Bahçeli de 'kaos' dedi

Bahçeli de 'kaos' dedi
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, parti kapatma, Ergenekon operasyonu, nevruz kutlamaları ve dış politikadaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ergenekon operasyonu çerçevesinde aralarında bazı gazetecilerin de bulunduğu önemli isimlerin gözaltına alınması ve devamındaki gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, “Hukuk devletini yaralayan bir gelişme” iddiasında bulunarak şunları söyledi: “Gereksiz bazı yöntemlere başvurulması kamu vicdanını ziyadesiyle rahatsız etmiştir. Demokrasi ve hukuk anlayışı ile bağdaşmayan bu gelişmeler sonucu ortaya çıkan bu tablo tek kelimeyle marazidir. Sayın Başbakan’ın giderek ağırlaşan beyanları, zorlama gövde gösterileri tahriklere açık ortamı daha da arttıracak bir risk taşımaktadır. ölümü hatırlatan imalarla milliyetçiler arasında bir savaş başlatıldığını iddia eden makamlarla çatışma ortamı yaratılmıştır. Siyasi sorumluluk taşıyanlar sözlerinin nereye gideceğini iyi bilmeli. Bunun ateş olacağı ve bu yola sapanları yakacağı unutulmamalıdır. Böyle bir yangını ateşlemeleri tarihin ve milletin affetmeyeceği bir vakıadır. Hukuk ve sağduyu yolundan ayrılmamaları büyük önem taşımaktadır. Herkesi töhmet altında bırakarak hak aramayacağı bilinmeli.”

BAŞBAKAN ERDOĞAN’I SUÇLADI
Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarını da eleştiren Bahçeli'nin konuşmasından önemli ayrıntılar şöyle: “Meşruiyetin kaynağının millet olduğu doğrudur, ancak milletin iktidarı olanların anayasaya uygun hareket etmeleri de bir zorunluluktur. Siyasi partilerin milletten aldığı destekle istediklerini yapabileceklerini söylemek demokrasiye inançsızlığın ifadesidir. 22 temmuz’da verilen destek anayasa yolundan sapmak için bir izin sayılmamalıdır. Bunun aksini iddia etmek milli iradenin kılıf olarak kullanılması demektir. Milli irade konusundaki süslü ifadelerin kendisini demokrat yapmayacağını anlamalı.”

BAŞBAKAN'A YAKIŞMAMIŞ
“Durmak yok, yola devam sloganını olur olamaz yerlerde kullanan Başbakan gittiği yolun nereye çıkacağını iyi düşünmelidir. Kendilerine şeref ve itibar kazandırmayacaktır. Sayın Başbakan ve bakanlar kapatma davasına karşı yoğun bir gündem saptırma ve kafa bulandırma kampanyası başlatmışlardır. Bu amaçla çetelerin gölgesine sığınmaları hazin bir gelişme olmuştur. Bu yolla devlet kurumlarını töhmet altında bırakan Başbakan bunları millete açıklamak zorundadır. AKP’nin kontrolündeki basın vasıtası ile AK Parti’nin kapatılması davası ve Ergenekon operasyonu arasında bağ kurulması, bunun açıkça dile getirilmesi yakışıksız olmuştur. Hükümet, devletin güvenlik güçleri ve ilgili kurumlarının siyasi amirleridir. Başbakan her şeyden sürekli şikayet etmekte. Hükümet etme makamını yakınma makamına çevirmektedir. Çeteleri çökertme ve üzerlerine giderek arkasında kim varsa ortaya çıkarmak sizin görevinizdir. Herkesi şaibe altına sokmak bir başbakana yakışmamaktadır.”

MHP'NİN TEKLİFİ
“Gelinen noktada önümüzdeki en önemli görev krizin derinleşmesini önlemek ve bu ortamdan çıkmak için bir dayanışma ortamı sağlamaktır. Ortak hedefimiz demokrasiyi işler hale getirmektir. Siyasi zorlamalar halinde bunun anayasa krizine ve ağır bir rejim bunalımını karşımıza çıkarması ciddi bir ihtimaldir. Bunun bedelini Türk demokrasisi ve hukuk devleti önleyecektir. Ana muhalefet partisi de yapıcı bir tutumla bu krizden çıkışa katkı sağlaması önem taşımaktadır. MHP bununla ilgili düşüncesini tartışmaya açmıştır. Parti kapatmak yerine anayasaya aykırı hareket edenlerin yargılanmasını ön gören teklifimiz çok iyi değerlendirilmelidir. Parti kapatılması durumunda oy verenler ve ilgisi olmayanlar da cezalandırılmış olmaktadır. Kapatmayı gerektirecek saiklerin ayrı tutulması, kurunun yanında yaşın yanması önem taşımaktadır. İşledikleri fiiller nedeniyle şahsi sorumlulukları Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilen kişilerin milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin hükümler uygulanacaktır. Bu yaklaşım, parti içi kontrol ve denetim mekanizmalarının etkin bir şekilde işlev görmesini sağlayacaktır. Siyasi partiler bu suretle kendilerine çeki düzen verme gereği duyacaklardır. Anayasal düzeni yıkmak amacıyla şiddeti araç sayan partilerin bunun dışında tutulması hakkaniyete aykırı sayılmayacaktır.”

"HİÇ KİMSE İLE GÖRÜŞMEDİK"
“Siyasi partilerin düşüncelerinin hangi eksende geliştiği de büyük ölçüde netlik kazanmıştır. MHP bu güne kadar hiçbir siyasi parti ile her hangi bir teması olmamıştır. Bu bakımdan somut verilere dayalı bir değerlendirme yapma imkanı bulunmamaktadır. Basına yansıyan ifadelerle temel bazı ayrılıklarımız bulunduğu gerçektir. Parti kapatılma ile ilgili düzenlemeye bölücü faaliyetleri olan partilerin de dahil edilmesi düşünülemez.”

REFERANDUM OLURSA ‘KAOS ÇIKAR’MIŞ
“Siyasi kriz ortamının hukuk devleti üzerindeki tahribatını bertaraf etmek için bulunacak çözüm ve çıkış yolunun adresi TBMM’dir. Mümkün olabilecek en geniş mutabakat temel bir amaç olarak görülmelidir. Sorunun çözümü için anayasanın 68 ve 69 maddelerinde yapılacak değişikliklerin kamuoyunun vicdanını rahatsız etmemesi hayati öneme haizdir. Hükümetin bu düzenlemeleri referanduma götürebilecek sayısal çoğunluğu bulunmaktadır. Bu konuda istediği değişikliği yapacak çoğunluğa sahiptir. Böyle bir yola gidilmesi rejim bunalımına davetiye çıkarabilecektir. Türkiye bir kaos ortamına sürüklenecektir. Referandum ülkenin ve demokrasinin geleceği üzerinde kumar oynama anlamına gelecektir. Toplumu bölecek bir referandum, gerginlikleri had safhaya çıkaracaktır. Böyle bir ortamda iç huzur, siyasi ve ekonomik istikrardan bahsetmek mümkün olmayacak. Demokrasinin geleceği açısından bu basireti sergilemesini bekliyoruz.”

ABD'NİN IRAK İŞGALİ VE TÜRKİYE'DEN TALEPLERİ
"Dış ilişkiler alanında sürekli zemin kaybettiğimiz bir fetret devrinden geçmekteyiz. AKP hükümetinin iflas eden Irak politikası ve Irak denklemi bunun en çarpıcı örneğidir. ABD ve koalisyon ortaklarının işgalinin 5. yıl dönümü geride kaldı. Ortada tam bir zulüm ve enkaz tablosu vardır. 5 yıl içinde 4 bine yakın ABD askeri ölmüş, 600 bin civarında Iraklı hayatını kaybetmiştir. Eğitimli ve yetişmiş nüfusun yüzde 40’a yakını yurt dışına çıkmıştır. Siyasi yapılanma etnik temelde çeşitlenmiştir. İran’ın etkisinin arttığı, Kürt gruplarının bağımsız devlet kurma aşamasına geldiği, Türkmenlerin dışlandığı yeni bir aşamaya gelinmiştir. Askeri müdahale sonrası üniter yapısı yıkılan Irak, Türkiye için en büyük tehlike haline gelmiştir. Bu hazin tablo ortadayken, Bush, Irak operasyonunun başlattıkları için dünyanın daha güzel bir hal aldığını söylemiştir. ABD’nin bu kaybı bir başarı olarak nitelendiren ABD Başkan Yardımcısı Türkiye’ye ziyarette bulunmuştur. Bir dizi talepler içeren bir liste ile geldiği yönünde yorumlar yapılmıştır. AKP hükümeti bu güne kadar PKK sorununun çözümü yoluhda siyasi alt yapı için gerekli çabayı harcamıştır. Barzani ile temas için çabalar sarfedilmiş, Talabani’nin ziyaretiyle de önemli adımlar atılmıştır. Türkiye’ye yapılan baskılar giderek yoğunluk kazandı. Cheney’in ziyaretinde PKK ile mücadelede siyasi çözüm ve Barzani ile görüşmeler gündeme gelmiştir. İnkar edilse de son 5 aydır yaşanan somut gelişmelerle sabittir."

"TÜRKİYE BU CEPHEDE YER ALMAMALI"
"İlişkilerimizin kökleri tarihe dayanan kardeş Afganistan’ın huzuru için askeri birliklerle katılar Türkiye’den talep, çatışmaya girecek muharip güçtür. Aleni baskı görülmektedir. Halkı Müslüman olan bir ülkedeki çatışmalara fiilen katılmasını talep edeceğine dair emareler var. Bunun ifade ettiği anlam Millet tarafından değerlendirilecektir. Genelkurmay Başkanlığı’nın karşı çıktığı bu durumu ileride değerlendirileceğini söyleyen Dışişleri Bakanının ifadeleri açıktır. ABD’nin bu konuda oluşturmaya çalıştığı bu cepheye Türkiye’yi de dahil etmek istediğini görüyoruz. İran’ın nükleer çabaları ciddi bir tehdit oluşturduğu ortadadır. Barışçı amaçla kullanılmasına karşı değiliz ama bundan silah üretilmesinin amaçlanması Türkiye’yi ciddi olarak endişelendirmektedir. BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan önlemlere Türkiye katılacaktır. İran’a karşı düşünülen bir askeri operasyona destek verilmesi düşünülmeyecektir. Bu konuda ABD’ye bir taahhütte bulunulmamış olmasını ümit ediyorum."

NEVRUZ OLAYLARINDAN DA BAŞBAKAN'I SORUMLU TUTTU
"Geçen hafta bunu dile getirmiş ve hükümeti tedbir almaya, milletimizi uyanık bulunmaya davet etmiştim. Bu konuda haklı çıktık. Partimizin uyarılarına rağmen etkisiz kalan önlemler nedeniyle büyük olaylar çıkmıştır. Çok sayıda ilde kin ve nefret ateşlerinin yakıldığı kutlamalar olmuştur. Kurulan kürsülerde bazı milletvekilleri açıkça tahrik etmiştir. Bölücülükten mahkum eski bir milletvekili İmralı canisinin iki sene sonra serbest kalacağını söylemiştir. İktidar bu ağır soruna zemin hazırlamıştır. Aleni tahrikler karşısında bu ihanetler daha da artacak ve bir varoluş yokoluş sürecini bütün acılarıyla yaşayacağız. Okul sıralarında olması gereken çocukların kalkan olarak kullanıldığı bu tablonun sorumlusu Başbakan Erdoğan’dır. Büyük Türk milletinin gösterdiği metaneti yanlış değerlendirenler düştükleri yanlışı tarihe bakarak görebilirler."

(habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.