Erdoğan sanatçılara seslendi!
Başbakan Erdoğan, demokratik açılım çalışmaları çerçevesinde sahne ve sinema sanatçıları ile Dolmabahçe'deki Başbakanlık ofisinde bir araya geldi. Erdağan, sanatçılara "Desteğinizi esirgemeyin" çağrısı yaptı.

DAVETE KİMLER KATILDI-TIKLAYIN

Tiyatro ve sinema sanatçıları, yönetmenler ve yapımcılarla Dolmabahçe'deki Çalışma Ofisi'nde bir araya gelen Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, sanatçıları selamlayarak, davetine icabet ettikleri için teşekkür etti.

''Sinemamızın, tiyatromuzun, sahne sanatlarımızın, gösteri dünyamızın ünlü simalarını ağırlamaktan çok büyük bir memnuniyet ve heyecan duyduğumu da ifade etmek isterim'' diyen Erdoğan, açıkçası, tarih boyunca bir kitap okuyup hayatı değişen çok sayıda insan bulunduğunu ama son 2 yüzyıl boyunca, kitabın yanında filmlerin, dizilerin, tiyatro oyunlarının da hayatı değiştirecek güce sahip olduklarına şahit olduklarını anlattı.

Bu ülkenin her bir ferdi gibi kendisinin de Yeşilçam'ın ürettiği birbirinden güzel filmleri seyrederek, acıyı, neşeyi, hüznü, sevinmeyi, sevmeyi en güzel şekilde ifade eden o beyaz perdeyi izleyerek büyüdüğünü ifade eden Erdoğan, açık hava sinemalarını, oradaki atmosferi yaşadığını, sinemaya giderken yanında bolca mendil götüren, çocuklar etrafta koşuşurken beyaz perdeye kilitlenen, filmi sadece seyretmeyen, adeta filmin içinde kaybolup film kahramanlarıyla kendisini özdeşleştiren nice insanlar gördüğünü ve çocukluğunda zaman zaman o rolleri üstlendiğini söyledi.

Erdoğan'ın konuşması şöyle: 

"Bugün de insanların televizyon başına kilitlenmesi bu alandaki başarının somut göstergesi. Başarılı dizilerimizle, tiyatro oyunlarımızda uluslararası ödüller alıyoruz. Bu vesile ile sizleri kutluyorum, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. 3 hafta önce bu salonda ses sanatçılarımızla bir araya geldik. Verimli bir toplantı oldu. Sanatçı başkalarının söyleyemediklerini gönül süzgecinden geçirip ortaya koyabilen kişidir. Başkalarının duyamadıklarını duyan, göremediklerini gören, hissedemediklerini hisseden kişidir. Sosyal olaylar, tarihsel değişimler en çok karşılığını sinamada, gösteri sanatlarında bulur. Bizim bir gönül yaramız var ve biz bu yarayı tamir etmek için yola çıktık. Sizlerin dile getirdiğiniz sorunlar malesef duyulmadı. Vizontele'de bir sahne vardı. 'Zeki Müren de bizi görecek mi' diye. Zeki Müren'i bilemem ama biz olup biteni görüyoruz."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eğer ortada bir sorun varsa, bunun görmezden gelinmesinin, işitilmemesinin, üzerinin örtülmesinin o sorunu ortadan kaldırmaya yetmediğini ifade ederek, ''Tam tersine, o sorunla cesaretle yüzleşmediğiniz takdirde sorun daha da büyüyor, kangren halini alıyor ve artık bedenin tamamını etkiler bir hale geliyor'' dedi.

Erdoğan, sinema salonlarından gözü yaşlı çıkan, filmin etkisinden kurtulamayan, bir ömür boyu film repliklerini tekrarlayan insanlar gördüğünü belirterek, şöyle konuştu:

''Aynı şekilde, televizyonun hayatımıza girmesinin ardından, Türk filmlerinin gösterildiği salı geceleri sokakların nasıl boşaldığını, bütün ailenin, hatta konukomşunun bir bayram havasında, soluk almadan sonuna kadar filmleri nasıl heyecanla seyrettiğini yaşadım.

Bugün de medyanın çok çeşitlendiği, kanalların çok arttığı bir dönemde dahi, dizilerin, filmlerin, şov programlarının, parodilerin, insanları televizyon başına kilitlemesi bu alandaki başarının somut bir göstergesi.

Hatta artık sadece sınırlarımız içinde kalmıyor, başarılı filmlerimizle, dizilerimizle, tiyatro oyunlarımızla, gösterilerimizle uluslararası ödüller kazanıyor, ünlü salonlarda sahne alıyor, film ve dizi ihraç eden bir ülke konumuna gelmiş bulunuyoruz.

Ben bu vesileyle, sizleri, sizlerin şahsında sektörde çalışan, emek veren, kameranın önündeki, arkasındaki, sahnenin ardındaki tüm emekçileri de kutluyor, ülkem ve milletim adına sizlere şükranlarımı sunuyorum.''

''SİNEMA, ÇAĞININ TANIĞIDIR''
Başbakan Erdoğan, üç hafta önce yine bu salonda ses sanatçılarıyla bir araya geldiklerini ve son derece verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini anımsatarak, ''Ben o gün orada da ifade ettim: Sanatçı, başkalarının diyemediklerini, söyleyemediklerini, ifade edemediklerini gönül süzgecinden geçirip bütün netliğiyle, berraklığıyla ortaya koyabilen kişidir. Sanatçı, aynı zamanda başkalarının duyamadıklarını duyan, göremediklerini gören, hissedemediklerini hisseden kişidir'' dedi.

''Çağımız görsellik çağı ve bilinen tabirle sinema da çağının tanığıdır'' görüşünü dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

''Sosyal olaylar, tarihsel değişimler en çabuk karşılığını artık sinemada, gösteri sanatlarında buluyor. Bu salonda bulunan ya da bulunmayan onlarca yönetmenimizin, oyuncumuzun çektikleri filmlerle, yaptıkları dizilerle, ortaya koydukları eserlerle Türkiye'yi nasıl değiştirdiklerini, anlatılamayanı nasıl cesaretle anlattıklarını da biliyorum.

Bazen tek bir kare, tek bir sahne, bir seans, bir replik, yüzlerce, hatta binlerce sayfada anlatılabilecek konuyu etraflıca izah edebiliyor. Hollywood yapımı olan 'Kurtlarla Dans' filmi, tek başına bütün Amerika'nın, hatta tüm dünyanın Kızılderililere bakışını çok ciddi şekilde değiştirmeyi başardı. Aynı şekilde, bir 'Malkolm X' filminin, 'Missisipi Yanıyor' filminin, 'Kökler' adlı dizinin, siyahilerin toplumsal konumunu ne kadar olumlu etkilediğini, zihinsel bir devrim gerçekleştirdiğini de gördük. Balkan sinemasının en güzel ürünlerinden olan 'Çingeneler Zamanı' filminin ardından Balkanlar'da, Türkiye'de ve tüm dünyada Romanlara bakışın da nasıl olumluya döndüğünü, hatta sempati boyutuna yükseldiğini müşahede ettik. 2005 yılında Ürdün'de bir terör saldırısında kaybettiğimiz Suriyeli yönetmen Mustafa Akad'ın 'Çağrı' filmi, tüm dünyanın İslam dünyasına bakışını önemli ölçüde değiştirmeye yetmişti.''

''ZEKİ ALASYA YOK AMA ADETA İKİZİ, AYRILMAZI OLAN METİN BEY ARAMIZDA''
Başbakan Erdoğan, aynı şekilde, Türkiye'de de gösteri sanatlarının birçok sosyal ve politik meselede öncü rol oynadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Köyden kente göç meselesi üzerine nice bilimsel ve edebi eserler verilmiştir ama 1964 yılında yapılmış olan Halit Refiğ üstadın 'Gurbet Kuşları' filmi, meseleyi en trajik şekilde ortaya koyan eserlerden biri olmuştur. Kente gelen Anadolu insanının şehre tutunma mücadelesi Lütfi Akat hocanın 'Gelin-Düğün-Diyet' üçlemesi ile adata bir sosyolog titizliği ile anlatılmıştır. Yoksulluğun, yasakların, baskıların, törelerin hüküm sürdüğü bir ortamda, Yılmaz Güney, 'Arkadaş' ve 'Umut' filmleriyle dilsiz, çaresiz, kimsesizlerin sesi ve umudu olmuştur. Metin Erksan'ın 'Susuz Yaz'ı, 'Yılanların Öcü' filmi, merhum Yücel Çakmaklı üstadımızın 'Kuruluş' dizisi adeta tarihimizin, toplumsal yapımızın belgeselleri olmuştur. Şerif Gören üstadımızın, Mustafa Altıoklar'ın, Mesut Uçakan'ın, Türker İnanoğlu, Zeki Demirkubuz, Halit Refiğ, Ömer Kavur'un filmleri, Ayşe Şasa, Bülent Oran'ın çalışmaları Türkiye gerçeğini yoruma gerek bırakmayacak şekilde gözlerimizin önüne sermiştir.

Bugün Zeki Alasya aramızda yok ama adeta ikizi, ayrılmazı olan Metin Bey aramızda. Birlikte sahneye koyduğu 'Yasaklar' oyunu aynı şekilde 90'lar Türkiye'sinin manzarasını ironik şekilde resmetmiştir.''

YILMAZ GÜNEY'İN FİLMLERİNE KULAK VERİLMİŞ OLUNSAYDI
Başbakan Erdoğan, özetle Türkiye'de sinema ve tiyatronun, her zaman milletin önünde olduğunu, politikanın ve politik dilin kat kat üzerinde bir cesaret yüklendiğini ifade etti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Eğer ortada bir sorun varsa, bunun görmezden gelinmesi, işitilmemesi, üzerinin örtülmesi o sorunu ortadan kaldırmaya yetmiyor. Tam tersine, o sorunla cesaretle yüzleşmediğiniz takdirde sorun daha da büyüyor, kangren halini alıyor ve artık bedenin tamamını etkiler bir hale geliyor.

Şunu tüm samimiyetimle ifade ediyorum: Eğer bu ülkenin otoriteleri, Yılmaz Güney'in filmlerine kulak vermiş olsalardı, inanın Türkiye bugün çok farklı bir yerde olabilirdi. Şerif Gören üstadımızın 'Endişe', 'Yol' ve 'Katırcılar' filmine, farklı bir gözle bakılsaydı; Yavuz Turgul üstadımızın 'Eşkıya' filmi, 'Muhsin Bey', 'Züğürt Ağa' filmleri, kahkahanın ötesinde zamanın otoritelerini düşünmeye de sevk etseydi, Mesut Uçakan'ın 'Kelebekler Sonsuza Uçar' filmi daha bir samimiyetle izlenseydi, Türkiye bugün inanın çok başka bir yerde olurdu.

Yönetmen Özhan Eren'in '120' filminin mesajı daha evvel benzer mesajlarla verilmiş olsaydı, bugün tarihimize daha geniş bir perspektiften bakıyor olurduk. Elbette tüm bu eserler, tüm bu güzel filmler, diziler, oyunlar milletin kalbinde kendisine eşsiz bir yer edindi ve millet nezdinde karşılığını buldu.''

''SİNEMA NASIL TOPLUMUN VİCDANIYSA, BİZ DE ÇOCUKLUĞUMUZDAN İTİBAREN SEYRETTİĞİMİZ O FİLMLERİ, DİZİLERİ VİCDANIMIZ OLARAK, VİCDANIMIZIN SESİ OLARAK GÖRDÜK''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Küresel ölçekte barışı, adaleti, istikrarı ve refahı savunan Türkiye, kendi vatandaşlarına da eşit muamele yapmak noktasında azami bir hassasiyet içindedir'' dedi.

Tiyatro, sinema sanatçıları, yönetmenler ve yapımcılarla Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde bir araya gelen Erdoğan, yaptığı konuşmada, sanatçıların güzel eserleriyle ortaya koyduğu dramlar, trajediler, sorunların sağır duvarları aşıp gerçek adreslerine ulaşamadığını üzülerek ifade etmek istediğini söyledi.

Hükümet olarak sanatçıların 10 yıllardır dile getirdiğini, sahneye koyduğu, beyaz perdeye aktardığı tüm o meseleleri art niyetsiz şekilde gündeme taşımaya çalıştıklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bizim bir gönül yaramız var ve biz işte o gönül yarasını tamir etmek için yola çıktık. Biz, Mustafa Altıoklar'ın 'Ağır Roman'la, Sırrı Önder Bey'in 'Beynelmilel' filmiyle anlattığı gevendelerin, Romanların dertlerini kendimize dert edindik. 'Vizontele', 'Güneşe Yolculuk', 'Masumiyet', 'Güneşi Gördüm', 'Işıklar Sönmesin', 'İki Dil Bir Bavul' gibi filmlerin anlattığı çelişkileri, dramları, yoksulluğu ve dışlanmışlığı en aza indirebilmek için biz bu yola koyulalım, el ele verelim ve bu işi başaralım. Derviş Zaim üstadın güzel filmiyle anlattığı gibi 'Filler tepişirken çimenler ezilmesin' dedik.

Sinema nasıl toplumun vicdanıysa, biz de çocukluğumuzdan itibaren seyrettiğimiz o filmleri, dizileri vicdanımız olarak, vicdanımızın sesi olarak gördük. Hani, sevgili Cem Yılmaz 'Vizontele'de 'Zeki Müren de bizi görecek mi?' diye soruyor ya... Zeki Müren'i bilemem ama biz, hükümet olarak olup biteni görüyoruz. Samimi bir gayretin içerisindeyiz.'' 

''ERMENİLERE İYİ NİYETİMİZ DOĞRU OKUNMALI''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugüne kadar, diasporanın ve onları kullananların yanlışlarının faturasını hiçbir zaman Ermenistan halkına ve Ermenilere kesmediklerini belirterek, ''Bizim bu iyi niyetimizin, ilkeli tutumumuzun ve insani yaklaşımımızın doğru okunması, yanlış noktalara çekilmemesi gerekiyor'' dedi. 
Erdoğan, sinema, tiyatro sanatçıları, yönetmen ve yapımcılarla bir araya geldiği Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde yaptığı konuşmada, geçen hafta Londra'da yaptığı açıklamanın asla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Ermenilere yönelik olmadığını ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Ermeniler ile ilgili olumsuz bir yaklaşım içinde olmasının düşünülemeyeceğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ama bugün Amerika'dan tutun, batı ülkelerine varıncaya kadar hukuk noktasında kaçak olarak yaşayanlara karşı o ülkenin tavrı her yerde farklıdır. Bizim bu insanlara yönelik insani yaklaşımımıza dünden bugüne ayrı bir değerlendirme, hoşgörülü yaklaşımımıza bütün dünyanın dikkatini çekmeye yönelik bir açıklamadır. Bütün dünyada hiç ilgisi olan veya olmayan ülkelerin kalkıp Türkiye aleyhinde bu türlü kampanyayı sürdürmeleri karşısında bizim de siyasi otorite olarak takınmamız gereken bir tavır vardır. Parlamentolarında bu mesnetsiz kararları alanlar, bizim olaya nasıl insani bir perspektiften baktığımızı görsünler, bilmedikleri konularda ulu orta kararlar almasınlar, bir kere daha komşularımızla aramıza girmesinler diyorum. 

Biz vatandaşlarımızdan veya göçmenlerden, mültecilerden bahsetmiyoruz. Biz buna rağmen bugüne kadar meseleyi iyi niyetle ele aldık. Mağdur, muhtaç insanlara hoş görü gösterdik, gösteriyoruz, göstereceğiz. Biz her türlü iyi niyeti gösterirken, birilerinin Türkiye'nin, Türk insanının onurunu zedeleyecek yaklaşımlar içine girmesine ise sessiz kalamayız. Bugüne kadar, diasporanın ve onları kullananların yanlışlarının faturasını hiçbir zaman Ermenistan halkına ve Ermenilere kesmedik. Bizim bu iyi niyetimizin, ilkeli tutumumuzun ve insani yaklaşımımızın doğru okunması, yanlış noktalara çekilmemesi gerekiyor. Fakat bizim anlamadığımız şudur, Ermenistan başta olmak üzere ülkemizdeki bazı, bir kısım köşe yazarları, diasporaya karşı bu mücadeleyi vermezse, bize karşı böyle bir tavrın içine girmelerini anlamak mümkün değil.''

-''BİGANE KALAMAZDIK''-
Ermeni diasporasının, hiçbir zaman Ermenistan'a yönelik olumlu bir tavrın içinde olmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu: ''Ermenistan'a karşı bunlar parasal yönden çok güçlüler. Ama Ermenistan'a yönelik bir destekleri söz konusu değildir. Ermenistan, sefalet içindedir ve bugün Ermenistan halkı, Rusya'ya, bize, çevre ülkelere kaçmaktadır, göç etmektedir. Çünkü Ermenistan'da yaşam koşulları ciddi manada bitmiştir. Bunu ben bizzat Sayın Putin'in kendisinden dinledim. Her yıl 200 ila 300 civarında adeta göç oluyor ülkelerine. Kendilerinin verdiği mali destekleri de bana anlattı. Böyle bir durum söz konusu. Benim bu açıklamalarımın tehcir gibi asla kabul etmeyeceğimiz kavramlarla yan yana kullanılmasını ben kullananlar adına bir talihsizlik olarak görüyorum. 

Burada şu gerçeği de söylemek durumundayız, sevgili Nubar Terziyan ile sevgili Kenan Pars'ın aziz hatıralarına hürmeten bu hususu burada bir kez daha açıklığa kavuşturmak isterim. Her türlü riski göze alarak 'Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci'ni başlatmış bir hükümetin, kendi vatandaşlarından bir kısmına farklı muamele etmesi, farklı yaklaşması düşünülemez bile. Özellikle kaçak işçilerin konumu ve bunların da dünden bugüne böyle bir adımı atacağız anlamında söylediğim bir şey olmadığı halde buralara çekilmesi bu açıklamayı yapmamı gerektirdi.''

Tomris Giritlioğlu ve onun gibi değerli sanatçıların, azınlıklar kategorisi içerisinde bulunanların da ülkenin vatandaşı olduğunu, ülkenin sesini, ülkenin nefesini taşıdıklarını çok geniş kitlelere ulaştırdıklarını dile getiren Erdoğan, ''Bizlerin azınlıklara yönelik hiçbir dönemde görülmeyen bir ilgi ve alakayı gösterdiğimizi burada iddialı bir şekilde ifade etmek isterim. Geniş kitlelerin bildiği, anladığı bu meselenin devlet tarafından, hükümet tarafından bilinmemesini, görülmemesini azınlıklar noktasında söylüyorum kabul edemezdik, dile getirilen sorunlara bigane kalamazdık ve nitekim de kalmadık, kalmıyoruz'' diye konuştu.

HABERVAKTİM.COM-AA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.