Bizim böyle bir fantazimiz yok!
Referandum çalışmaları nedeniyle partililere teşekkür eden Erdoğan'ın konuşması şöyle:
Halk oylamasından çıkan sonuç, güven ve istikrar ortamına önemli katkılarda bulunmuştur. Yeni bir anayasa yapılması konusunda geniş bir mutabakat olduğu malumdur. AK Parti olarak bunu yapmak adına adımlar attık ancak bu adımlarımız siyasetçiler ve de vesayetçi zihniyetler tarafından engellenmek istendi.
MUHALEFETİN REFERANDUMDAKİ TAVRI
Gönül isterdi ki siyasiler TBMM'de bu paket üzerinde konuşsunlar. Ama konuşmadılar. Oy kabinine arkadaşlarını dahi göndermediler. Demokratız dediler, demokrat olmanın önüne bariyerler yığdılar.
12 Eylül geldi, boykot ettiler. Bireysel olarak vatandaş boykot edebilir ama kalkıp da dayatma ile, tehditle yaparsanız bunu demokrasi olarak tanımlayamazsınız.
Bugün il başkanları toplantısında sizin şahsınızda milletime seslenmek istiyorum.
ELBETTE BAŞARILIYIZ
Bu zihniyet bölücüdür. Bunlar rantiye şebekeleridir. Bunlar insanlara farklı bir şekilde bakıyor. Böyle baktıkça hep kaybediyor. Anayasa değişikliğinin onay alması nedeniyle elbette kendimizi başarılı sayıyoruz. Ama bunun anayasaya verilen bir destek olduğunu vurguluyoruz. Biz doğru adımı attıkça milletimiz de bizi yalnız bırakmayacaktır.
BAHÇELİ'YE KARANLIK CEVABI
12 Eylül gecesi sokaklara dökülmedik, arabalarla konvoylar yapmadık, sokaklara dökülmedik, çılgınlıklar yapmadık. Bütün mesajlar sandıkta verildi. Olaya böyle baktık. Yaşananlar için özür diledik. Yeni bir sayfa açalım dedik, ama bazı muhalefet partileri korkutan söylemlerine devam ettiler. Bazı kesimler karanlık bir dönem başladı dediler. Karanlık ne var. Kendi hesaplaşmalarını yapamadıkları için bunu söylüyorlar.
YANLIŞTA ISRAR EDİYORLAR
Biz kafasını kuma gömenlerden, aklına ve vicdanına rağmen yanlışta ısrar edenlerden olmadık, olmayacağız. Türkiye'nin bir karpuz gibi bölündüğünü iddia edenler, milletin mesajını anlamamak için ayak direyenler... Biz sandık sonuçlarına bu şekilde bakmanın isabetsiz olduğuna inanıyoruz.
ZONGULDAK ÖRNEĞİNİ VERDİ
Yüzde 49.95 ile hayır diyen Zonguldak yüzde 50.05 ile evet demiştir. Zonguldak, Artvin ve onlarla birlikte 81 vilayetimize, bölgelerimize bir renk izafe etmek, onları evetçi veya hayırcı diye ayırmak olsa olsa bir demokratik renk körlüğünün emaresidir. Milletin iradesini bölünme gibi, büyük bir kaos gibi görmek demokrasiden nasibini yeterince almamak demektir. Asıl bölücülük sunni ayrışmalar yapmaktır. Hayır diyenler de o kadar demokrasi özlemi içindedir. Yüzde 58 nasıl ki Türkiye aşkıyla evet demişse, yüzde 42 hayır diyenler de Türkiye aşkı ile hayır demiştir.
SONUÇLARDAN HERKES DERS ÇIKARMALI
Biz AK Parti olarak yüzde 42'nin neden hayır dediğini anlama çabasındaşız. Son derece hassas konuların, terörün, şehitlerimizin, laikliğin, yaşam tarzına müdahalenin bir istismar aracına dönüşebileceğine bir kez daha şahit olduk. Hayır diyen kesimin korkularını anlamak ve bunu anlamaya çalışmak her partinin temel görevidir.
MAHALLE BASKISI YOK
Yine AK Parti'nin yaşam tarzına müdahale edeceğini iddia ediyorlar. Artık bundan bıktık. 8 yıldır iktidardayız yine aynı şeyler. Girdiğimiz seçimler sanki yaşanmadı. Hep aynı bayat oyun tezgahlanmaya başladı. 8 yıl önce gazetelerde hangi başlıklar varsa bugün de aynı. Merhum Menderes dönemine gidin, o gün hangi başlıkları atmışlarsa bugün de aynı başlıkları atıyorlar. Aynı, değişen bir şey yok. Kalıp aynı kalıp. Patinaj yapıyorlar. Durum bu. Her seçimin ardından aynı ezberi tekrar eden bir anlayışın başarılı olma şansı var mı?
NEYİ KONUŞACAĞIM?
Sivil irade ile diktatörlük gibi asla yan yana gelmeyecek kavramlar bir kez daha gündeme sürülüyor. Halk oylaması sürecinde İnegöl, Dörtyol'da sergilenen kışkırtmalar, daha açık net belgeler bilgiler açıklanacak duyacakrsınız bunları. Şimdi de İstanbul Tophane'de sergileniyor. Son dedece bayat bir oyun olduğunu aziz milletimiz çok iyi biliyor. Kendini bilmez biri çıkıyor bak bu evetçidir diyor. Derdi fatura kesmek. Samimi ve dürüst olun ve bu lokal olayları manşet sürmanşet atmak suretiyle, şok şok şok diyerek televizyonlarda göstermek, Türkiye'nin her yanı böyleymiş gibi göstermek yanlıştır. Dürüstseler samimiyseler bunu yapmazlar. Kim yapmışsa emniyet devrededir. Dünyanın her yerinde buna benzer olaylar olur. Bunları aşırı olarak abartmanın bir anlamı yok. Ben oranın çocuğuyum bilirim, o mahalleyi sokak sokak bilirim. Bu kadar işi abartmanın anlamı yok. Bazıları yazıyor, Başbakan artık konuşmalı, neyi konuşacağım, gerekli açıklamalar yapılmıştır. Söyleyecek bir şey yok. Her taraf daha dikkatli hareket etmeli.
AÇIK AÇIK SÖYLEDİ
Açık açık söylüyorum. 8 yıldır kimsenin hayat tarzına müdahale etmedik. Her vatandaşımızın yaşam tarzı bizim teminatımız altındadır. Sanat galerileri sadece Tophane'de mi. Bu kadar eğlence merkezi var var mı böyle bir olay? Biz hiç bir hukuksuzluga izin vermeyeceğimiz gibi... Türkiye'de mahalle baskısı yoktur.
"BİZE YAPILAN HAKSIZLIKLAR..."
Tüm dünyanın gözü önünde kendi ülkesinin Başbakanı'nı, Meclis Başkanı'nı, Devlet Bakanı'nı yuhalayanların yaptığı tahammülsüzlük değil midir? Denize giren bir mütesettir öğretmenin eşine saldırıp boğmaya çalışmak tahammülsüzlük değil mi? İstediği sonuç çıkmıyor diye millete bidon kafalı demek, göbeğini kaşıyan adam demek tahammülsüzlük değil mi? İşadamlarını yeşil sermaye, kırmızı sermaye diye tanımlamak tahammülsüzlük değil mi? Bize yapılan haksızlıkları nazara alarak politika belirlemiyoruz. Biz yaradılanı severiz yaradandan ötürü anlayışıyla herkesi kucaklıyoruz.
"ARAMIZDAKİ FARK..."
Biz sevdiriyoruz onlar nefret ettiriyor. Aramızdaki fark bu. Sonra neden başarısız oluyoruz diye soruyorlar. Başarısız oldukça da millete öfkeleniyorlar. 8 yıl sonra hala AK Parti'nin gizli ajandası olduğunu düşünenler varsa kendilerini kontrol etsinler.
BDP'YE ANA DİLDE EĞİTİM CEVABI
Ana dilde eğitimi isteyenlere sesleniyorum. Kendi bölgenizde istediğiniz yerde kurslar açabilirsiniz. Ama tekrar ediyorum, bizden bunu istemeyin çünkü Türkiye'nin resmi dili Türkçe'dir. Ana dili öğrenmek için kurslara izin veren düzenlemeler var. Üniversitelerde bununla ilgili düzenlemeler var. Bununla ilgili ilerisini istemek ülkemizi bölmeye yönelik adımlar olduğunu biliyoruz.
MUHALEFETLE GÖRÜŞMEK İÇİN BİR ÖN KABULÜMÜZ YOK
Siyasi partilerle görüşme için hiç bir ön kabulümüz yoktur. Daha önce de defaatle yaptık ve yaptılar. Terörü bitirmek için tüm kapıları açık tutacağız. Ama eğer bizim terör örgütüyle görüşmemizi isteyen birileri çıkarsa bilsinler ki, bizim terör örgütü ile görüşmek gibi bir fantazimiz yok. Referandum öncesinde de bu iftirayı attılar. Çok ağır ifadeler kullanmama rağmen söyleyemediler. Bunların kılavuzu karga.
"AŞAĞILIK İFTİRAYI ATANLARI..."
Bazı çevrelerin bu süreçte partimizin para kaynaklarından para aldığını hatta örtülü ödeneklen para kullandığını iddia edecek kadar aşağılıklaştığını gördüm. Bununla ilgili yasal başvuruları yapacağım. Muhalefetin iddiaları var, bir sivil toplum örgütünün liderinin dinlediğim bir çirkin iddiaları var. Bunu yargıya taşıyacağız. Hazinenin katkısı ve örgütlerimizin samimi gayretleri bu süreci başarı ile sürdürmemizi sağlamıştır. Budur. Bunlarla oy alacağını zannedenler bakın işte tokat üstüne tokat yiyorlar. Bırakın bunları da bu ülkeye hizmet edin.
ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ İDDİALARI
Atatürk Kültür Merkezi'ni yıkıp, yerine alışveriş merkezi yapacağımızı söyleyecek kadar divane olmuş tipler var ülkemizde. Biz diyoruz ki, kullanılmayan bölümler var ve biz istiyoruz ki daha büyük bir opera ve kültür merkezi kuralım. Belediye başkanlığı günlerimden beri düşünce dünyamda var, trafiği alta almak suretiyle trafiğe kapatalım. Derdimiz bu yani. Bir başbakan böyle bir söz verdikten sonra böyle bir sözü unutur mu? Aklımızın kenarından geçmeyen bir şeyle iftirada bulunmak... Bizim derdimiz bu. Yargı çevrelerine sesleniyorum, bu konuda anlayış sahibi olun. Biz burayı süratle başlayıp bitireceğiz.
HABERVAKTİM.COM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.