Kılıçdoroğlu'nun beyni diyor ki!

Kılıçdoroğlu'nun beyni diyor ki!
CHP MYK'ya giren ulusalcı Süheyl Batum, Cumhuriyet'teki yazısında Ergenekon davasını eleştirdi, Seyfi Oktay'ın şok eden görüşmeleri için "Sözüm ona telefon kayıtları" ifadesini kullandı, CHP'nin yeni dönemde asrın davasıyla ilgili izleyeceği politikanın i

İşte Süheyl Batum'un Cumhuriyet'teki o yazısı...

Bir Filmin Sonu mu Bu?


Son günlerde olanları görüyorsunuz. Bunların tümünün nedeni belli. “Birileri” yolun ya da “filmin” sonuna gelindiğini görüyor. Ve bunlar “son çırpınışlar”. Olay son derece açık.

Cumhuriyet mitinglerine katılan herkese “darbeci” dediler. Kendileri ile aynı düşünmeyenlere “Yoksa sen askerden yana mısın” diye sordular. Sonra “Sen Ergenekoncu musun?” dediler. Aynen şimdi “Yoksa sen İsrail’in avukatı mısın?” dedikleri gibi...

İnsanları dinlettiler, yargıçları dinlettiler, Yargıtay’ı dinlettiler, Türkan Saylan’ı 70 milyon kişinin aranabileceği genişlikte bir kararla arattılar. Erzincan Adliyesi’ni arattılar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nı dinlettiler. Bu işlemlerin hiçbirinde Adalet Bakanı soruşturma izni vermedi. Kısaca ceza yargılamasının ne kadar ilkesi, kuralı varsa, tümünü görmezden geldiler. Bunları görmezden gelen, “Ne var bunlar usul kuralı” diyen sözüm ona aydınlar(!) yarattılar. Ya “devşirdiler” ya “yeni yarattılar”. Ve herkese korku salmaya çalıştılar.

Bir anlamda başardılar da. Zaten başarmak için, koca medya kuruluşlarını, üstelik devlet bankalarından 1 milyar dolar alıp, arkadaşlarına verdiler. Diğer medya sahiplerine “İstemediğim gazetecileri işinden at, yoksa gelip bize ağlama” dediler. Hem de açıkça.

***

En sonunda iş yargıya geldi. Bunun için 2007’de bir “gece yarısı yasası” çıkarmışlardı. Hani “tüm yargıçların artık adalet bakanına bağlı 5 bürokrat tarafından atanmasını” sağlayan yasa. Hani onların seçtiği cumhurbaşkanının gece 2.30’da Türkiye’ye gelip ne zaman imzaladıysa, sabah Resmi Gazete’de yayımlandığını gördüğümüz yasa. Hani Cumhurbaşkanı’na “Ne zaman incelediniz, ne zaman imzaladınız?” dediğimizde, “Daha önceden biliyordum” diye yanıt verdiği yasa. Hani bu yanıtıyla, Cumhurbaşkanı’nın tarihe geçtiği yasa.

Tüm bunları yaptılar, yapmaya devam ettiler de. Ama bir baktılar ki, artık yavaş yavaş yolun sonuna geliyorlar. Artık kendi akademisyenlerine taslak hazırlatacak zamanları da yok. Oturdular bir hafta sonu kendi taslaklarını hazırladılar. Hani hatırlıyorsunuz, “incelemek için” sizlere 3 gün verdikleri taslak. Hani TİSK Başkanı’nın, Ruhat Mengi’nin programında bunu açıkça ifade ettiği taslak. Yolun sonuna geldikleri ve artık yitirecek zamanları kalmadığı için, taslakta bir tek şeyi amaçladılar; artık “yargıyı tamamıyla ele geçirmeyi”.

Ve bir süre eski yönteme devam ettiler. Kendi aydınlarını(!) ortaya saldılar. O aydınlar da, kendi televizyonlarında, “Darbe anayasasını değiştiriyoruz” dediler. Baktılar olmadı, “Ne var eskisinden kötü mü” dediler. O da olmadı “Ne var siz de iktidara gelir, kendi anayasasınızı yaparsınız” dediler. O da olmayınca “Ergenekoncular, değişikliğe karşı çıkıyor” dediler.

Ama dedim ya, artık yolun sonuna gelmişlerdi. Artık ne yaparlarsa yapsınlar, eskisi gibi olmuyordu. Bu nedenle artık yöntemin değişmesi gerekiyordu. “Ya bu yargı ele geçecekti, ya ele geçecekti”. Ve “ya bu yolla korku ve baskı iktidarı devam edecekti, ya edecekti”.

***

İşte son günlerde artık baskı son aşamaya, son raddeye geldi. Açık ve belirgin hale geldi. Ruhat Mengi’nin programı gibi çok izlenen programlar derhal yayından kaldırıldı. Başbakan, “İşte İsrail’in avukatları” demeye başladı. İlhan Cihaner’in dosyası, 2 aydır bir türlü Ankara’yı bulamadı. Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’ın sözüm ona telefon kayıtları tamamıyla polisin ya da soruşturma makamlarının elinde iken bazı gazete ve televizyonlarda yayımlanmaya başlandı. Anayasa Mahkemesi’nin raportörü, “Anayasa Mahkemesi iptal kararı verirse, bu karar yok hükmünde olacağı için, hükümet ona uymayabilir” diye, eskiden olsa herkesin güleceği türde, inanılmaz açıklamalar yapmaya başladı. Ve bir anayasacı olan Burhan Kuzu, “Anayasa Mahkemesi reddetmezse, anayasayı ihlal etmiş olur” diyerek, açıkça “yargı görevi yapanı etkilemeye” çalıştı. Yani suç işlemekten bile çekinmedi.

Ama dediğim gibi, artık yolun sonuna geldiklerini biliyorlar. “Ya yapacaklar, ya yapacaklar”. Türk milleti de göreceksiniz, yaptırmayacak, izin vermeyecek. Zaten tüm hiddetlerinin, öfkelerinin nedeni de bu. Artık onlar da anladılar, “destek” olanlar da..

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.