Kurtulmuş gündemi değerlendirdi!

Kurtulmuş gündemi değerlendirdi!
Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş, internet gazetecilerine referandumdan kongreye, açılımdan İsrail'e önemli açıklamalarda bulundu

Son günlerde kongre sancıları yaşayan Saadet Partisi’nin genel başkanı Numan Kurtulmuş, internet gazetecileriyle buluştu.

“HIZLI KOŞMAMIZ GEREKİYORDU”
Kurtulmuş, Saadet Partisi’nde tartışmalı kongre öncesinde sonrasında yaşanan gelişmeleri şöyle anlattı:

“2002 ve 2007 seçimlerinde, Saadet Partisi’ne baktığımızda, teşkilat önde, millet gerideydi. 2009 seçimlerinde ise teşkilat geride kaldı, millet öne çıktı. Bunu değiştirmemiz gerekiyordu.

Sorun, Saadet Partisi’nde Sayın Erbakan ve arkadaşlarından oluşan 6-7 kişilik bir Yüksek İstişare Konseyi oluşturulmasıyla başladı. Bizim talebimiz Yüksek İstişare Kurulu’nda yer alan büyüklerimizin Genel İdare Kurulu’nda yer almamasıydı. Zaten bize soruyorlardı, ‘bunun adı Yüksek İstişare Kurulu mu, yoksa bu bir icra kurulu mu’ diye.

Biz buna daha sonra Yüksek İstişare ve Onur Kurulu adını verdik ve bu sayıyı 15’e çıkardık. Bu kişilerin Genel İdare Kurulu'nda yer almaması gerekiyordu. Çünkü hızlı koşacak kişilere ihtiyacımız vardı.

Kongre öncesi bir mutabakat yoktu. Sabah baktım bizim listenin dışında, yeşil liste çıkmış. Her iki listede de genel başkan adayı olarak benim adım vardı. Ben de arkadaşlarımla birlikte yeşil listeden istifa ettim. Bu süreçte bu tartışmaların neden olduğunu açıkçası ben de anlayamadım. Bu süreçte bana da ağır gelen, tahammül edemeyeceğim sözler söylendi. Hep şunu söyledim: Hayat sadece siyasetten ibaret değil, kimse sonra pişman olacağı, maksadını aşan sözler söylemesin.

Makul bir zamanda kongremizi yapacağız. Referandum sonrasına kalabilir mi, bilmiyorum. GİK bununla ilgili kararını makul bir zamanda verecektir. Ama yeni genel kurul çok acil yapılırsa bölünmelere yol açabilir.”

“HER ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ’NE EVET ÇIKAR”
Bir yıldır referandumun siyasi kamplaşma meselesi yapılmaması gerektiğini söylediklerini ifade eden Kurtulmuş, süreçle ilgili şöyle konuştu:

“1960 öncesinde ve 12 Eylül öncesinde kamplaşmıştı Türkiye. Referandum, siyasi kamplaşma meselesi yapılmasın. Bu konu ne muhalefet tarafından hükümeti yıpratmak için kullanılmalı, ne de hükümet tarafından da icraatın içinden şekline dönüştürülmelidir.

Daha önce de söyledik. Bu maddeler tek tek veya gruplandırarak oylanmalıydı. Millet egemenliğinin önünü açan bazı maddeleri içerdiği için anayasa değişikliklerine ‘yetmez ama evet’ diyoruz. 12 Eylül’de evet deyip 13 Eylül’de hayır diyerek yeni bir Anayasa için çalışacağız.

Zaten hükümete güvenoyuna dönüşmezse, Türkiye’de hangi anayasa değişikliğini referanduma götürürseniz götürün evet çıkar.”

“TERÖRÜN DÖRDÜNCÜ ADIMI”
Kurtulmuş konuşmasında, artan terör olayları ve nedenleri hakkında da konuştu.

“İktidar partisinin ‘pusulası şaşırmış bir gemi’ gibi açılıma başladığını ancak devamını getiremediğini” söyleyen Kurtulmuş, DTP’nin de (BDP) demokratik açılımı bir kişinin siyasi geleceğine indirgediğini söyledi.

İnegöl ve Dörtyol olaylarının çok vahim olduğunu kaydeden Kurtulmuş, terörün bugün geldiği noktayı “dördüncü adım” olarak nitelendirdi:

“Birinci adımda 12 Eylül işkencehaneleri PKK’yı ciddi bir örgüt haline getirdi. İkinci adımda, köylerin boşaltılması, bölgede derin çetelerin yaptığı icraatlar PKK’nın sempatizan kitlesini geliştirdi. Üçüncü adımda, 90’lı yıllarda PKK, Avrupa ve Kuzey Irak’ta siyasal zemin bulup siyasallaştı. Dörtyol ve İnegöl olayları, daha önce denenmiş prova edilmiş olayların tekrarı gibi görülüyor. Kürtler ve Türkleri birbirine düşürme potansiyeli bakımından biz belki buna terörün dördüncü adımı diyebiliriz.”

“AK PARTİ PİLLİ ARABA GİBİ”
Kurtulmuş, yaşanan terör olayları konusunda istihbarat zaafiyetine de dikkat çekti. “Aktütün, Çeliktepe, Hantepe… Başkasının istihbaratıyla terörü önleyemezsiniz” diyen Kurtulmuş, sadece istihbarat değil, intikal zaafiyetinin de olduğunun ortaya çıktığını söyledi: “Müttefiklerden istihbarat gelmediği gibi, gelen istihbarat da düzgün kullanılmıyor demek.”

Açılım sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken AK Parti için “Çocukken oynadığımız pilli arabalara benziyor. Bir yere kadar gidiyor, çarpıp geri dönüyor” diyen Kurtulmuş, MHP ve CHP için de ilginç değerlendirmelerde bulundu:

“MHP daha statükoya doğru gidiyor. Giderek daha statükocu çevreyi temsil ediyor.

CHP ise statükodan uzaklaşmaya çalışıyor. Ancak derin CHP ne kadar izin verir? Kılıçdaroğlu artık ‘Cumhuriyet elden gidiyor, 6 milyon işsiz var’ diyor. Eskiden ‘cumhuriyet elden gidiyor, irtica var’ derlerdi. Bunlar önemli. Kılıçdaroğlu’nun ‘Kul hakkı’ demesini de önemsiyorum.”

SEÇİM İTTİFAKI
Saadet Partisi’nin son seçimde Doğu ve Güneydoğu’daki 23 ilde yüzde 10’a yakın oy aldığını hatırlatan Numan Kurtulmuş, seçim ittifakı söylentilerine de değindi:

“Sayın Baykal genel başkan olduğu dönemde ‘SP ile koalisyon yapabiliriz’ demişti. Daha sonra Demokrat Parti ve diğer partilerle seçim ittifakı kuracağımız yazıldı çizildi. BDP dendi, şimdi AKP deniyor. Demek ki bundan sonra SP olmadan Türkiye’de siyaset olmayacak. SP Türkiye’nin kilit partisi konumuna geldi. Ancak kimseyle hiçbir seçim ittifakını konuşmadık.”

“HİLMİ PAŞA DEMOKRATTIR, İHTİLAL YAPMAZ…”
Son günlerde tekrar gündeme gelen 27 Nisan bildirisi konusunda açıklamalarda bulunan Kurtulmuş, “27 Nisan açık bir muhtıra ve demokrasiye müdahaleydi” diye konuştu.

Türkiye’deki darbelerin hepsinin ABD yapımı darbeler olduğunu savunan Kurtulmuş, şunları söyledi: “Batı ittifakı artık askerlerle iş yapmıyor. Eğer yapsalardı 27 Nisan’da AKP falan kalmazdı. TSK siyasi rol bakımından kendini ikinci plana atmak zorunda kaldı.”

Kurtulmuş, eski genelkurmay başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın etrafında dönen tartışma içinse şöyle konuştu: “Hilmi Paşa çok demokrattır, ihtilal yapmaz ama bu yapar demek çok yanlış. Asker asker olacak. Askerin vazifesi bu değil. Türkiye’deki muhtıra ve ihtilallerle ilgili sıkıntı şu: Hiçbir demokraside iç düşman olmaz. Askerin herhangi bir siyasi konuda ne düşündüğünü kimse merak etmemeli.”

“MAVİ MARMARA BASKINI”
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail’in Mavi Marmara saldırısına da değindi. Kurtulmuş’a göre İsrail, önündeki engelleri temizlemeye çalışıyor: “Şah mat operasyonudur bu. El Fetih bitti, Suriye bitti, Hamas etkisiz. İran kendi derdinde. Bölgede tek rakibi artık Türkiye. En doğrusu İsrail’i yalnızlaştırmak. Ama yalnızlaştıracağın bir ülkenin dışişleri bakanıyla neden konuşursun?”

Kurtulmuş, Fethullah Gülen’in Mavi Marmara baskınıyla ilgili yaptığı “İsrail devletine danışılmalıydı” açıklaması içinse şunları söyledi: “Öyle bir ortamda herkesin zalimin karşısında mazlumun yanında yer alması gerekiyordu. O yüzden, o gün o açıklama hataydı.”


habertürk

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.