Sezer çelişkiden kurtulamıyor
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Zeki Sezer, parti kapatmanın sorunlara çözüm getirmediğini belirterek "Ancak yasalar uyulmak için var, yönetenler yönetilenlerden daha çok yasalara uymak zorunda" dedi
Sezer, Ticaret ve Sanayi Odası'nda düzenlenen Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı ve Emek Platformu çalıştayı'na katılmak için geldiği Mersin'de basın toplantısı düzenledi.
AK Parti'nin kapatılma davası ile ilgili düşüncelerini açıklayan Sezer, geçmişte yaşadıkları gibi parti kapatmaların varolan sorunlara çözüm getirmediğini ancak, yasaların ve anayasanın uyulmak için var olduğunu söyledi. Yasalara vatandaşlar kadar yönetenlerinde uymak zorunda hatta daha çok uymak zorunda olduğunu kaydeden Sezer, "Geçen gün Başbakan eylem yapan sendika üyelerini (yasalara aykırı davranıyorsunuz) diye tehdit ediyordu. Peki sen başkalarını yasalara uymaya çağırırken kendin de uyman gerektiğini hiç düşünmüyor musun? Yasalara yönetilenler kadar hatta özellikle daha titizlikle yönetilenlerinde uyması gerekiyor" diye konuştu.
Sezer, demokrasilerde bulunan yasama, yürütme ve yargı'nın birbirinden üstün olmayan güçler olduğunu ve bu güçlerin güçler ayrılığı ilkesine göre ise birbirinin denetçisi ve kontrolcüsü olduğunu söyledi. Başbakan'ın dün Siirt ve Batman'da yaptığı konuşmaları eleştiren Sezer, şöyle devam etti: "Biz Başbakan'dan dava açıldıktan sonra daha sağduyulu bir açıklama bekliyorduk. Başbakan'dan bu dava açıldıktan sonra beklerdik ki milleti sükunete sağduyuya davet edecek Bu söylenenler de yanlış biz bunu ispat edeceğiz mahkemelere güveniyoruz diyerek toplumun tansiyonunu düşürecekti. Oysa dün Siirt'te Batman'da yine mahalle kabadayılığı yaptı. Kabadayılıkla demokrasi bağdaşmaz. Bunu başbakan'a hatırlatmak isterim. Sahte kabadayılıklara karnımızın tok olduğunu söylemek isterim. Ayrıca yüzde 47'de oy almış da olsa bir siyasi partinin yargıda kimmiş deme durumunda olmaması gerekir."
Askerin, siyasetin yıpratılmasının Türkiye için iyi ve doğru olmadığı gibi yargının yıpratılmasının da doğru olmadığını vurgulayan Sezer, "Yargıyı da yıpratmayacak bir duruşu hepimiz ortaya koyabilmeliyiz. Yüzde 47 oy almış olmanın şımarıklığı ile istediğimi yaparım demek demokratik bir davranış değildir. Dünkü sözlerinde Sayın Başbakan demokrasiden ve özgürlüklerden bahsediyor. Demokrasi ve özgürlükler için yola çıktıklarını söylüyor. öncelikle demokrasilerde yargının bağımsız olması ve yargıya da saygı duyulması gerekir. Demokrasilerde ben çoğunluğum, yüzde 47 oy aldım istediğimi yaparım dememek gerekir. Demokrasilerde bir kişinin bile hakkının korunması çoğunluk partilerine mensup olmayanların da kaygılarının giderilmesi gerekir. Bunun için gelinen süreci hiç istemezdik. Bu süreci sağduyu ve aklıselimle aşmamız gerekir bunun için hepimize görev düşer. Başta da Sayın Başbakana ve onun partisine" şeklinde konuştu.
Gazetecilerin dünkü konuşmasında Başbakan'ın Araf süresinden alıntı yaptığının hatırlatılması üzerine Sezer, "Başbakan insanların inançlarını kullanılmaya çalışıyor. öteden beri milleti kendi yanına çekme hesabı yatıyor. önce İslamiyet'in tertemiz duygularını kendisi benimsemesi gerekiyor. İslamiyet'te yolsuzluk, başkasını aşağılama azarlamak yok. Kur'an'da da böyle bir şey yok. Ama en büyük yolsuzluklar bu dönemde yaşanıyor. Millete din öğretilmeye çalışılıyor. Hiç öyle bir çabaya gerek yok. Millet dinini kitabını hepsini biliyor. Herkes istediği gibi de yaşar" şeklinde cevap verdi.
Avrupa Birliği'ne (AB) girmeye çalışan bir Türkiye'de bir partinin kapatılmasının AB'de nasıl karşılanacağı sorusuna ise Sezer şöyle cevap verdi. "Avrupa Birliği'nde hiç kimsenin suç işleme hakkı yoktur. AB'de kurallar çok daha net ve uygulanır halde. AB yasalara uygun davranılmasını belgeler içerisinde güvence altına alıyor. Bu, AB demokrasisini tam işleten ülkelerin bir projesidir. Birçok kültürlülük projesidir. Ama bir demokrasi projesidir. Onun için bütün bu kurallara uymak gerekir. AB'ye giriyoruz diye kimse Türkiye'nin rejimini tehdit etmeyi kendisinde görmemeli. AB'de de kapatılan partiler var. Kapatılmasını dilemem yanlış anlaşılmasın. Son derecede büyük üzüntü duyuyoruz. Ama AB'de kapatılan partiler var. Avusturya'da bir parti iktidar olacak çoğunluğu erişti ama faşist olduğu için iktidar yapılmıyor. Şimdi Avusturya bizi beğenmiyor."
öte yandan Sezer, Türkiye'nin ciddi bir kutuplaşmaya doğru itildiğini bu durumun bir an önce önüne geçilmesini istedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.