Erdoğan'dan çarpıcı benzetme!
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Taksim'deki terörist saldırıyı değerlendirdi. Taksim'in 24 saat capcanlı, cıvıl cıvıl olduğunu hatırlatan Erdoğan, çok sayıda turistin de meydana gelip gittiğini, meydanın Türkiye'nin fotoğrafını yansıttığını ifade etti. Başbakan Erdoğan, terörün kanlı yüzünü, Türkiye'nin bu güzel fotoğrafı üzerinde gösterdiğini, birlik ve kardeşlik tablosunu hedef aldığını dile getirdi.
Erdoğan, intihar bombacısının hayatını kaybettiğini, 32 kişinin yaralandığını hatırlatarak, geçmiş olsun dileklerini iletti, Allah'tan acil şifa diledi.
Saldırının kim ya da kimler tarafından yapıldığı, hangi örgüt ya da örgütler tarafından gerçekleştirildiği, arkasında kimlerin olduğu ve neyi hedeflediklerinin önemli olduğunu belirten Erdoğan, güvenlik güçlerinin olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için çalışmalarını yürüttüğünü söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ancak bunlardan daha önemli olan saldırının terör olgusunu bir kez daha gözler önüne sermiş olmasıdır. Bu saldırıyla terörün kanlı ve kirli yüzü bir kez daha çok iyi anlaşılmıştır. Dünyanın en kalabalık meydanlarından birinde, güvenlik güçlerinin olduğunu kadar kadınların, çocukların, masum insanların yoğun olarak bulunduğu bir bölgede üzerindeki bombayı patlatmak suretiyle toplu bir katliamı hedef alan bir anlayış, insana ait insanlığa ait hiçbir hissiyatın sahibi olamaz. Masum insanları katletmeyi hedefleyen, kendi yaşamına da son veren bir anlayış ancak büyük bir gaddarlıkla, büyük bir gözü dönmüşlükle izah edilebilir. Hiçbir ideoloji, hiçbir amaç, hiçbir hedef böyle bir gözü dönmüşlüğe onay veremez. Bu tür kanlı eylemleri meşrulaştıramaz. Bu saldırı insanlık dışı bir saldırıdır. İşte onun için de bu saldırının hedefi Türkiye değil, milletimiz değil bizatihi insandır, bizatihi insanlıktır.
Terörün hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir hassasiyet göstermeden, hiçbir insani, vicdanı, ulvi değer taşımadan nasıl insani ve insanlığı hedef aldığını bu son saldırıda bir kez daha gördük. Çocukları katleden ya da çocukları hedef alan bir anlayış insani olamaz. Köyünden minibüsle il merkezine giden masum ve sivil insanlara saldırıp 9 canı katleden bir anlayış insani olamaz. Sabah namazını kıldırmak için evinden çıkan imamı öldüren anlayış insani olamaz. Ankara'da Anafartalar Çarşısı önünde otobüs bekleyen, 2 gün sonraki düğünü için alışveriş yapan asgari ücretle ev geçindiren, gecekondusuna gitmek için işyerinden çıkan yoksul insanları katleden bir anlayış, insani olamaz, vicdani olamaz. Hiçbir gerekçe insanlıktan nasibini almayan bu saldırganların vahşetini, gözü dönmüşlüğünü, kana susamışlığını örtemez, perdeleyemez.''
Tüm dünyaya ''nereden gelirse gelsin teröre karşı ortak hareket edelim çağrısını'' terörün bu yüzünü gördükleri için yaptıklarını belirten Erdoğan, ''Biz diyoruz ki; kimin yaptığına bakmadan, hangi gerekçeyi öne sürdüğüne bakmadan, hangi inancı, hangi ideolojiyi taşıdığına bakmadan teröristi sadece terörist olarak görelim ve ona karşı hep birlikte tavır alalım'' şeklinde konuştu.
-''GAFLET İÇİNDEDİRLER...''-
8 yıllık süreçte gittikleri her ülkede, bulundukları her platformda, kendilerini ziyarete gelen her yabancı konuğa bu tezleri dile getirdiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Terörün bir insanlık suçu olduğunu ifade ettik. Teröre karşı tüm insanlığın ortak mücadele vermesi gerektiğini söyledik. Bu konuda önemli mesafe kat ettik. Özellikle AVrupa'da terörün kaynaklarının kesilmesi noktasında önemli gelişmeler var. Ama bugün bile tüm uyarılarımıza, tüm çağrılarımıza rağmen terör karşısında gereken kararlılığı göstermeyen ülkelerin, siyasetçilerin akan kanın üzerlerine bulaştığını artık görmelerini istiyoruz. Terörden medet umanların, terör örgütünü teşvik edenlerin sonu her zaman içler acısı olmuştur. Çünkü, kirli oyun oynayanlar her zaman kirlenirler. Kan dökenler, kana bulaşanlar her zaman döktükleri kanda boğulurlar. Terörden medet umarak karanlık hesaplar yapanlar karanlıkta kaybolup giderler. Bu sözlerim dışarıya olduğu kadar içeriye de yöneliktir. Tekrar ediyorum, adı ne olursa olsun, hangi gerekçeyi öne sürerse sürsün terör terördür ve insanlık suçudur. Özellikle vurguluyorum, terör eylemleri üzerine siyasi hesaplar yapanlar, amaç ve hedeflerine terör üzerinden varabileceklerini düşünenler, terör vasıtasıyla hükümeti ve demokrasiyi zaafa düşüreceklerini zannedenler, bu tür kanlı eylemlerle topluma korku ve yılgınlık aşılayabileceğini sananlar beyhude bir uğraş içindedirler, büyük gaflet içindedirler. Terörist saldırılarla güven ve istikrarı bozacaklarını, Türkiye'nin gidişatına yön vereceklerini sananlar her zaman hayal kırıklığı yaşamaya mahkumdurlar.''
-''TÜM SONUÇLARIYLA AYDINLATILACAKTIR''-
Başbakan Erdoğan, 73 milyon vatandaşın bu tür saldırılar karşısında yek vücut ve tek yürek olduğunu belirterek, bu tür karanlık oyunların her zaman milletin engin basiretiyle boşa çıkarıldığını vurguladı. Erdoğan, ''Bundan sonra aziz milletimiz bu tür kirli oyunları boşa çıkaracaktır'' dedi.
Terörü açıkça ve dürüstçe lanetlemeyenlerin, terör karşısında sesini yükseltemeyenlerin akan her damla kanın vicdanlarından bir şeyleri alıp götürdüğünü, milletin hissiyatından uzaklaştıklarını anlamak durumunda olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Başkasının terörünü lanetlemek yetmiyor. İnsanca duruş, insanca tavır, Hakkari'de imamın katledilmesini, minibüste sivillerin öldürülmesini, yangın söndürmeye giden insanlara tuzak kurulmasını bu ülkenin ve bu milletin güvenlik güçlerine kalleşçe saldırılmasını lanetlemeyi gerektiriyor.
İstanbul'daki saldırı elbette tüm boyutlarıyla aydınlatılacaktır. Ama açık olan bir şey var; bu saldırıların önemli bir gayesi de milletin hissiyatını etkilemek, bu sayede politikalara yön vermeye çalışmaktır. Şu anda emniyet teşkilatı mesafe aldı, alıyor. Bu saldırılar demokratikleşme süreçlerine sekte vurmayı, bir bütün olarak siyaseti ve demokrasiyi zaafa düşürmeyi hedeflemektedir. Tedhiş diyoruz. Adı üstünde milleti dehşete düşürüp, korkutup, sindirip, yıldırıp ülkenin istedikleri mecraya girmesini sağlamaya dönük saldırılardır. Biz demokrasi ile güvenlik arasındaki ince çizgiden bahsederken işte terör örgütlerinin bu hedeflerini bilerek bunu söylüyoruz. Terör örgütleri bu tedhiş hareketleriyle istikrarı, güven ortamını, huzur ortamını hedef aldıkları kadar demokrasiyi ve demokratikleşmeyi de hedef alıyorlar. Terör konusunu iç siyaset malzemesi yaparak istismar edenler terör örgütlerinin amaçlarına hizmet ederler, başka bir şey yapmazlar. Terör üzerinden hükümeti yıpratmaya çalışmak, terörle mücadele gibi bir milli meselede ortak bir duruş sergileyememek çok büyük bir yanlış olur. Tüm siyasi partilerimize tavsiyem, terör ve terörle mücadele konusunu siyasi çekişme ve polemik malzemesi yapmamalarıdır. Hükümet olarak terörle mücadaleden asla taviz vermeyiz, veremeyiz. Çünkü, biliyoruz ki güven ve istikrar ancak güvenlik zafiyeti olmayan bir ortamda korunabilir. Yatırımlar ancak güvenli bir ortamda yapılabilir. Demokratikleşme ancak güvenlik kaygıları en aza indiği zamanlarda hızlanabilir. Terörü sadece asayiş meselesi olarak görmeyen, terörle mücadeleyi sadece askere indirgemeyen, tüm boyutlarıyla meselenin üzerine giden iktidar AK Parti iktidarıdır. Terör örgütünün olumsuz tüm propagandalarına rağmen halkı kucaklayan, halka devletin şefkat elini uzatan, devlet millet kucaklaşmasını yeniden tesis eden tek iktidar AK Parti iktidarıdır. Yıllar yılı bölge halkının tepkisini çeken yanlış politikalara son veren, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü güçlendiren iktidar AK Parti iktidarıdır. Eğer terörle etkin bir mücadele edilmeseydi Türkiye bugün bu noktalara uluşamazdı.''
Son günlerde muhalefet liderleri tarafından sarfedilen hakaretvari sözlere de değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Son zamanlarda yapılan çirkin söylemleri bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bakın CHP Türkiye'yi yeterince kucaklayamıyor. Ancak belli bir bölgeden karşılık buluyor. Türkiye'nin tamamını kucaklayabilmek için gayret sarfetmek yerine sahip olduklarını koruma mücadelesi veriyorlar. Bizim yüzde 42'yi anlama çabalarımızda bunu haklı çıkarıyor. Kasıtlı olarak sürekli istismar ediliyor. Muhalefet parti liderlerinin kullandığı üsluptan kendilerinin dahi rahatsız olduğunu inanıyorum. Ancak kitleleri kışkırtmayı sürdürüyorlar.
Aziz milletimiz üslup farklılığını en güzel şekilde görüyor ve değerlendirmesini yapıyor. Ancak ben MHP CHP ya da diğer yönetici kadrolara seslenmiyorum. Onlara gönül ya da oy vermiş kardeşlerime sesleniyorum. Bu ülkenin geleceğini hep birlikte inşa edelim diyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'na, hükümetine, Ak Parti'ye en seviyesiz şekilde dil uzatmak kimsenin haddi ve hakkı da değildir. Grup kürsüsünde adeta freni patlamış kamyon gibi düşüncesizce cümle sarfedenler bizi değil kendilerini düşürüyor. Güya sergi açılışı yapıyor ve bunun altında son derece seviyesiz üslupla hakaret edenler bize değil kendilerine zarar veörirler. 3-4 gün geçince kapatma kararı alıyorsun. Atı alan Üsküdar'ı geçti. Ne önemi var. Sergi adı altında hakaret ediyor, siyaset diye millete bunu sunuyorlar. Sonra utanıp kaldırıyorlar.
Bunlar dünyanın hiç bir yerinde basın özgürlüğü ile açıklanamaz. Düşünce özgürlüğü ile açıklanamaz. HAksız ve seviyesiz saldırılar artık dil ile yazı ile de ikrar edildi. Bunlar on yıyllardır millete de seçimle iktidara gelmiş Başbakanlara bu zihniyetle baktılar. 1940'lardan itibaren Cumhuriyetin asıl sahibi olan millet adeta dışlandı. Bu tür yazıyı yazanlar Basın Konseyi gibi ahlakı öne çıkaran bir konseyin başında bu tür bir temsilcinin olması Türk basını için bir yüz karasıdır.
Basın Konseyi'nin bu noktara zerre karar saygısı varsa ordan kendisini göndermeleri lazımy Yapmaları gereken budur. Bu ülkede yıllarca Cumhur resepsiyonlara giremedi. Aynı ortamı paylaşmadıladı. Ne zamanki Ak Parti kapıları açtı. O beyefendiler o resepsiyonları boykot etmeye başladı. Dün milleti küçümsüyor, yanlarına almıyorlardı. Şimdi millet yanlarına geldi diye rahatsız oldular. Sizin bu anlayışınızdır yıllar yılı milleti devletten uzak tutan. Sizin gibi imtiyazlıların tahammülsüzlüğüdür bunların sorumlusu.
Bunu yapamayanlar milletin kardeşliğini anlamaz. Sonra gider Bağdat Caddesi'nde tur atarsın. Ama biz oraya da gideriz, İstanbul'un bütün caddelerine gideriz. Dertleri kendi imtiyazlarıdır. Kendi menfaat düzenlerini devam ettirmektir. Keşke bizim yüzde 42'yi anlamak için verdiğimiz çabanın yüzde 1'ini bunlar yüzde 58'i anlamak için verselerdi. Sadece yüzde 58'in değil, yüzde 42'nin de bunu görüp bunu yapan siyasetçilere gereken dersi vereceğini biliyor ve görüyorum.
HABERVAKTİM.COM-AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.