Baykal'dan 'U' dönüşü
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada hükümetin ekonomi politikalarını, yerel yönetimlerle ilgili yeni düzenleme girişimlerini ve sınır ötesi harekatın erken tamamlanması ile ilgili tutumunu eleştiren bir konuşma yaptı.
Belediyeler Yasası ile ilgili çalışmaları gündemine alan Baykal, hükümeti bu konuda rant peşinde koşmakla suçladı. Baykal, konu ile ilgili şu iddialarda bulundu: “İstanbul’da Kadıköy’ün elinden hızla gelişen bir belediyeyi nasıl alırız da kendi çıkarlarımıza uygun bir yönetimi nasıl oluştururuz diye Kadıköy budanıyor. Anayasanın koyduğu hangi ölçü uygulanıyor. Hiç biri uygulanmıyor. Rant hesabı, başka bir hesap yok. Neden bu insanlara sormuyorsunuz? Belediye sınırları belirlenirken oralarda yaşayanlara tercihleri sorulur. Neden sorulmuyor? Temelli halkına bir sor bakalım. Başında AKP’li belediye başkanı var son bakalım.”
ANAYASA MAHKEMESİNE GİDECEK
“Olay çok açık. Belediyelere bakın. Oturmuş, belediyeciliği hakkıyla uygulayan fevkalade önemli belediyeler. Bazı belediyelerin yaz nüfusunu hesaplıyor musun? Referandum yapacağız diyordun. Yapsana bunları, sorsana bunları. Hasanoğlan Belediyesi. Cumhuriyet tarihimizin yüzakı. Hasaoğlan’dan, belediye hakkını alıp köy haline dönüştürüyorsunuz. Bunda hak var mı? Nerden çıkıyor bu? Bunu gerektiren bir durum var mı? Celal Bayar’ın Umurbey’i de alınıyor köye dönüştürülüyor. çorum Alacahüyük. İnsanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biri. Burada bir medeniyet kurulmuş, Başbakan ellerinden alıyor. Bu kanunun meclisten geçmemesi için tüm milletvekili arkadaşlarımızla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Her şeye rağmen kanun çıkarsa derhal Anayasa Mahkemesine başvuracağız.”
EKONOMİDE KARANLIK TABLO çİZDİ
“CHP’nin ilk iktidarında bu yanlışı sonuna kadar düzeltmek boynumuzun borcu olsun” iddiasında da bulunan Baykal, konuşmasına ekonomideki gelişmelerde devam etti. Ekonominin gittikçe kötüye gittiğini iddia eden Baykal, bu konuda da şunları söyledi:
“Ekonomi iyi gitmiyor. çok ciddi olumsuzluklar ortaya çıkmaya başladı. Gidişin sıkıntıları beraberinde getirmekte olduğunu her fırsatta anlatmaya çalışıyoruz. Son seçimlerden bu güne ekonominin temel kriterlerinin hiç biri ile ilgili olumlu bir gelişme olmamıştır. Ne enflasyonda, ne işsizlik konusunda, ne borçlanma konusunda, ne cari açık konusunda, hiçbir olumlu işaret, gelişme olmamıştır. Her biri ile ilgili kaygı verici gelişmeler yaşanıyor. Dış ticaret açığı artıyor. Cari açık büyüyor. Borçlanma artıyor. Faiz yükseliyor, işsizlik artıyor. Resmi rakamlarla örtülemez oranda artıyor. Bankalara olan borçlar, kredi kartları borçları hesaba kitaba dahil olmayan özel yaşamla ilgili borçlar. ödenemeyen vergiler olağanüstü büyüyor. Türkiye giderek daha çok dışa bağımlı bir ülke haline geliyor. Hiç bu kadar dışa bağımlı bir ekonomi haline gelmemiştir.”
BAŞBAKAN’A YüKLENDİ
Başbakan Erdoğan’ın ekonomideki iyi gidişi anlatan konuşmalarıyla halkı aldattığını öne süren Baykal, borç ile ilgili rakamların gerçeği yansıtmadığını da iddia ederek şöyle konuştu: “Yurt dışına olan toplam yükümlülüğümüz 2002 yılına göre 300 milyar dolar artarak 2007 eylülünde 447 milyar dolara çıkmıştır. 500 milyar dolara yakın dış yükümlülük. Başbakan bu tabloya rağmen ekonomi iyi gidiyor diye açıklamalar yapıyor. Bunun hepsinin irdelenmesi gerekiyor. Zaman zaman borç stoku artmıyor. Neye dayanarak söylüyor. özel bir borç tarifi yapıyor. Evrensel borç tarifini değiştirerek bunu söylüyor. Aslında borç stoku artmaktadır. 456 milyar dolara çıkmıştır 2007 sonunda iç ve dış borç. İMKB’nin yabancı portföyü de eklenince bu borç 526 milyar dolara çıkmaktadır. Şimdi Türkiye enflasyonla birlikte düşünüldüğü zaman tarihinin en yüksek faiziyle borçlanıyor. Faiz yüksek, borçlanma, açık yüksek. Millet borç içinde. Yarın korkusu insanları ya kumara yöneltmiş. Kumar organizasyonu var devletin kontrolünde.”
BAYKAL’DAN U DöNüŞü
Türban konusunun hükümet tarafından ekonomideki kötü gidişatı örtbas etmek için gündeme geldiğini de öne süren Baykal’ın gündemindeki en önemli konu ile sınır ötesi harekat oldu. Baykal’ın sözlerinde Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın eleştirilere cevap veren açıklamasının etkili olduğu gözlerden kaçmadı. İşte Baykal’an operasyonun askeri boyutunu ilgilendiren övgü dolu sözleri: “Hepimizin önce şunu teslim etmek mecburiyetimiz var. TSK güç koşullarda kendisine verilen görevi kendisine yakışan bir üstün başarı ile gerçekleştirdi. Dünyanın takdirini kazandı. Bu sonuçla iftihar ediyoruz. Kutluyoruz. Bizim askerimizin bilinen vatanseverliği yüz akıyla imtihandan geçmiştir. Harekatın planlanması, zamanlaması, eş güdümü de her tülü takdirin üzerinde gerçekleşmiştir. Muhteşem bir başarı olduğundan kuşkumuz yoktur.”
OPERASYON NEDEN KISA SüRDü?
Operasyonun siyasi ve diplomatik boyutunu da ele alan Baykal, Hükümet’e yüklendi. “Kara harekatının noktalanması bir sürpriz olmuştur” diyen Baykal, şunları söyledi: “Başarı ile yürütülmekte olan harekatın en uygun en başarılı gözüken bir noktaya geldiği sırada aniden durdurulmuş olması bir tartışmayı beraberinde getirdi. Acaba neden bu hakkı kullanmakta iken 8. gününde harekata son verme kararı almıştır. Bu soru ortadadır. Vicdanlarda, kafalarda ortadadır bu soru. Bu memleketin tüm vatandaşları haklı olarak ne oldu birden bire durduk diye soruyor. Böyle bir durumu kimsenin milletin vatanseverliği ile TSK’ya yönelik saygısı ve sevgisi ile çelişir olarak yorumlamaya hakkı yoktur. Herkes çözülecek galiba duygusu içindeyken birden bire durmuştur. Kimseyi üzmek istemiyorum ama bazı gerçekleri herkesin bilmesi lazımdır.”
KIBRIS HAREKATI BENZETMESİ
“Birileri PKK’yı tasfiye konusunda nihai hedefe gitmesini sanki uygun görmedi. Yani Kuzey Irak’ta PKK tümüyle tasfiye edilmesin, içerideki baskıyı dindir. Ama sakın ha bu varlığı tasfiyeye yönelme mi diye düşündü. Bu durumda kaygı duymak durumunda değil miyiz?” diye soran Baykal ilginç bir de benzetme yaptı. Baykal, “Ben TSK’nin kara harekatını sadece 8 gün sürdürebileceğine onun ötesine taşımaya muktedir olmadığına inanmıyorum. Şu anki siyasi yaklaşım 1974 de olsaydı Kıbrıs harekatı yapılabilir miydi? Ne oldu, bu günkü siyaset anlayışı o gün olsaydı, paraşütle adaya ulaşan ilk birlikler kumsalın kenarında her an püskürtülebilir bir durumda olacaklardı. Bu günkü siyasi irade olsaydı ikinci Kıbrıs Harekatı nasıl yapılırdı?”
(habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.