'CHP'yi uyardık'

'CHP'yi uyardık'
Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'la yaptığımız söyleşinin bugünkü bölümün yine çok konuşulacak.

Saadet lideri Recai Kutan, 22 Temmuz seçimleri öncesinde CHP’nin Ak Parti’ye olan din eleştirisini yanlış bulduklarını ve bu yüzden CHP lideri Baykal’ı uyardıklarını belirterek, “Ancak CHP bizi dinlemedi ve içinde bulunduğu oyunu devam ettirdi” dedi.

“28 ŞUBAT’I ORDU DEĞİL, AMERİKA, İSRAİL VE TÜSİAD YAPTI”

28 Şubat’la ilgili bir soru sormak istiyoruz. 28 Şubat “post-modern” darbesi tartışıldığında Erbakan Hoca olsun, siz olun ya da partinizin diğer yetkili isimleri, askerlerin bu konudaki rolü konusunda pek fazla fikir beyan etmiyorsunuz. Daha çok bu darbenin dış bağlantıları üzerinde duruyorsunuz. Oysa medyadaki hakim görüş ya da hakim kılınmaya çalışılan görüş, askerin bu darbeyi yaptığına dair bir görüş. Biz de merak ediyoruz. Acaba bu 28 Şubat’ı kim yaptı? Ya da askerlerin bu süreçte rolü neydi?
Bu fevkalade önemli bir soru. Bir kere bizim orduya çok farklı bir bakışımız var. Biz orduya hakikaten gözümüzün bebeği gözüyle görürüz. Dolayısıyla orduyu yıpratacak bütün tavırlardan kaçınıyoruz. 28 Şubat’ta elbette çeşitli çevrelerin etkileri oldu. Bunlar içerisinde o dönem ordunun üst kademesinde bulunan bazı komutanların da dahli olduğu inkar götürmez. Tabii bunu bütün orduya mal etmek fevkalade yanlış olur. Evet, o komutanlar fevkalade hatalı hareket ettiler. Ancak, şimdi bu meselenin ta başından bakarsanız, hangi etkiler oldu?

“TÜSİAD SOYGUNUN BİTMESİNDEN RAHATSIZ OLDU”

Şimdi Erbakan Hoca, başbakan olduktan sonra çeşitli uygulamaları oldu. Bunlardan bir tanesi yapılan ekonomik uygulamalar. Bu politikalar özellikle İstanbul dükalarını rahatsız etti. Uygulamalardan bir tanesi meşhur havuz tatbikatıydı. Neydi bu havuz tatbikatı? Efendim kar eden bazı kamu kuruluşları çok daha faiz alırım diye parasını götürüp bir özel bankaya yatırıyor idi. Buna mukabil kar edemeyen, kendisine sermaye artırımı yapılmadığı için kredi almak zorunda olan diğer bir KİT aynı bankaya gidip bana kredi verir misin diyordu. Kimin parasını veriyordu, devletin parasını. Üstelik üstüne 15-20 puan faiz koyuyordu. Ne dedik biz? Kimin parası varsa bu havuza getirecek. Kimin paraya ihtiyacı varsa makul bir faizle alacak. Kayserililerin meşhur bir sözü vardır, çayın taşı çayın kuşu derler. Çayın taşıyla çayın kuşunu vuruyorlardı bu bankalar. Ama bizle bu düzen ortadan kalktı. Şimdi dolayısıyla bu TÜSİAD dediğimiz zenginler kulübünün mensupları bu işten rahatsız oldular.

“28 ŞUBAT WASHINGTON’DA TASARLANDI”

Onun dışında bir D-8 tatbikatı oldu. Özellikle Amerika, İsrail ve Batılılar bir baktılar ki, Türkiye eski yörüngesinden çıkıyor. Tamamen bağımsız, bir de üstüne bütün Müslüman ülkeleri bir araya getirebiliyor. Düşünebiliyor musunuz öyle Müslüman ülkeler var ki bunlar çok iddia sahibi. Türkiye’nin nüfusu o dönemde 65 milyon ve buna mukabil 200 milyonluk Müslüman ülkeler var. Erbakan diye bir adam çıkmış ve bunları bir araya getirmiş. İşte Erbakan nasıl bir etkiye sahipse, bunları bir araya toplamış ve bir milyar nüfusu temsil eden bir çekirdek kadro oluşturmuş. Demiş ki, işte bundan sonra bu G-8’lerin karşısına D-8 olarak karşılarında olacağız. Öyle tek tek müzakere gücümüz yok. Bütün bunların neticesinde şu bilgiler ardından öğreniliyor. TÜSİAD Atina’da bir toplantı yapıyor. Ondan evvel bazı kimselere raporlar hazırlatmışlar. Raporda deniliyor ki, bu gidiş devam ettiği taktirde, bu önümüzdeki seçimde Refah Partisi yüzde 40’ün üstünde oy olacak, sonrasında yüzde 60 oy alacak. Bu yüzden mutlaka süratle tedbir almamız lazım. 28 Şubattan altı ay evvel Güneri Civaoğlu’nun bir yazısı çıktı. Diyor ki, yüksek yerlerde düşünüldü, taşınıldı bazı kararlar alındı. Dendi ki diyor, bu adamların gidişine devam edemeyiz. Çözüm, bu partiyi bölmektir. Daha ortada bölme lafı yok, 28 Şubat yok. Öbür yandan ABD’de özellikle Dışişleri Bakanlığı’nda bazı toplantılar yapılıyor. O toplantıda mutlaka bazı ciddi tedbirlerin alınmasına dair görüşler dile getiriliyor. Amerika’dan gönderilmiş bir kripto da 28 Şubat’ta ortaya konulan talepler var.

“KOMUTANLAR HATALARINI ANLADILAR”

Bütün bunlar üst üste geldi ve maalesef bazı komutanlar da büyük ölçüde bunun etkisinde kaldılar. Ancak şimdi bu komutanlardan bir kısmı zaman geçtikten sonra bu 28 Şubat’ın hatalı olduğunu ve hakikaten Milli Görüş mensuplarının milli bir çizgide olduğu, ondan sonra Amerika’nın güdümünde olmadığı şeklinde görüşlerini ifade ediyorlar. Tabii zaman içerisinde bazı itiraflarla da bazı perde arkası ortaya çıkıyor. Bir emekli general gazetecilere dedi ki, bu Sincan’daki tank yürütme olayını herkes kendine mal ediyor, halbuki bunun kararını ben verdim diyor. Ve Çevik Bir’e böyle bir şey yaptığını söylüyor. Çevik Bir de, sen ne yaptın, Karadayı duyarsa, seni böyle böyle yapar diye. Nitekim bir müddet sonra Karadayı bana telefon etti, ulan ne halt ettin dedi diyor. Aradan iki saat geçtikten sonra tekrar telefon etti. Aferin iyi ettin dedi diyor. Adam böylece itiraf etti. O dönemde Erol Özkasnak, efendim eğer biz o dönemde bu tedbirleri almasaydık, parlamento aritmetiği böyle mi olurdu dedi. O dönemde ben meclis kürsüsünde dedim ki, bu açıkça anayasaya aykırıdır. Yani bu açıkça biz seçimleri etkiledik anlamına geliyor. Bunları hep üst üste koyduğunuz zaman 28 Şubat’ın Türkiye’ye ne büyük kötülükler getirdiğini ayan beyan görüyoruz.

“GENELKURMAY AKP’YE DESTEK VERDİ”

Belki bugün itibariyle komutanlar 28 Şubat’ta yaptıkları nedeniyle hatalarını anlamış olabilirler ancak aynı hataları bugün de yaptıklarını düşünüyor musunuz? Mesela en son 8 askerimizin kaçırılması olayında basında çıkan bazı yorumlar oldu. Genelkurmay kendi alanıyla ilgili konuşmuyor ancak kendisini ilgilendirmeyen, mesela dini konularda konuşabiliyor diye eleştiriler yer aldı basında. Bir de seçimler öncesi verilmiş bir e-muhtıra örneği var.
Tabii bu da yanlış. Yine yanlışlık yapılıyor. Tabii şimdi onların bazı iddiaları, AKP için yaptığı iddiaları bize yapmaları mümkün değildi. Şimdi ne diyorlar? Efendim bunlar çok büyük ölçüde Amerika’nın politikalarını, Avrupa’nın politikalarını uyguluyorlar. Yani bunların dış politikası milli değil. Ama böyle bir iddiayı bize yapmaları mümkün değildi. Ama onun dışında bazı şeyler var ki, 28 Şubat döneminde yapılan şeylerin benzerini bu dönemde de yapıyorlar. Efendim biz onun için dedik ki, AKP’nin aleyhinde görünüyorlar ama, AKP’nin bu büyük seçim neticesi almasında büyük rol oynadı bu muhtıra. Yani CHP AKP’ye en büyük desteği verdi. Genelkurmay, bildirisiyle, Cumhurbaşkanı beyanlarıyla en büyük desteği verdi AKP’ye.

“CHP’Yİ UYARDIK”

Sizce bunu bilinçli mi verdiler! Yoksa böyle bir seçim sonucu tahmin etmiyorlar mıydı?
Hayır bunu bilinçli vermediler. Ancak, yanlış yorum yaptılar. Biz Deniz Baykal’a söyledik. Yani bu hükümeti tenkit edebilmek için o kadar çok malzeme var ki. Yahu ekonomiden bahsedin, dış politikadan bahsedin. Deyin ki, Irak’ta akan kanın sorumlularından biri de sizsiniz deyin. Bir sürü yolsuzluk vesaire. Bunları bırakmışsınız, işte efendim irticaymış falan. Mütedeyyin insanlar ister istemez, aman şu CHP gelmesin de en güçlü hangisi ise o gelsin AKP gelsin diyorlar dedik. Tabi onlar da kendi hesaplarında şunu düşünüyor CHP. Ya diyorlar, şimdi biz bir oyunun içindeyiz. Milletin önüne iki alternatif konuluyor. Sağcı olanlar AKP’ye gidecek. Solcu olanlar parçalanmadan bana gelecek. O da bütün sol kadroları kendi bünyesinde barındıracağını düşündü.

“ADALET PARTİLİLER BIYIK ALTINDAN GÜLÜYORDU”

Az önce söylediklerinizle bağlantılı olarak şunu sormak istiyoruz. Erbakan Hoca’nın siyasi mücadelesine baktığımız zaman konuşmalarında her zaman milli siyaset, milli ekonomi, milli dış politika söylemi hakim. Refahyol hükümeti dönemindeki politikalar tam da bugünkü ulusalcıların beğenebileceği bir uygulamalar silsilesi olarak görülebilir.
Ancak, Erbakan Hoca ve Refahyol Hükümeti Amerika’nın Dışişleri Bakanlığı’nda görevli olan eski Ortadoğu ve İstihbarat Büro Şefi Alan Makovsky’nin dediği gibi bugünkü ulusalcılarca Amerika’ya şikayet ediliyordu. Bugün ise tam tersi bir uygulama var ve ulusalcı çevreler AK Parti’yi Amerikancı olmakla suçluyorlar? Sizin bu durumla ilgili görüşünüz nedir?
Şimdi Erbakan Hoca’nın şöyle bir problemi var. Erbakan Hoca Türkiye’nin problemlerini, pek çok çevreden, özellikle bu aydın geçinenlerden 15-20 yıl öncesinden önce ifade ediyor ve bunu ifade ettiği zaman yadırganıyor. 15-20 yıl önceden Erbakan Hoca açıkça diyordu ki, bir tarafta Amerika var, Siyonizmin güdümünde olan Amerika var. Bunlar ikinci Sevr’i hortlatma gayreti içinde, büyük İsrail’i hortlatma içindedirler. Mesela Erbakan Hoca bunu meclis kürsüsünde söylediği zaman Adalet Partililer bıyık altından gülüyorlardı ve şu Erbakan aklını Siyonizmle bozmuş diyorlardı. Şimdi o dönemde hakikaten Türkiye’nin karşısındaki büyük tehlikeler bilinmiyordu. Amerika’yı gerçek anlamda dost bir ülke olarak biliyorlardı. Herkes Amerika ve Avrupa hayranıydı. Mesela biz o dönemde Batı kulüp diye bir tabir kullanıyorduk. Ancak bize Avrupa düşmanı deniliyordu. Bizim insanlara düşmanlığımız söz konusu değil. Ama Türkiye aleyhine olan uygulamalarına karşıyız. Zaman içerisinde bu gerçekler 15-20 yıl geç de olsa bunların kafalarına dank etmeye başladı. Şimdi herkes, halkın yüzde 90’ı PKK’yı destekleyenin Amerika ve İsrail olduğunu söylüyor ve buna samimiyetle inanıyor. Bundan 15 sene evvel kimse böyle düşünmüyordu.

“BASRA HARAP OLDUKTAN SONRA HOCA’YI ANLADILAR”

Bugünkü Milli Gazete de Erbakan Hoca’nın Çekiş Güç ile ilgili mecliste yapmış olduğu konuşmayı Tutanak dergisinden aynen almış. Diyor ki, yapılan bütün çalışmalar ikinci Sevr’i hortlatmaktır. Bugün ortaya çıkanları ta o dönemden ifade etmiş durumdadır. Dolayısıyla gerçekler gecikerek anlaşıldı. Dolayısıyla vaktiyle Amerika’ya Milli Görüş’ü şikayet edenler, bu gerçeği gördükten sonra ya şu Erbakan çok haklıymış dediler ama meşhur bir tabir var ya, Basra harap olduktan sonra.

Yarın:
-YANLIŞLIKLAR YAPILDIKÇA YÜREĞİM SIZLIYOR
-TAYYİP ERDOĞAN VE GÜL BENİ ZİYARET ETTİ
-ABDULLAH GÜL SENATÖR OLMAM İÇİN ÇALIŞTI
-ERBAKAN HOCA HER HAFTA MİSAFİRİM OLUR

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.