MHP çıkmaz sokakta

MHP çıkmaz sokakta
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, AK PArti hakkındaki kapatma davasının iddianamesinin kabulünü değerlendirirken, Başbakan'a ağır suçlamalar getirerek ''MHP yeniden çıkmaz sokakta'' yorumlarının yapılmasına neden oldu.

Grup toplantısındaki konuşmasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ak Parti hükümeti, kriz ortamından çıkmak için sağduyu çağrısı yapan sivil toplum kuruluşları, hükümeti desteklediğini iddia ettiği basın kuruluşlarını suçlayan Bahçeli şunları kaydetti:

"BÜYÜK BİR TALİHSİZLİK"
"Dava ile AKP’nin bütün faaliyetlerinin sorgulanacağı yeni bir döneme girilmiştir. Bu süreç stratejik ve jeopolitik açından, siyasal ve sosyal dengeler açısından güçlü iktidara, milli geleceğimiz açısından milli birliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdir. Türkiye’nin böyle bir noktaya gelmiş olması büyük bir talihsizliktir. Karşımızdaki tablo bu konuda iyimser olmaya fazla yer bırakmamaktadır. Siyaset kurumu krizi aşmak için çaba gösterme basiretini gösterememiştir. TBMM çatısı altında çözüm mekanizmaları harekete geçirilememiştir. Bunun sonucu başlı başına bir kriz unsuru haline gelmiştir."

MHP'NİN KEHANETLERİ GERÇEKLEŞMİŞ
"Kapatma davası yeni bir gerginlik ve çatışma ortamının direniş mevzileri her geçen gün genişlemektedir. Bir cepheleşme sürecine girilmiştir. Bu hayati sınav karşısında siyaset kurumu etkisiz kalmış, demokrasiyi konuma refleksini gösterememiştir. Bu sarmaldan en zarla çıkılması noktasından giderek uzaklaşmaktadır. Çok ağır bir siyasi depremin öncü sarsıntıları yaşanmaktadır. Daha önceki uyarılarımız neticesinde yaptığımız tahminler bir bir gerçekleşmiştir."

ADI KONULMAMIŞ SAĞDUYU ÇAĞRILARI
"Uzun zamandan beri defalarca dikkat çekmeye çalıştık ve haklılığımız bir kez daha ortaya çıktı. AKP ve CHP’nin tehlikeli yolları tercih edeceğine dair kaygılarımız önceden önemle vurgulanmıştı. 22 Temmuz seçimlerinden sonra 70 vekille temsil edilen MHP sorumlu muhalefet anlayışı ile üzerimize çöken sisleri dağıtmaya çalışmıştır. Ama maalesef gelişmeler bu adımların karşılık bulmadığı, basit hesaplarla heba edildiği bir münakaşa ortamını doğurmuştur. Partimizi hafife alanlar, karalayanlar nihayet bu gün çizgimize yaklaşmışlardır. Ortak aklın rehberliğinde bir kriz yönetiminin bütün unsurları ile hayata geçirilmesi öncelikli sorunumuzdur. Kaygılarımızda ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı. Kişisel zıtlaşma ve inat ile küçük siyasi hesaplara ve ihtiraslara kurban edilmeden ülkemizin bu badireden kurtarılmasıdır. Herkese sorumluluk düşmektedir. Sağduyu çağrıları ile sorumluluğu keyfi paylaştırmak ucuz bir idare olacaktır. Kimin nerede durduğu ve ne yapmak istediğinin tespiti büyük önem taşımaktadır. Adı ve adresi konulmamış sağduyu çağrıları ile bir sonuç alınmayacağı açıktır."

STK'LARI VE BAŞBAKANI SUÇLADI
"TÜSİAD ve TOBB’un son 5 yılda ne yaptıkları sorusunu kendilerine sormaları ahlaki bir yükümlülük olacaktır. Sağduyuyu ne kadar hatırladıkları sorgulanmalı. Herkes ön yargıları ve suya sabuna dokunmadan ortalama konuşma anlayışlarını bırakarak adım atması gerekiyor. Adım atması gereken sadece ve sadece siyaset kurumudur. Krizden çıkışın tek adresi TBMM’dir. Tek başına belirleyici konumda olan AKP’dir. Kendisini meşruiyet içinde savunmak durumunda olan AKP’dir. Başbakan neyi öngördüğünü, muhalefetin desteğini hangi konuda aradığını ve bundan neyi amaçladığını açık olarak ortaya koymak zorundadır. Sayın Başbakan bütün bunlar yokmuş gibi fevri hareket etmekte ve makul bir yaklaşımla ortaya çıkmamaktadır. Tavrı anlaşılabilir değildir. Mutlak haklılık psikolojisi içine girmiştir. Ona göre herkes kendisine tezgah kurmaktadır. Kendisinin hiçbir hatası bulunmamaktadır. Böyle bir savunma mekanizması geliştiren Başbakan gelişmeleri ve tehlikeleri görememektedir. Şimdi aynı amaçla milli irade kalkanına sığınmaya çalışmaktadır. Meşruiyet sınırlarını tanımama ve istediğini yapma konusunda haklı olduğunu iddia etmektedir."

AK PARTİYE VE DUYARLI BASINA SALDIRDI
"Sayın Başbakanın 'Eğer muktedir olsaydım kapatma davasını önlerdim' sözleri de ilginçtir. Bilinçaltında yargıya müdahale niyeti taşıdığını göstermektedir. Bu TC başbakanının siyasi meşruiyetini kaybettiğinin ve mümkün olursa anayasa suçu işleyeceğinin açık belirtisidir. Önümüzdeki siyasi krizden en az hasarla çıkabilmesi için bu ruh hali ve kafa yapısının değişmesi elzemdir. AKP’nin tavrı, kontrolsüz ve pusulasız bir tepki dalgası şeklinde tecelli etmiştir. Bu süreci demokrasi taraftarları ve karşıtları arasında savaş olarak gören AKP’nin bütün imkanlarını cepheye sürme anlayışı içinde oldukları görülmektedir. Yargıya adeta cihat ilan edilmektedir. Basın yoluyla başlatılan kampanya hızla sürdürülmektedir. Zaman zaman tehdit haline dönüştürülmekte. Her yolla kendini savunma hakkının doğduğu, yargı darbesini boşa çıkartmak için gerekirse dış desteğin meşru sayılabileceği gibi hezeyanlar hayasızca dile getirebilmektedir."

AK PARTİYE AĞIR İTHAM
"AB sopası da bir tehdit silahı olarak kullanılması şantajı ile yargıya gözdağı verilmektedir. Bu konuda yardım isteyen AKP’nin imdat çağrısına beklenen cevap gecikmemiştir. AB yetkilileri sistem hatası olduğu yönünde yakışıksız beyanda bulunmuşlardır. Her istediklerini yaptıredıkları bir taşeronu kaybetme korkusu yaşıyorlar. Çareyi Türkiye’yi her vesileyle aşağılayan AB’nin koruyucu kanatları altına sığınmakta görmüştür. Siyasi partilenin kapatılması konusundaki tutumu da buna göre şekillenmiştir." CHP VE DTP'Yİ UNUTMADI
"CHP siyasi krizden çıkış yollarına peşinen kapalı ve karşı olduğunu ortaya koymuştur. Etnik bölücülüğün siyasi merkezi olarak hareket edilen parti hakkında değerlendirme yapmak yersizdir. Serbestçe melanet icra etme imkanına kavuşmayı amaçlıyorlar. Terörü destekmeyen partilerin kapatılmaması hedefine de AKP’nin dümen suyunda ulaşma amacı içindedirler. Bu parti de AKP’nin kendisi için yapacak düzenlemeden faydalanacak. Amaçları budur ve mecliste AKP ile uzlaşmaya hazırdır."

"BİZİM SİZİNLE YÜRÜYECEK YOLUMUZ YOK"
"Bizim şahıslarla bir meselemiz yoktur. Bu bakımdan AKP yöneticilerinin bizi doğru anlamalarını beklediğimizi samimiyetle ifade etmek isterim. İlkeler ve Türkiye açısından bakan MHP hukuka ve anayasaya gölge düşürmeyecek ve kamu vicdanını rahatsız etmeyecek bir yaklaşımı ortaya koymuştur. MHP'nin ömür boyu siyasi yasak istediği yönündeki asılsız haberlerin etikle alakası yoktur. Asla böyle bir konu gündemde olmamıştır. MHP'nin önerisini çarptırarak verenlere seslenmek istiyorum. 'Verin genelbaşkanınızı alın partinizi' diye yansıtmaları, önerimizi anlamadıklarını ve çarpıttıklarını göstermiştir. Bize hakim olan düşünceleri tahrif ederek ve konuyu kişiselleştirerek bu samimi çabaya gölge düşürmek isteyenlere: Bizim dürüst ve ilkeli siyaset anlayışımızda mağduriyetten siyasi kazanç sağlamaya yer yoktur. Biz sandık başında hesaplaşacağız. Sayın genelbaşkanınız sizin olsun, biz kendisini alıp da ne yapacağız. Bu süreçte savunmasını yapar ve aklanırsa bir demokrasi adına sadece memnuniyet duyarız. Sizler de şarkı nakaratlarına uyarak yolunuza devam edersiniz. Sizlerle baraber yürüdüğümüz ve sizlerle yürüyeceğimiz bir yol yoktur. İyi niyetli bir yaklaşımla yapıcı öneride bulunmuş ve bunun tartışılmasını istemiştir. Bunu yetersiz bulanların yapması gereken bulanık suda balık avlamak yerine somut bir düşünceleri varsa açıkça ortaya koymaktır. Görüşler arasında farklılıklar bulunduğunu iddia eden Başbakan'a seslenmek istiyorum. Bizim siyasi çizgimizde kırılma ve sapma olmamıştır. İnandığımızı söylemiş ve bunun arkasında da sonuna kadar durmuşuzdur. Bunu anlamak isteyenler için çok açıktır söylediklerimiz. Ayaküstü söylenen sözler değildir. 15 Mart 2008 tarihli yazılı açıklamamız ile 18 ve 25 mart 2008 tarihli grup konuşmalarımızın metinleri herkese açıktır. Yapmanız gereken bu metinleri iyi okumanız ve doğru anlamaya çalışmanızdır.

BAŞBAKAN'IN BULGARİSTAN'DAKİ SÖZLERİ
"Sayın Başbakan Bulgaristan'da başörtüsü konusunda MHP'nin çağrısı üzerinde kendilerinin de adım atma zorunluluğunu söyleyerek anlaşılması güç bir duruma düşmüştür. Kapatma davası ile ilgili olarak MHP'nin verdiği desteğin görmezden gelindiğini belirtmiştir. Bu sözlerinin ne anlama geldiğini açıklığa kuvuşturmak gerektiğini hatırlatmak isterim. Bu sözler başörtüsü konusunda istemeden ve isteksiz olarak bir adım atmak zonrunda kaldığınızın ve bundan pişmanlık duyduğunuzun bir ifadesi olarak mı görülmeli? Sayın Başbakan durum buise dürüstçe ortaya çıkıp bunu açıkça söylemek ve geçmişe dönük olarak günah çıkartmaktır. MHP'nin desteğini görmezden gelindiğine yönelik ifadeleriniz bir suç duyurusu olarak mı anlaşılmalı. Bunun ne şekilde yerine getirilmesini istiyorsunuz. Bunun muhatabını açıklayın. Her kararımız siyasal tarihimizin ilkelerimizin ve duruşumuzun kırılmayan çizgisine uygun olarak alınmaktadır. Her türlü sözümüzün dün olduğu gibi bu gün de arkasındayız."

"SORUMLULUK HÜKÜMETİN VE BAŞBAKANIN"
"Kriz ortamında çıkış arayışlarında bu saydığımız ilkeler esas alınacaktır. Bunun hukuk devleti ve demokrasinin vazgeçilmez bir gereği olduğunu herkes kabul etmelidir. Anayasaya gölge ve şaibe düşürmemesi temel bir ilkedir. Yargı önünde başlayan hukuki süreçlerin etkilenmeye çalışılmaması esastır. Bunun dışında aranan formüller siyasi ahlakla bağdaşmayacaktır. Uzlaşma çağrıları ve krizi aşma çabalarının meşruiyet temeli bu çerçevede kalmalıdır. Anayasa Mahkemese'ndeki kapatma davası ve diğer konuların siyasi bir pazarlık konusu olması söz konusu olamaz. Mahkeme hukuk çerçevesinde kararını verecektir. Bunun aksini iddia etmek çok çirkin bir pazarlık olacaktır. Bu söylediklerimiz çete operasyonları için de bütünüyle geçerlidir. Çözümün odağı 68 ve 69. maddedeki düzenlemelerle mümkün olacaktır. İki ahternatif yol bulunmaktadır. Partilerin cezalandırılması yerine bireysel sorumluluk ve siyasi yaptırım odaklı bir düzenlemenin harekete geçirilmesidir. Bunun tersi de anayasanın temellerine dinamit koymaktır. Ya başbakan bunlardan birini seçecektir. Bu gerilim yüklü ortamı rahatlatmak ve kriz yönetimi ile bu girdabın dışına çıkartmak sayın Başbakanın ve AKP'nin sorumluluğudur. MHP siyasi bakımdan vicdan huzuru içindedir. Samimi bulunmuyorsa Başbakan bunu açıklamalı. Anayasal zorlama yolunu seçerse bunu Türk milletine izah etmek durumunda kalacaktır. DTP ile meclis içinde yapacağı ittifaka ve referandum zorlamasına bağlı olacaktır. Bunun alacağı sonuç ve çıkaracağı tehdit milletin şahitliğinde yaşanakar görülecektir. Sayın Başbakan iyi düşününüz ve artık karar veriniz."

(habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.