Bağış: AB'ye girmek istiyoruz

Bağış: AB'ye girmek istiyoruz
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa Birliğine tam üyeliğin Türkiye'nin dış politikasının öncelikli konusu olmaya devam ettiğini belirtti.

Bağış, İsrail'in Gazze'ye yardım götüren "Mavi Marmara" gemisine kanlı baskınıyla ilgili olarak da, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "bu korsanlık ve terör eyleminin sorumluluğunu" üstlenmesini istedi. 

İtalya'nın günlük gazetelerinden La Repubblica, bugünkü nüshasında yayımladığı Türkiye ile ilgili dosyada Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile yapılmış bir söyleşiye de yer verdi. Toplam üç sayfalık yazının başlığında, Bağış'ın "Biz büyük bir gücüz ve Avrupa Birliğine girmek istiyoruz" sözleri kullanıldı.

Bağış, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e "sert suçlamalar" yöneltmesinin ardından Türkiye'nin Batı yanlılılığı ve AB üyeliği arzusu konularında "güçlü kuşkular" oluştuğunun belirtilmesi üzerine, "Avrupa Birliğine tam üyelik, bizim dış politikamızın öncelikli konusu olmaya devam ediyor" diye konuştu.

İsrail-Türkiye gerilimiyle ilgili bir soruya karşılık olarak da Bağış, "Uluslararası sularda insani yardım malzemesi taşıyan sivil bir gemiye operasyon düzenlenmesi kabul edilemez. Bu, devlet terörüdür. Biz uluslararası yasalardan yana olmayı sürdüreceğiz. Biz, İsrail halkına karşı değiliz. Ancak Netanyayu, bu korsanlık ve de terör eyleminin sorumluluğunu üstlenmelidir" dedi.

Saldırıya uğrayan gemide sadece Türkler değil, 32 ayrı millete mensup insanlar olduğunu hatırlatan Bağış, "Bu nedenle uluslararası camia beraberce hareket ederek, bu korkunç saldırının ardındaki karanlık noktaları aydınlatacak bir soruşturma başlatılmasını sağlamalıdır" dedi.

BM Güvenlik Konseyinin operasyonu sert biçimde kınadığını, NATO, Arap Birliği ve İslam Konferansı Teşkilatından anlamlı tepkiler geldiğini ifade eden Bağış, "Avrupa Birliğinden de kınama mesajları çıkmıştır. Pek çok liderle görüşen Erdoğan, Avrupa Birliğinin daha somut önlemler alması gerektiğini düşünüyor. Avrupa'daki pek çok ülke tarafından İsrail'in olayı bizzat soruşturmasının talep edilmesi yanlıştır. Avrupa Birliği soruşturmayı, olaya karışan tarafa havale edeceğine, bizzat kendisi başlatmayı düşünseydi çok daha iyi olurdu" diye konuştu.

Türkiye'deki Musevi vatandaşlar açısından endişe verici bir durum bulunmadığını belirten Bağış, "Onlar 1492'de İspanya'dan sürülmelerinden bu yana bizim vatandaşımızdırlar ve onların güvenliklerini sağlamak hükümetimizin görevidir" dedi.

-PAPANIN KIBRIS ZİYARETİ-

Bağış, Türkiye'nin AB'ye üyeliğine ilişkin Vatikan'ın tavrının sorulması üzerine, geçen hafta Roma'ya yaptığı ziyaret sırasında Vatikan Devletlerle İlişkiler Sekreteri (Dışişleri Bakanı) Başpiskopos Dominique François Joseph Mamberti ile görüştüğünü hatırlatarak, "Mamberti ile görüşmem son derece iyi geçti ve kendisini Türkiye'de ağırlamayı umuyorum. Vatikan'ın 1,5 milyar Müslüman'a ve dışlanmış insanlara vereceği mesaj, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği kadar önemlidir. Dinler arası diyalog devam etmelidir" dedi.

Roma Katolik Kilisesi lideri Papa 16. Benediktus'un Kıbrıs Rum kesimine yaptığı ziyaret konusunda da Bağış şunları söyledi:

"Papa 16. Benediktus'un seyahatini ilgiyle izledik. Vatikan'da Kıbrıs sorununu tüm boyutlarıyla, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın birleştirme planı öncesi ve sonrasıyla, ayrıntılı biçimde tartıştım. KKTC sürekli barışı desteklemiştir. Papanın adanın kuzey kesimini de ziyaret edebilmesini isterdim. Onun dualarının inatçılığı sona erdirebilmesini ve adanın tam bir siyasi eşitlikle, iki toplumluluk, iki bölgelilik esasında birleşmesini sağlayabilmesini umuyorum."

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Papalık Anadolu Temsilcisi Piskopos Luigi Padovese'nin İskenderun'da bıçaklanarak öldürülmesi konusunda ise "Bu üzücü hadise, büyük bir öfkeye neden olmuştur. Benim ilk tepkim, kimi insanların Papanın barışı inşa ve arabuluculuk rolünü zayıflatmak istediklerini düşünmek biçiminde olmuştur. Ancak Türk polisi cinayeti hemen aydınlatmış ve İtalyan piskoposun şoförü suçu itiraf etmiştir. Görüldüğü kadarıyla psikolojik tedavi gören biriymiş. Cinayette dinsel nedenler olmamasına sevindim. Vatikan'ın da açıkladığı gibi bu tümüyle şahsi meselelerden kaynaklanan bir hadise. Ama barış yanlısı bir din adamının yaşamını yitirmesinden dolayı çok üzgünüm" diye konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.