Ergenekon avukatlığı sözde değilmiş!

Ergenekon avukatlığı sözde değilmiş!
ETÖ'nün avukatı olduğunu söyleyen CHP lideri Baykal'ın avukatlığı sadece lafta değilmiş... Baykal Dursun Çiçek ile bizzat görüşmüş:

Deniz Baykal Ergenekon için "Ben Ergenekonun avukatıyım" açıklaması yapmıştı.

Doğrusu CHP lideri Deniz Baykal'ın Ergenekonun avukatıyım derken halen askeri ve sivil yargıda hakkındaki dava süreci devam eden, ıslak imzalı belgenin en popüler albayı Dursun Çiçek ile görüşmek ve generallerden talimat almak ölçüsüzlüğünü gösterebileceğini düşünmemiştik.

AKP ve Gülen'i bitirme belgesi olarak takdim edilen 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' gündemi sarsmış, daha sonra bu planın Erzincan'da uygulamaya konulduğuna dair kuvvetli suç bulguları ortaya çıkmıştı.

Islak imzalı belgenin 'sapına kadar gerçek' olduğunu daha başında Türkiye'ye ilan etmiştik. Belgenin gerçek olmadığını ispat edecek hiçbir bilgi veya delil de bulunamadı. Dursun Çiçek'in karargâhtaki ağababaları ile hazırladığı plan için 'ben albayım, planı bizzat neden yazayım plan subaylarıma yazdırırım ' derken gerçekleri ifade etmediğini; bu işleri birazcık bilenler bile anlar.

Dursun Çiçek ve karargâhtaki amirleri belge olayı ve Erzincan davasından sonra izlenmesi gereken stratejiyi şöyle belirlediler:

· Belgenin sahte olduğu iddiası ortaya atılacak ve tartışma Dursun Çiçek etrafında bloke edilecek; böylelikle bakışların karargâha ve sıralı amirlerine çevrilmesi önlenecek,

· Hukuki yardım ve davalara müdahale için bu konuda en birikimli siyasi parti olan avukat Deniz Baykal ve partisinden istifade edilecek.

Dursun Çiçek başlangıçta karargâhı kendisini yeterince sahiplenmediği için satma planlamıştı ama, Aslan Güner Paşadan, Baykal ve partisinin yargıdaki etkinliğini kullanarak yardım edeceği, kriminal raporlarına ilişkin ilgili kurumlara gerekli mesajların ulaştırılacağı garantisini alınca vazgeçti ve plan uygulanmaya başladı.

Şubat 2010 başındaki Çiçek-Baykal zirvesi TSK için de bir kurmay albayın siyasi parti lideri ile buluşması olması bakımından bir ilkti. Görüşme öncesi son koordinasyonu Aslan Güner Paşa ile yapan Çiçek, Baykal'a komutanının selamlarını söyledikten sonra; 'Islak imzalı belgenin kendisinin olmadığı üzerinde tartışmalara devam edilmesinin, tartışmanın TSK'nin zan altında bırakılmaması (karargaha sıçramaması) bakımından önemli olduğunu, mümkünse Türkiye'de verilen raporların yetersiz olduğunun gerekçe gösterilerek yurtdışından rapor ayarlanması gerektiğini, bunun için imza makinası, belgede parmak izi olup olmadığı, Türkiye'nin bu tespit için yetersiz olduğu argümanlarını kullanmalarını; Erzincan davasındaki gelişmelerin önünün alınmaması durumunda Saldıray Paşa nezdinde TSK'daki tüm plana dahil aktörlerin zarar göreceğini, bu yüzden Gizli Tanıkların ifade değiştirmelerinin kritik olduğunu, beklentilerinin tüm bu hususlarda CHP'nin kendilerine yardımcı olması olduğunu ' ifade etti.

Emir eri Baykal derhal gerekli faaliyetleri başlatarak milletvekili Ahmet Ersin'i talimatlandırdı. Ahmet Ersin 19 Şubat 2010'da gizli tanıklara para karşılığı ifade değiştirme telkinlerinde bulunurken 23 Şubat 2010'da 'sadece para değil sana hukuki garanti de veriyoruz' mesajı için tanık Munzur'u adını daha sonra açıklayacağımız bir HSYK üyesi ile görüştürdü.

TSK'nın bir parçası olan Jandarma bile belgeye gerçek derken Baykal'ın Dursun Çiçek'in ağzı ile konuşmaya devam etmesi, partisini Cuntacıların cirit attığı bir mekân haline getirmesi işte bu anlaşmanın devamı niteliğindeki faaliyetlerdir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.