Partiler değil geleceğimiz oylanacak
12 Eylül'de ülkenin geleceğinin oylanacağını belirterek, "Tavan ne derse desin tabanlar, şapkalarını önlerine koyup düşünecekler." dedi. Bakan YIlmaz, referandumda 'evet' çıkmasının ekonominin önünü açacağını da ifade ederken, olumlu havanın daha şimdiden borsaya yansıdığını kaydetti.
Türkiye, 12 Eylül'de yapılacak referanduma kilitlendi. Siyasetin ilk gündem maddesinde, paketi kendi görüşleri doğrultusunda vatandaşa anlatmak var. İktidar ve muhalefet partileri, kamuoyunu ikna etmek amacıyla ülke genelinde mitingler düzenliyor. Muhalefet anayasa değişikliği paketinin içeriği yerine iktidarın icraatlarını eleştirerek 'hayır' oyu istiyor. İktidar ise bunun bir demokratik hamle olduğu üzerinde duruyor. Referandum sonucunun ekonomik yansımaları da olacak. AK Parti kabinesinin ekonomi kurmaylarından Bakan Cevdet Yılmaz, referandumda 'evet' çıkmasının ekonominin önünü açacağını, borsada şimdiden olumlu bir hava oluştuğunu belirtiyor. Referandumda partiler üstü bir yaklaşım olacağına işaret eden Devlet Bakanı, vatandaşlara da şu çağrıda bulunuyor: "Genel seçimlerde istedikleri partiye oy versinler. Ancak, referandum ülkenin geleceği ile ilgili bir süreç ve partiler üstü. Tavan ne derse desin tabanlar, şapkalarını önlerine koyup düşünecekler."
Bakan Yılmaz, referandumu Za-man'a değerlendirirken ilginç tespitlerde bulundu. Yılmaz'a göre, 50 yıllık vesayetçi dönemi kaldırma fırsatı halkın önüne geldi. Değişiklik paketi, açıp okuyanın 'hayır' diyemeyeceği önemli kazanımlar içeriyor. Anayasa değişikliğine 'evet' çıkması durumunda Türkiye'ye ilişkin birçok belirsizliğin ortadan kalkacağını aktaran Yılmaz, 'siyasi istikrar ve daha demokratik bir hukuk devleti algısının güçleneceğini' belirtiyor. Ekonomide görülecek olumlu etkileri ise şöyle sıralıyor: "Avrupa Birliği sürecini olumlu etkileyecek. Küresel sermayenin yoğun ilgi göstermesini sağlayacak. Referandumun yapılacak olması dahi borsaya şimdiden olumlu yansıdı. Sonuçta ekonomik olarak doğrudan sonuçları olacak. Türkiye'nin dünyanın birinci liginde yer alması için ekonomi politikaları yeterli değil. Demokrasi oturmadan bütüncül bir kalkınma süreci yürütülemez. Küresel ve yerli sermaye istikrara yatırım yapar. Darbelerin gölgesinden kurtulamayan yerlere değil."
1982 ANAYASASI, AYAK BAĞI
Bakan Yılmaz, Türkiye'nin son dönemde önemli mesafe kat ettiğine dikkat çekiyor. Ancak, 'Soğuk Savaş döneminden kalma anayasa ile yola devam edilemeyeceğini' vurguluyor. "Osmanlı'yı dışarıya değişime açık olmaması konusunda eleştiren insanlar şimdi Türkiye'nin değişimine engel olmaya çalışıyorlar. Bu Anayasa, Türkiye'nin zenginleşmesi için ayak bağı." diye de ekliyor. Bu noktada, muhalefet partilerinin 'hayır' kampanyası yürütmesini eleştiriyor. CHP, MHP ve BDP'nin paketin içeriğine ilişkin tutarlı itiraz getiremediğini belirtiyor. 12 Eylül'de en fazla zararı MHP'nin gördüğünü hatırlatırken, Doğu ve Güneydoğu'daki seçmenin sandığa gitmesi durumunda 'evet' vereceğini savunuyor. BDP'ye ise "tehditle insanların özgür iradelerine ipotek konulamaz" mesajı gönderiyor.
Yılmaz, İnegöl ve Hatay'da yaşanan olayların ise referandumla bağlantılı olduğu görüşünde. Burada da sağduyu öneriyor: "Demokrasi ve kalkınma süreci hızlanırsa birileri düğmeye basıyor. Provokatif eylemlerde statükonun değişime karşı direnmesi etkili. Bazı örgüt ve çeteler kardeşi kardeşe düşürmeye çalıyor. Halkımız oyuna gelmeyecek. Teröre, karanlık güçlere inat daha çok kenetlenmeli."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.