Bir tek bıyığı benziyor!
HABERVAKTİM/ÖZEL
CHP içinde genel başkanlık yarışına giren ve kongreye birkaç gün kala tek adaylığını devam eden İstanbul milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu için yerel seçimlerde yapılan “Gandi” benzetmesinin, medya tarafından giderek daha da yoğun biçimde işlendiği görülüyor. Kılıçdaroğlu’nu destekleyen medya çevreleri bu benzetmenin Anadolu’da büyük iş yapacağını iddia ederken, Kılıçdaroğlu da söz konusu benzetmeye paralel söz ve davranışlarda bulunmayı sürdürüyor.
GANDİ’NİN ÜNLÜ TUZ YÜRÜYÜŞÜ BİLE ARAKLANACAK
İnternete düşen uygunsuz görüntüler yüzünden CHP Genel Başkanlığından istifa eden Deniz Baykal’a rağmen, partinin genel sekreteri Önder Sav ve il başkanlarının desteğiyle CHP Kongresine tek aday olarak gireceği gözlenen Kemal Kılıçdaroğlu için yapılan “Gandi” benzetmesinin birtakım afiş çalışmalarıyla kongreye de yansıyacağı belirtildi. Mahatma Gandi’nin ünlü “Tuz Yürüyüşü”nü sembolize eden afişlerin hazırlandığı ve bunların seçim ve referandum meydanlarında da kullanılmasının planlandığı kaydediliyor.
KILIÇDAROĞLU GANDİ OYUNUNU SEVDİ
Bıyık, burun ve yürüme şekli olarak Gandi’ye benzetilen Kılıçdaroğlu da, bu benzerliği daha da artırmak için “Zengin olmayacağım, ailemin de zenginleşmesine izin vermeyeceğim” şeklinde açıklamalar yapıyor. Oysa, Mahatma Gandi ile Kılıçdaroğlu arasında fiziki benzerlik dışında, eğitim düzeyi, toplumsal ve sınıfsal köken, felsefi inanış ve siyasi görüş olarak hiçbir benzerlik yok. Her şeyden önce Mahatma Gandi, Hindistan’ın en varlıklı ailelerinden Hindu Modh ailesine mensup ve babası Karamçand Gandi, Porbandar eyaletinin “diwan”ı yani başveziriydi. Bulunduğu kast, Brahmanlar, yani din adamları kastı olan, en yüksek kasttı ve ülkenin asillerini oluşturuyordu.
ÜLKENİN EN BASKIN MEZHEBİNDEN
Oldukça varlıklı bir aileye mensup olan Gandi, Hinduizmin en baskın ve en geçerli mezhebi olan Pranami Vaişnava’ya mensuptu. Bu yüzden çocukluğu ve gençliği oldukça ağır dini eğitim ve Hindu ibadetleriyle geçti. Etyemezlik, aylar süren arınma oruçları bunlardan sadece birkaçıydı. Avukat olması için Londra’ya gönderildiğinde, bu şehirde Hindu kurallarına uyacağına dair, Caynu keşiş Becharji’nin önünde annesine söz verdi. Bu sözüne sadık kalan Gandi, birkaç kez denediği İngiliz dans derslerini kısa süre içinde terk ettiği gibi, evsahibinin koyun etinden yaptığı yemekleri de yemedi. Hatta Etyemezler Derneği’ne katıldı ve yönetim kuruluna girdi.
HİNDU TÜRBANINI ÇIKARMAYI REDDETTİ
1893’te Güney Afrika’da Hintlilerin oy kullanmasını engelleyen bir yasa tasarısına muhalefet etmek için bu ülkeye giden Gandi, Durban mahkemesi yargıcının “Burada savunma yapabilmen için başındaki türbanı çıkarman gerekir” buyruğuna karşı çıktığı için sorgusuz sualsiz mahkum edildi.
TABİAT OLAYLARINDAN “İLAHİ İKAZ” YORUMLARI ÇIKARIYORDU
Gandi, 15 Ocak 1934’te Bihar’da meydana gelen ve büyük insan kaybına yol açan depremin yüksek kast mensuplarının, pis kabul edildiklerinden “dokunulmaz” diye adlandırılan alt kasttaki insanları tapınaklarına almamaları sebebiyle meydana geldiğini savundu. Bu görüşleri yüzünden Hintli Sol partiler Gandi’yi alaya aldı.
GANDİ HER TÜRLÜ YABANCI İDEOLOJİYE VE SOL EĞİLİMLERE KARŞI
Gandi’yi en sert eleştirenlerden Hintbilimci Koenraad Elst, Gandi’nin Hindistan değerleri dışında hiçbir yabancı fikri unsura açık olmadığını belirterek, şunları kaydediyor: “Hinduizmin yetersiz kaldığı noktalarda İslam’dan doğrudan aktarmalar yapmış, Batı’ya ve Batı düşüncelerine yüzünü hiç dönmemiştir. Gandi'nin ünlü olmasının başlıca nedeni, sömürgeleşmiş toplumlar içindeki özgürlük liderleri arasında, Batı modellerinden (milliyetçilik, sosyalizm, anarşizm vb. gibi) değil de yerli kültürden çıkan politika ve stratejiler üreten tek lider olmasıdır.”
HABERVAKTİM.COM/ÖZEL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.