Kurtulmuş: İptal kararı çıkarsa...
Medya temsilcileriyle Ankara'da bir araya gelen Kurtulmuş, 26 Ekim 2008 tarihinde göreve geldiklerini ve 11 Temmuz'da partilerinin kongrelerini yapacaklarını söyledi. Görevde oldukları sürece kullandıkları üsluba dikkat ettiklerini dile getiren Kurtulmuş, herhangi bir konuda, kavgada, belden aşağı vurmanın siyaset sanıldığını, ancak kendilerinin üsluplarını ayarladığını ifade etti.
Siyaset yöntemini belirlediklerini anlatan Kurtulmuş, demokratik açılım, anayasa değişikliği ve mayınlar konusunda görüşlerini açıkladıklarını kaydetti. Muhtevalarını sağlam tuttuklarını belirten Kurtulmuş, siyaseti fil dişi kulelerden değil kamuoyunun hassasiyetlerine göre gerçekleştirdiklerini söyledi.
Çalışmaları konusunda müspet tepki ve destek aldıklarının altını çizen Kurtulmuş, partilerine seçim sonuçlarından daha fazla bir ilginin olduğunu savundu. Kongreden sonra yeni bir dönemin başlayacağını ve kadrolarını yenileyeceğini dile getiren Kurtulmuş, isimler konusunda bir bilgi vermedi.
Güvenilir liman olmayı daha da güçlendireceklerini vurgulayan Kurtulmuş, halkın 8 yıldır çatışma ve kamplaşmadan bunaldığını söyledi.
"SP ANAHTAR PARTİ"
Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Kurtulmuş, ittifak yapılmasına yönelik sorulara partinin hiçbir organında bu konunun ele alınmadığını belirterek, siyasette SP'nin anahtar bir parti haline geldiğini ifade etti. Adım adım yükseldiklerini anlatan Kurtulmuş, muktedir siyasal parti haline gelmeye çalıştıklarını vurguladı.
Hükumetin dış politikasının sorulması üzerine ise Kurtulmuş, İsrail'in Mavi Marmara baskınının doğrudan 'şah-mat operasyonu' olduğunu iddia etti. Olayın sıradan bir sivil toplum girişimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, İsrail'in saldırı ile Türkiye'ye "Haddini bil" mesajı vermeye çalıştığını savundu. İsrail bakanıyla yapılan görüşmeyi 'skandal' olarak niteleyen Kurtulmuş, İsrail'in yalnızlaştırılması politikasının da tutmadığını belirtti.
Türkiye'nin bürokratik oligarşi ile yöneltildiğini ileri süren Kurtulmuş, anayasa değişikliğinde millete başvurulması gerektiğini söyledi. Vatandaşların ve sivil toplum örgütlerinin Anayasa Mahkemesi'ne başvurularını doğru bulduklarını vurgulayan Kurtulmuş, ihtisası rey konusunda ise kanunen kendisinin istifa etmediği sürece yapılacak bir şey olmadığını bu sebeple yapılan tartışmaların faydasız olduğunu savundu.
"SİYASETİN GÖREVİ AKAN KANI DURDURMAK"
Demokratik açılımda istenilenin yapılamadığını savunan Kurtulmuş, hükümetin rotasız gemi gibi yola çıktığını ileri sürdü. Siyasetin görevinin akan kanı durdurmak olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunun durdurulamamasında Meclis'te bulunan 4 siyasi partinin suçu olduğunu belirtti.
Vatandaşlık tanımının etnik değil hukuki olarak yeniden tanımlanması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, çözüme ilişkin görüşlerini hükumete sunduklarını ifade etti.
Refah-Yol döneminde İsrail ile bir anlaşmanın yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine Kurtulmuş, o dönem yeni bir anlaşma yapılmadığını, sadece daha önce yapılan anlaşmaların aktif hale geldiğini kaydetti. Kurtulmuş, anlaşma yapıldığı yönünde sürekli propaganda yapıldığını da savundu.
Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan'ın kayıp trilyon davasıyla ilgili bir soruya ise Kurtulmuş, 28 Şubat yaşanmasaydı böyle bir davanın açılmayacağını söyledi. Erbakan'ın kendilerine doğrudan veya dolaylı bir şekilde herhangi bir şey söylemediğini dile getiren Kurtulmuş, açılan davanın o dönemki şartlarda gerçekleştiğini kaydetti.
Madımak Otel'ini müze yapıp yapmayacaklarına ilişkin soruya da Kurtulmuş, Madımak olayının karanlık çeteler tarafından yapıldığının şimdi daha iyi anlaşıldığını ifade etti. Alevi-Sünni çatışması çıkarılmak istendiğini vurgulayan Kurtulmuş, müze yerine belki Madımak Oteli'nin de yıkılarak oranın "Barış ve Kardeşlik Parkı" yapmayı düşündüklerini ifade etti. Kurtulmuş, bu şekilde yapılan insanlık dışı saldırının hatırlanacağını belirtti.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.