Türkeş, iddianameyi Savcı'nın yüzüne nasıl fırlattı?

Türkeş, iddianameyi Savcı'nın yüzüne nasıl fırlattı?
12 Eylül darbesinde dava arkadaşları ile idamla yargılanan Alpaslan Türkeş, duruşma esnasında bin sayfalık iddianameyi savcı Soyer'in yüzüne niye fırlattı? AK Parti'nin iddianamesi ile MHP iddianamesindeki benzerlikler neler? İşte tarihi gerçekler.

Yıl 12 Eylül 1980. Gece Askeri darbe yapıldı.

Gerekçe: Siyasi otorite varlığının bitmesi, devletin üniter yapısının ağır şekilde zaafa uğraması ve milletin can güvenliğinin kalmaması.

Tabi aynı gece zamanın tüm siyasi liderleri ve zamanın kabine üyeleri derdest edilmek için harekete geçiliyor.

Birçok lider gözaltına alındı ama esas peşine düşülen lider ortada yoktu.

Bu lider MHP Genel başkanı ve ülkücü Hareketin lideri Alpaslan Türkeş’ti.

Aranan diğer ikinci önemli lider ise ülkü Ocaklarının efsanevi lideri Muhsin Yazıcıoğlu idi.

Polis ve askeri güçler gözaltına aldığı her ülkücüye Türkeş ve Yazıcıoğlu’nun nerede olabileceğini soruyordu.

Tabiî ki kibarca değil ağır işkencelerle.

TüRKEŞ KALORİFER KAZAN DAİRESİNDE
Herkes Türkeş’in bazı düzenlemeler yaptıktan sonra teslim olacağını yorumluyordu.

Nihayetinde öyle de oldu. Türkeş teslim oldu ama bulunduğu yerden çıkıp teslim olmadı ve bu uzun yıllar bir sır olarak kaldı.
Türkeş o zaman rahmetli Mustafa Taşar’ın dünürü de olan Halil Şıvgın’ın evinde, kalorifer kazan dairesinde çalışma karargâhı kurup saklanmıştı.

Türkeş ve arkadaşları, konseyin ve mahkemelerin kendilerini fazla üzmeyeceklerini düşünmekteydiler.

VE İDDİANAME BOMBASI PATLIYOR

ülkücüler emniyetlerde ve C5 denilen işkence hanelerde sorgulanırken, Türkeş de askeri dil okulunda tutuluyordu.
Kimse ne ile suçlandığını tam anlamı ile bilmiyordu.
Ama 3-5 ay sonra Askeri Savcı Nurettin Soyer imzalı tam 2 bin sanıklı bin sayfalık iddianame ortaya çıktı. Herkes tam anlamı ile şoktaydı.

çükü iddianamede hemen hemen herkesin çete üyesi olarak idamı isteniyordu.

İddianamedeki en önemli nokta ise birçok konuşmalardan kesik-kesik alınan pasajlar ve gizlice çekilmiş bazı fotoğrafların delil olarak gösterilmesiydi. Yani sözlerdeki asıl amaç, tamamen tersine göre anlam çıkacak şekilde saptırılmıştı.

çaresiz, duruşma günü beklenildi.

TüRKEŞ’İN çILDIRDIĞI VE İDDİANEMEYİ SAVCI’YA FIRLATTIĞI AN
Ve gün gelip çattı. Duruşma başladı ama yine herkes şoktaydı.
çünkü sanıkların sadece kimlik tespitleri yapılıyordu, ama hiçbir şekilde savunmaları alınmadan tekrar cezaevlerine gönderiliyorlardı.

Derken savunma süreci başladı ama duruşmalar sırasında görüldü ki Savcı Soyer, altına imza attığı iddianameden bihaberdi.

Durumdan şüphelenen Türkeş bir araştırma yatırdı.

Yapılan araştırmada bazılarının iddianameyi bir evde hazırlayıp, savcıya getirip teslim ettikleri belirtilmekteydi.

İddianameyi, söylentilere göre Evren’in bilgisi dâhilinde işkenceci bir komiserin evinde, avukat olan ve sonraları suikasta kurban giden ünlü bir solcu yazarın hazırladığı belirtiliyordu.

Tabi Türkeş bu bilgileri avukatları ile birlikte değerlendirdi,
duruşmalarda gelen istihbari bilgilere göre savcıya bazı sorular sormaya başladı.

Savcı, Türkeş’in sorularına cevaplar vermekte güçlükler çekiyordu.

çünkü Türkeş’in, iddianamede olmasına rağmen sorduğu bazı iddiaları Savcı bilmiyordu.

Bir duruşmada, kendisine ulaştırılan iddialara inanan Türkeş, ayağı kalkarak elinde tuttuğu bin sayfalık iddianameyi karşısında duran heyette yerini alan savcı Nurettin Soyer’in yüzüne doğru hızla fırlatıp, “Al bunu! Bu düzmeceleri hazırlayıp sana getirenler buraya gelip bizi yargılasınlar” diye çıkıştı. Salonda bulunan herkes put kesilmişti.

AK PARTİ İDDİANAMESİ İLE MHP İDDİANEMESİNDE BENZERLİK VAR MI?
Türkeş’in bu sert çıkışından sonra da iyice sıkışan savcının o ünlü solcu yazara “ İddianameyi getirip attınız başıma. İçinden çıkamıyorum” diye sitem ettiği de ileri sürüldü.

Şimdilerde ise ortada AK Parti’nin kapatılmasını isteyen bir iddianame var.

çıkan haberlere göre iddianame kamuoyuna açıklanmadan önce Doğu Perinçek’in eline geçmiş.

Tek başına iktidar olan partiye ait bir 162 sayfalık iddianame birdenbire ortaya çıkıyor.

Dinlenen telefon kayıtlarında hazırlan davadan bahsediliyor.

Ayrıca, Anayasa’ya göre bu iddianamede adı hiçbir zaman geçmemesi gereken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adının geçmesi de gündemde. çünkü tüm hukukçuların birleştiği tek noktaya göre Cumhurbaşkanı seçildikten sonra hakkında sadece ‘Vatana ihanetten’ dava açılabilir.

(Göktürk Tunçtürk)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.