YSK'ya en ilginç tepki Topçu'dan

YSK'ya en ilginç tepki Topçu'dan
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu, Yüksek Seçim Kurulu (YSK)'nun referandum tarihini 12 Eylül 2010 olarak belirlemesini, ''YSK, Kenan Evren ve arkadaşlarının kendileri için yapacakları bir 'nü' resmini hak etmişlerdir.'' dedi.

YSK'nın referandum konusunda seçim kanununu görmezden gelerek takvimi 60 gün yerine 120 günden hesaplamasını, 1980 askeri darbesini yapan Kenan Evren ve arkadaşlarının yargılanmasının önüne geçmek olarak değerlendirdi. Topçu, YSK kararıyla 12 Eylül günü her ne kadar cunta anayasasının oylanmasının ironik bir anlam taşımasına rağmen, darbenin üzerinden 30 yıl geçmesi ve zaman aşımı doğması nedeniyle, ''YSK, darbecilerin yargılanma süresinin dolacağı 12 Eylül 2010 tarihini işaret ederek Evren ve arkadaşlarını yargılanmaktan kurtarmıştır.'' diye konuştu. 

BBP lideri Topçu, Ankara İl Başkanı Hasan Hüseyin Bozok'un ''Ankara Kongresi'' öncesinde Rixos Otel'de düzenlediği basınla buluşma toplantısına katıldı. Topçu, YSK'nın referandum kararından BBP'nin halkoylamasındaki alacağı tutuma, CHP'de gelişen olaylara kadar gündemdeki bir çok konuya değindi.

BBP lideri Topçu, YSK'nın seçim kanununu hiçe sayarak siyasi bir karar verdiğini söyledi. YSK'nın 60 gün sonra değilde 120 gün sonra referandum yapılmasına yönelik verdiği karar ile aslında 1980 darbesini yapan Kenan Evren ve arkadaşlarını kurtardığını iddia eden Topçu, ''Referandumun yapılacağı 12 Eylül 2010 günü darbenin üzerinden tam 30 yıl geçmiş olacak. Yani 12 Eylül günü hem halkın cunta anayasasını red için sandığa gittiği, darbecilerin yargılanmasının önünün açıldığı bir gün, hem de 30 yılın dolduğu gün olması nedeniyle darbecilerin yargılanma yolunun hukuken kapandığı gün olacak.'' diye konuştu.


''YSK, ANAYASA MAHKEMESİ'NİN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ''

YSK'nın verdiği kararla Anayasa Mahkemesi'nin elini güçlendirdiğini söyleyen Topçu, ''referandum sürecinin tıkanması büyük bir olasılıktır'' iddiasında bulundu. Topçu, YSK mahkemeye şunu demiştir; ''al sana 120 gün rahat rahat düşün, öyle kararını ver." YSK'nın bu kararının siyasi tartışmaları da beraberinde getirdiğini söyleyen Topçu, ''Halkoylamasının 120 gün sonra 12 Eylül 2010 günü yapılacak olmasının da bir anlam görüyoruz. Ortaya çıkacak siyasi gerilim iyi hesaplanmalıdır. Buna fırsat verilmemelidir.'' dedi.


''YENİ BİR 367 KRİZİ YAŞANMAMALI''

YSK'nın kararının Anayasa Mahkemesi'nin verebileceği iptal kararını güçlendirdiğini dile getiren Topçu, "İptal kararı çıkarsa yeni bir 367 sendromu ortaya çıkacaktır'' ifadesinde bulundu. Hükümetin burada yeni bir 367 krizinin yaşanmasına ve olası gerilimlere meydan vermeden hemen seçime gitmesi gerektiğini belirten Topçu hükümete seslenerek, ''Sandığı milletin önüne koyun, oyunu bozun.'' çağrısında bulundu. Topçu, YSK kararı ve CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvurusu

hakkında şunları söyledi:

"Oyunla, gerilimle siyasi çıkar güdenler yanlış yapıyor. Gerilimli siyasetin sonuçları doğal olmaz. Partiler icraatlarıyla gündeme gelmelidir. İptal başvurusuyla yeni bir gerilim süreci başlayacaktır. Anayasa Mahkemesi iptal kararı verirse yeni bir 367 gerilimi doğacaktır. Bu mevcut iktidara mağdur rolü vermekten başka bir işe yaramaz. İktidar erken seçime giderek mağdur olduğunu söyleyecektir. Baskın seçim olabilir. Bu tür krizleri beklemeye gerek yok. Hükümet YSK'nın ardından Anayasa Mahkemesi'yle ortaya çıkabilecek krizlerin yaşanmasına meydan vermeden -topu ayağında döndürmemeli, direk kaleye gitmeli- erken seçime gitmeli ve milletin önüne sandığı koymalıdır. YSK öyle bir karar verdi ki Anayasa Mahkemesi'ne rahat iş yap dedi. YSK kararı iptal ihtimalini artırdı. CHP iki maddenin iptali için mahkemeye gitti. Güçlü bir ihtimalle süreç tıkanacaktır. Hükümetin referandumla ilgili çıkardığı madde yok sayılacak. Yapılacak iş Anayasa Mahkemesi'nin kararını beklemeden erken seçime gitmektir. Sandığa gitmektir. İktidar partisi hemen erken seçim kararı alarak bu sancılı sürecin yaşanmasının önüne geçmiş olacaktır.


''REFERANDUMU AK PARTİ OYLAMASI OLARAK GÖRMÜYORUZ''



12 Eylül'de yapılacak referandumu bir AK Parti oylaması olarak görmediklerini söyleyen Topçu, millet vicdanında mahkum edilen darbecilerin hukukende mahkum edilecekleri bir oylama olarak gördüklerini söyledi. Darbelerden en çok acı çeken bir camia olduklarını hatırlatan Topçu şöyle konuştu: "Referandumun 12 Eylül'e denk gelmesi ayrı bir anlam taşımaktadır. Darbecilerin yargılanmasını öngören geçici 15. maddede halk oyuna sunulacaktır. Milletin çocuklarına en büyük zulmü yapanlar millet vicdanında asılmıştır, mahkum edilmiştir ancak bunlar halkoylamasında da hukuken mahkum olacaklar. Bu mahkumiyet 60 darbesini yapanlardan itibaren yapılmalıdır. Zaten bunlar millet önünde mahkumdurlar. Ancak 12 Eylül'ü yapanlar artık mahkum olmayacaklardır. Referandum günü 30 yıl süre aşımından ötürü yargılamanın önü kapanmış olacaktır. Bu nedenle YSK, Kenan Evren ve arkadaşlarının bir nü resmini hak etmiştir.''


''REFERANDUMDA KIRMIZI ÇİZGİMİZ BDP İDİ''



Anayasa paketinin Meclis'te oylanması ve sonrasında referandum sürecinin başlaması konusunda kırmızı çizgilerinin İmralı'dan yönetilmekle suçladığı BDP olduğunu söyleyen Topçu, ''Ancak Meclis'teki oylamalarda söz konusu siyasiler de (BDP'yi kastederek) diğer muhalefetle aynı safta yer almışlardır'' dedi. BDP'nin pakete oy vermemesi ve diğer muhalefetle aynı safta yer almasından ötürü pakete karşı belirledikleri kırmızı çizginin ortadan kalktığını söyleyen BBP lideri, halkoylamasında ''evet'' diyeceklerinin sinyalini verdi.

CHP genel başkanlığından ayrılan Deniz Baykal ile ilgili olarak da Topçu, ''Biz siyasilerin siyasi yaşamlarının skandallarla değil sandıkla bitmesinden yanayız." yorumunda bulundu. Topçu, Baykal'a ait olduğu iddia edilen kasetin doğru olması halinde bunu tasvip etmelerinin mümkün olmadığını, ancak bu olay komplo ise bunu da hükümetin ortaya çıkarması gerektiğini bildirdi. Topçu'nun Baykal'ın yaşadığı olaya ilişkin düşünceleri şöyle; ''Sayın Baykal'ın özel hayatından ziyade siyasi hayatı bizi ilgilendiriyor. Rahmetli genel başkanımızın şehadet sürecinde kendileri bizimle bir abi gibi diyalog içinde olmuştur. Tabi biz bu süreçte herkese teşekkür ediyoruz. Ancak siyasi liderler içinde Baykal'ın ayrı bir yeri olmuştur. Deniz bey bize bir abi gibi yaklaştı ve bizimde ona karşı bir önyargımız olmadı. Bizimle ilgilendi engin devlet adamı tecrübesini ortaya koydu. Kasetteki görüntüler şayet doğruysa bunu millet vicdanında değerlendirecektir. Bu doğruysa biz bunu doğru bulmayız. Ancak bunu millet değerlendirecektir. Müslüman kusurları örter. Biz böyle düşünürüz. Eğer bu komplo ise Başbakan ilk günkü tavrını sürdürmeli ve bunu önüyle arkasıyla ortaya çıkarma yönünde adımlarını sürdürmelidir. Elbette bir liderin siyasi yaşamı böyle bir skandalla bitmemeliydi. Biz siyasilerin siyasi yaşamlarının skandallarla değil sandıkla bitmesinden yanayız. Sayın Baykal siyasete geri dönecekse bu onun kararıdır. Bizleri ilgilendirmez. Dönmekte kendi en tabii hakkıdır. CHP'de yaşanan şu süreçte onları ilgilendirir."


''BBP, ÖNÜNE KONULACAK SANDIĞA HİLAL VE GÜLÜYLE GİDECEKTİR''

MHP ile birleşme ya da başka partilerle ittifak konusundaki soruları ise BBP lideri şöyle yanıtladı: "BBP'nin adı Büyük Birlik'tir. Biz teşkilatlarıyla birlikte büyük ve iddialı bir partiyiz. 1 milyon oy aldık. 10 milyon sempatimiz var. Amacımız 1 milyon üye yapmak. Şu anda 100 bini aşmıştır. Biz hilal ve gülü her zaman sandığa taşıma taraftarıyız. Bugün Türkiye'de büyük yanlışların yapılmasında vebalimiz yok. O nedenle iktidara talibiz."

(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.