'Yüzde 60 olmasa bile yüzde 59 olur'

'Yüzde 60 olmasa bile yüzde 59 olur'
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''demokratik açılımın, çok olumlu, çok doğru ve çok iyi tespit edilmiş bir mesele olduğunu'' bildirerek, ''Ama maalesef iç politikaya kurban edildi'' dedi.

Bülent Arınç, CNNTürk televizyonunda canlı yayımlanan ''Ne Oluyor?'' programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 

Başbakan Erdoğan'ın parti liderleriyle görüşmesi kapsamında MHP ve BDP ile görüşmemesine ilişkin bir soru üzerine Bülent Arınç, bu partilerle kapıların tamamen kapalı olduğunu belirterek, ''Yani Oktay Vural ya da Emine Ayna mantığıyla ortaya çıkılırsa bu görüşmelerin yapılması mümkün değil. Ama partilere bu zihniyet ve üslup hakim olduğu sürece bunlarla görüşmenin bir faydası da yok. Bu görüşmeler yapılmadığı sürece AK Parti bundan bir şey kaybetmez, hükümet de bir şey kaybetmez. Ama iki partinin tabanında müthiş tepkiler var'' dedi.

Genel başkanların veya grup başkanvekillerinin milletvekillerinin üslubunu tayin ettiğini anlatan Arınç, şöyle konuştu:

''Şimdi nezakette, kibarlıkta insanların özel hayatlarını veya gizli kalması gereken konularda... Bahçeli'yi hep örnek alırım. Şimdi böyle bir kişi, yanında birisinin bağırması, çağırması, hakaret etmesi karşısında kolundan çekip de (otur bakalım aşağıya) deyiverse üslup bir anda değişir. Birilerinin önü açılırsa kötü örneklerle siyaset meydanları ve ekranlar dolarsa onu temizlemek zor oluyor. Bu bizden yapılırsa biz bunun önüne geçeriz.

Genel Kuruldaki görüşmelerde milletvekili arkadaşlarımız sabır üstüne sabır tazeliyorlar, bunlara cevap vermeme noktasında. Cevap verseler kavga çıkacak, zaman zaman olduğu gibi.''

-''BAYKAL'A ÖZLEM İÇİNDE DEĞİLİM''-

''CHP Genel Başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçilmesinden sonra CHP'de siyasi bir üslup değişikliği görüyor musunuz?'' şeklindeki soruya Arınç, ''Henüz tam değil'' yanıtını verdi.

''Kılıçdaroğlu'nun seçtiği grup başkanvekilinin kürsüye çıktığında sadece bağırdığını'' ifade eden Arınç, şöyle devam etti:

''Ben CHP'deki Genel Başkan değişikliğini fevkalade olumlu buluyorum. Partiye bir dinamizm kazandırdığını da görüyorum. Bunu CHP'nin propagandasını yapmak için söylemiyorum. Herkesin gördüğünü ben de görüyorum diyorum. Ama onun CHP'yi dönüştürme noktasında veya CHP'ye yeni siyaset alanları açma konusunda ya da hep alıştığımız için daha önceki genel başkanın üslubu, hedefleri, vizyonu tavrı konusunda çok farklı hale gelmediğini hala görüyorum. Yani bir lider, çevresiyle ekibiyle belli olur. İstanbul'a il başkanı yaptıkları kişiyle burada görevlendirdikleri bazı kişilerin geçmişten kalan bazı izleri fazlasıyla taşıdığını söyleyebiliriz. Ama bu haliyle bile ileriye dönük bir ümit veriyor.''

Arınç, ''Genel Başkan değişiminin AK Parti için bir katkısı var mı? Çünkü bir muhalefet eksikliğinden hep şikayet ettiğinizi biliyorum'' sözleri üzerine, ''Rakibimiz güçlü olsun diyorum, temenni ediyorum'' dedi.

''Deniz Baykal'ı özlüyor musunuz?'' sorusuna da Arınç, ''Hayır böyle bir özlem içinde değilim. O da beni özlemiyordur umarım'' karşılığını verdi.

-''RAHMETLİ ECEVİT'İ ÖZLÜYORUM''-

Bülent Arınç, bir siyasetçi olarak Bülent Ecevit'i özlediğini de belirterek, şunları kaydetti:

''Rahmetli Ecevit, ne kadar kızarsa ne kadar kendisine ters gelen bir olayla karşılaşırsa karşılaşsın, nezaketi elden hiç bırakmazdı. Dinlerken onu, saygı görürdünüz. Şimdi onu özlüyoruz. Lider olarak Mecliste bu yok. Hem demokrasi ve özgürlükler konusunda, siyasi nezaket konusunda Ecevit'in başka şeylerine sahip çıktıkları gibi buna sahip çıksalar. Mesela ben isterdim ki DSP'li 6 milletvekili Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesine götüren CHP belgesine imza atmasaydılar. Rahmetli Ecevit sağ olsaydı atar mıydı, atmaz mıydı? Bunu bilmiyorum. Ama Ecevit'in halka gidilecek bir noktada bir engel oluşturmayacağını şahsen düşünüyorum.''

-''ANKET OLSAYDI AHMET TÜRK ÇIKMAZDI''

Arınç, ''Barış ve Demokrasi Partisi olmadan bir çözüm mümkün görünür mü sizin için? BDP'nin bir şekilde bunun içinde olmasını sağlamak mümkün müdür ya da BDP ne yapmak istiyor, size göre...'' sorusuna karşılık şunları söyledi:

''BDP'siz bir çözüm olabilir. Çünkü şüphesiz bağımsız seçildiler ve içerİde bir grup kurdular. Parti kapandı, yeniden grup kurdular. Sayın Ahmet Türk genel başkanlığa devam edebilseydi, çok daha iyi bir muhatapla çok daha iyi bir noktaya geleceğimizi şahsen düşünüyordum. Bizim Anayasa Mahkememizin kararları biraz enteresandır. Yani bir parti kapatılacaksa 'yasaklanması gereken kişiler kim olsaydı' diye bir anket yapsanız Ahmet Türk çıkmazdı mesela, başka biri çıkardı.

BDP ile bu sorunları konuşmanın ve sorunun çözümüne olumlu katkılarının olmasının faydalı olacağını düşünüyorum ama böyle bir şeye yanaşmadıkları, böyle bir sorumluluğu almadıkları ve adres olarak başka yerleri gösterdikleri, örgüt ve İmralı'yla irtibat ve ilişkilerini devam ettirdikleri sürece denklemin dışında kalırlar ve bu da çözüm için çok fazla zarar vermez.''

-''ORTADA BİR GERÇEK VAR''-

Bakan Arınç, terörle mücadele konusundaki özel birliklerin kurulmasına ilişkin bir soru üzerine de ''İkinci bir ordu mu kuruluyor?'' şeklindeki haberlere üzüldüklerini dile getirdi.

Birilerinin böyle başlık atmakla ''bir taşla on kuş vurmayı'' hesapladığını ifade eden Arınç, ''Hayır tek ordumuz var bizim. Yapılacak her şey bu ordunun içinde, yeni düzenlemelerle yapılacak. Bizim yedeği olan başka bir kurumumuz yok'' dedi.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sadece belli görevler için yetiştirilecek, diyelim beş sene çalışacak ve gözünü budaktan esirgemeyecek, yani sınır güvenliğiyle birlikte sızmalara karşı mücadeleye karşı bütün teçhizatıyla hazır olacak böyle bir birliğe ihtiyacımız var.

İsterseniz buna nitelikli uzman erbaşlar diyelim. Ortada bir gerçek var. Ya bir çukurun içinde ya bir tepenin üstünde... Kendilerinin inip eşkıya kovalayacak bir çabası yeterli değil. Çünkü oraya ancak helikopterle ulaşılabiliyor. Bir başkası dağlık bir yerden sınırın geçmesi nedeniyle girişlere engel olunamıyor. Yani sizin taburunuz var, alayınız var, tugayınız var. Öbürleri kendi özel kıyafetleriyle yani diyelim ki o yörenin kıyafetleriyle ellerinde gelişmiş silahlarla hayatı sadece mağarada yaşamak, zamanı gelince eylem yapmak ve sonra da bildikleri yoldan kaçmak olan bir grupla mücadele ediyorsunuz. Bunun için özel bir çabaya, eğitime ihtiyaç var. Aynı onlar gibi yaşayabilecek, onlar gibi vurabilecek, mücadele edebilecek bir ekip.''

-DEMOKRATİK AÇILIM SÜRECİ-

Demokratik açılım sürecine ilişkin bir soru üzerine de Arınç, bütün sorumlulukların hükümette olduğunu ve hükümetin de bu sorumlulukları bilerek çalıştığını ve sekiz yıldan bu yana her seçimde de halkın desteğinin AK Parti'nin arkasında olduğunu söyledi.

''Dolayısıyla bizim bir şeyden korkarak, endişe ederek, sağa sola bakarak yolumuzu tayin etmemiz mümkün değil'' diyen Arınç, doğru bildiklerini yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini kaydetti.

Arınç, şöyle konuştu:

''Ancak demokratik açılım, daha güzel ifadeyle milli beraberlik veya kardeşlik projesi, çok olumlu, çok doğru ve çok iyi tespit edilmiş bir meseleydi ama maalesef iç politikaya kurban edildi. İç politika da muhalefetin tavrıdır. Yani muhalefetin kendi dönemlerinde başaramadıkları, sonuçlandıramadıkları ve zaman zaman 30 yıldır 'nerede hata yaptık& deyip sorulduğunda, herkesin hatalarını saydığı bir zamanda buna destek vermeleri gerekirdi, vermediler. Bu işle doğrudan ilgili olduğunu söyleyen partinin desteği bile olmadı. Dolayısıyla AK Parti bu konuda yalnız kaldı ve ama buna rağmen işe devam etti.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, referandum sonuçlarına ilişkin, ''Yüzde 60 olmasa bile 59 olur. 'Evet' oyu çıkacak, yürekten inanıyorum. Ağanın eli tutulmaz, 60'ın üstünde olursa 'niye bu oldu' mu diyeceğiz'' dedi.

Bülent Arınç, CNN Türk televizyonunda canlı yayımlanan ''Ne Oluyor?'' programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Arınç, Anayasa değişikliği ve referandum sürecine ilişkin bir soruya, şu yanıtı verdi:

''Halka gittiklerinde herkes 'evet' çıkacağını biliyordu, CHP de biliyor, MHP de biliyor, DSP de biliyor. Halka gitmeyi Anayasa Mahkemesinde engellemeyi düşündüler, halbuki Anayasa Mahkemesinin gök yarılmadıkça, bilmem ne çakmadıkça, referanduma Mecliste 'hayır' oyu kullanan bir partinin referandumun sonucundan 'evet' çıkacağını bildiğini söylemek istiyorum. Eğer ki Anayasa Mahkemesinde engellenseydi hiç milletin karşısına geçip de 'evet', 'hayır' demelerine gerek kalmayacaktı, bu CHP açısından çok daha önemliydi tabii, şimdi Anayasa Mahkemesi şekil bakımından bakarsa reddecekti, çünkü şekil noksanlığı yok bildiğimiz kadarıyla, bir de referandumla ancak yasa haline gelecek iddiası var ki boş iddia değil, ben de bunu savundum, çünkü referandumun tarihi belli, o tarihte yapıldıktan sonra, Resmi Gazete'de yayımlanacak, siz dava açarsanız bile ondan sonra açmanız mümkün hale gelecek. Üçüncüsü de esasa girerse de esasa müteakip bir iptal sebebi yok, diye düşündük. Şimdi birinci konuyu açtılar, 'biz buna bakabiliriz' dediler, ikinci konuya girdiler şekil bakımından 'hiç bir eksiklik yok' dediler, CHP'nin talebini reddettiler ama üç veya beş üyenin iştiraki ile işin esasına girdiler, teklif edilemez maddeler kapsamı içerisinde hiç aklımıza gelmeyecek formül buldular, bir iki cümleyi çıkardılar, 'ha şimdi temizlendi' dediler referandumun yolunu açtılar. Yani ölümü gösterip sıtmaya razı olmak mı dersiniz, pragmatik bir karar mı verdi dersiniz? Yani iptal edemedi, etmesi de mümkün değildi, dolayısıyla dikkat çeken bazı hususları anayasal denetim içine aldılar ama işin özü ve esası bunun içinde kaldı, referandum yolu açık kaldı, halk iradesine gidiyor bundan memnun mu olmak gerekir, çok karışık duygular içindeyim....''

-''KALAN MADDELER BİLE ÇOK ÖNEMLİ''-

Arınç, ''Meclis Başkanı karara tepki gösterirken, 'Anayasa Mahkemesinin Anayasa ihlaline bir çare bulunmalı, bunun bir yaptırımı olmalı' şeklinde konuştu, önümüze Anayasa Mahkemesinin yapısı ile bir çalışma gündeme gelebilir mi? Bu müdahaleden sonra paketin ruhunu nasıl yorumluyorsunuz?'' sorusu üzerine şunları söyledi:

''Pakette yaptığımız değişiklikler fevkalade önemli, biz görüşmeler sırasında 8'inci madde kabul edilmeyince, kendi aramızda toplandık, bu çok önemli maddeydi, bu olmadıkça, referandumun veya diğer maddelerin bir kıymeti var mı? Bir çok arkadaşımız 'yok' dedi, sonra hepimiz kalktık oy birliği ile Başbakanımızın da olduğu bir yerde, 'bizim için sadece 8'inci madde değil, bütün maddeler önemlidir'... Bütün maddeler iptal edilse bir tane bile kalsa referanduma gideceğiz, bunu halk oylamasına sunacağız. Ve getirdiğimiz düzenlemelerin hepsi halkın bütün kesimlerine hitap ediyor, işin özü referandumun içinde kaldı, yani Anayasa Mahkemesinin çekip çıkardığı maddelerin dışında kalan maddeler bile Türkiye için çok önemli maddeler'' yanıtını verdi.

-''BU BİR SEÇİM DEĞİL''-

Arınç, ''Referandumla ilgili olarak 'yüzde 60 evet' oyu beklediğinizi söylemiştiniz bu düşüncenizi koruyor musunuz, son gelen rakamlar nasıl?'' şeklindeki soruya karşılık şunları söyledi:

''Yüzde 60 olmasa bile 59 olur, 'evet' oyu çıkacak, yürekten inanıyorum. Bu milleti ne kadar tanıyorsam, bu milletin içinde ne kadar yaşamışsam, derdine, sevincine ne kadar ortak olmuşsam, ortak değerleri ne kadar paylaşmışsam, yıllardan beri en az 40 yıldan beri siyasetin içerisinde tanıyabildiğim kadarıyla bu millet kendisi için yapılan bu iyi düzenlemeleri reddetmez.. Diğer partilerin durumuna acıyorum, 'hayırda hayır vardır' bu 'hayır' demek için yeterli bir şey değil, bu basit demagojik bir söz, hayırlı işte de 'evet' denir. Yani biz bu sözlerle halkın 'hayır' oyu vermesini hiç bir zaman temin edemeyiz. Yani buna oy verdiğimiz zaman açlık bitecek mi, çiftçi şöyle mi olacak, böyle mi olacak? peki 'hayır' verdiğiniz zaman mı olacak bunlar, çok basit sözler... Herkes bu Anayasa'da neler değiştiğini biliyor, sadece birileri duymak ve bilmek istemiyor. Öbürü sadece kategorik olarak 'hayır diyeceğiz' diyor, 'niçin hayır' diye kendi tabanı sorguluyor, bunun bir cevabı yok, kesin itaatle, bağlılıkla veya birilerinin çok kullandığı tabirle biatla bu işler olmaz, göreceksiniz tabanlar bunlara 'evet' diyecek, az veya çok, ve mutlaka hayırlar az olacaktır. Çünkü psikolojik olarak da 'evet' daha yumuşaktır, daha sevecendir. 'Hayır' olumsuzluktur, negatifliktir, niye 'hayır' diyeceğiz. Evet 'hayır' diyebilen bir Türkiye'ye ihtiyacımız var, gerektiği zaman diklenip, başını dik tutarak 'ben teslimiyetçi bir politika içerisinde değilim, haddini bil' 1 Mart tezkeresinde dediğimiz gibi, 'Dur bakalım, hayır demesini de biz biliriz. Burası Meclis, burada milli irade var', dediğimiz için çok şey kazandık biz, birileri kızacak şimdi bana tabii çok şey kaybettiğimizi söyleyenler de var. Ama ben çok şey kazandığımıza inanıyorum...''

Arınç, ''rakam 59-60 civarında yani'' diyen bir gazeteciye karşılık da ''Ağanın eli tutulmaz, 60'ın üstünde olursa 'niye bu oldu' mu diyeceğiz'' dedi.

-''UMUDA YOLCULUK BAŞLAYACAK''-

Arınç, ''Evet veya hayır durumunda, siyasi manzara bundan nasıl etkilenir'' şeklindeki bir soruyu da ''Bu bir seçim değil...YSK diyecek ki referandum 'evet'le sonuçlanmıştır, sayısal olarak bakarsa bir anayasal değişikliğin onaylandığını göreceğiz, Türkiye'de yeni bir dönem başlayacak, umuda yolculuk başlayacak...'' diye yanıtladı.

Arınç, ''Evet çıkması diğer partileri nasıl etkiler?'' şeklindeki soruya da, ''Herhalde olumsuz etkiler, 'hayır' çıkarsa onları olumsuz etkiler, 'evet' çıkarsa da tersinden, yani bir genel başkan, bütün tabanına 'hayır diyeceksin' diyecek, tabanı onu dinlemeyecek, az da olsa 'evet' oyu kullanacak, bir genel başkan 'hayır oyu kullanın' diyecek, tabanı yüzde 20'si yüzde 25'i 'evet' oyu kullanacak. O genel başkanın, genel başkanlığından şüphe edilir ve yargılanır, sorgulanır, eski gücünü muhafaza edemez, bence bugünden itibaren 'evet'e dönmeleri lazım'' yanıtını verdi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.