'Biz parti kuruyoruz'
Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti kurulmadan önce kendisini ziyaret ettiklerini belirterek, “Bunu ilk defa size açıklıyorum. Bu arkadaşlar bana gelip ‘Abi biz bir parti kuruyoruz. Başkasından duyacağınıza bizden duyun’ dediler” dedi.
“TAYYİP BEY İYİ NİYETLİ ANCAK ELEŞTİRİYİ HAZMEDEMİYOR”
Siz yıllarca Tayyip Bey’le beraber çalıştınız ve kendisini çok yakından tanıyorsunuz. Tayyip Bey’in sırtında hala Milli Görüş damgası var dediniz. Peki eğer Tayyip Bey hala Milli Görüş’ün izlerini taşıyorsa, nerede yanlış yapıyor?
Bu arkadaşlar seçimden aldıkları neticeden sonra, özellikle sağdan soldan yapılan böyle iltifatlar sebebiyle, yaptıkları bütün çalışmaların fevkalade isabetli olduğu kanaatine kapıldılar. Yönetimde en tehlikeli şey şu ki, eğer yanınızdakiler hep çok doğrudur diyor ise, bir müddet sonra insanoğlu etkisi altında kalır bunların. Tayyip Bey’in belki de en büyük şansızlığı şu: AKP denilen kuruluş tamamen Tayyip Erdoğan ismi üzerine bina edilmiş bir kuruluştur. Ve etrafında olan bütün insanlar itiraf etmese de iç alemlerinde mutlaka şöyle düşünüyorlardır: Ya biz buraya milletvekili olduk Tayyip Erdoğan sayesinde. Bu tabii, bir insan için çok yanıltıcı bir durum meydana getirir. Ben bakıyorum, Tayyip Erdoğan Bey bazen büyük reaksiyonlar gösteriyorlar. İşte efendim, muhalefet böyle söyledi. Tabiî ki muhalefet söyleyecek ve muhalefetin o söylediği de doğru. Yani bakıyorum ki hazmedemiyor bunu. Yani temenni ediyorum ki, gerçekleri görmeye başlar. Şimdi gayet tabii arkadaşlarımızın şu kadar sene Milli Görüş içinde kalmış arkadaşların kötü niyetli olduklarını düşünemem. Ancak yanılgı içerisinde oldukları da muhakkak. Bir kere danışma, istişare etme alışkanlıkları yok.
“KEMAL DERVİŞ BİLE BİZİMLE İSTİŞARE EDİYORDU”
Şimdi beş sene geçmiş. Türkiye’de çok önemli olaylar cereyan etmiş. Mesela bir Kıbrıs meselesi ortaya çıkmış. Yani insan demez mi? Yahu şu Kıbrıs meselesini Türkiye’de en iyi bilen Erbakan’dır. Resmen olmasa bile tamamen gizli gidip Erbakan Hoca’dan bir sorsak, bu Kıbrıs için ne tavsiye ediyorsunuz diye. Bugüne kadar bir Allah’ın kulu bizimle bir görüşme yapmadı. AKP’li bazı arkadaşlara şu sitemde bulundum. “Ya Kemal Derviş diye bir adam geldi ve biz en acımasız bir şekilde bu arkadaşın ekonomi politikasını tenkit ettik. Bir müddet sonra bana telefon etti ve dedi ki, sayın Kutan izin verir misiniz ben gelip size ekonomi politikamı takdim edeyim. Ben de hay hay gelin dedim ve bize anlattı bu politikalarını bir buçuk saat. Ben de O’na bir buçuk saat bu politikaların neden yanlış olduğunu anlattım. Ya Kemal Derviş bile geldi bizim fikrimizi aldı. Ya sizden bir Allah’ın bir kulu gelip de sormaz mı? İlle Tayyip Erdoğan’ın gelmesi şart değil ki, bir arkadaş gelir sorar ne yapalım diye.” Bu neyi gösteriyor? Aşırı derecede bir güven içerisinde. Bakın biz tek başımıza iktidar olmuşuz ve bizim kabiliyetimiz var. Yani istişare ve dışarının samimi muhalefetine kapalı oluşları var.
“ZAMANINDA GÜL VE ERDOĞAN’I UYARMIŞTIM”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan ile yıllarca dava arkadaşlığı yaptınız. Ancak bugün farklı kulvarlarda ve görüşlerle siyaset yapıyorsunuz. Bu durum sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?
İlk defa size açıklıyorum. Bu arkadaşlarımız parti kurmaya karar vermişler. O zaman meclis lojmanlarında oturuyorduk. Ve bu çalışmaları da o dönemde İsmail Kahraman Bey’in bir dairesinde yapıyorlarmış. Telefon ettiler. Bizim eve geldiler. Tayyip bey vardı, yanılmıyorsam Abdullah Gül, Abdulkadir Aksu, İsmail Kahraman. Dediler ki, efendim biz böyle bir parti kurmaya karar verdik. Sen bizim ağabeyimizsin. Yani dışarıdan öğreneceğinize önceden size haber vereyim dediler. Ben o dönemde kendilerine fevkalade yanlış hareket ediyorsunuz dedim. Bakın, biz 20 seneden beri bir arada kardeşçe bir çalışma içerisinde olduk. Şimdi iki farklı parti olacak. Bu parti çalışmalarının doğası itibariyle ister istemez karşı karşıya geleceğiz.
“YANLIŞLIKLAR YAPILDIKÇA YÜREĞİM SIZLIYOR”
Ve yine bu işin doğası itibariyle dedikodular ortaya çıkacak, yanlış beyanlar ortaya çıkacak. Ve diyelim ki doğruyu temin etmek için tenkitler olacak. Buna mukabil sizler geleceksiniz, biz kardeşiz niye tenkit ediliyoruz diyeceksiniz. Yani yazık değil mi, kardeşin kardeşe yarın öbür gün karşı karşıya gelmiş olsun. Meseleye siz biraz sabırla yaklaşsanız, birkaç yıl sonra bu parti sizin. Yani Erbakan Hoca gelmiş şu yaşa, ben gelmişim bu yaşa. Elbette ikinci takım olarak ortaya çıkacak olan sizsiniz. Ancak öyle bir karar verdiler arkadaşlar. Yani duygum nedir? Duygum, keşke bu ayrılma olmasaydı, kardeşlik zedelenmesiydi. Dolayısıyla bir sürü yanlışlar yapılmasaydı. Yani o yanlışlar yapıldıkça benim yüreğim sızlıyor. Bu yanlışlıkların bir kısmı, Allah muhafaza etsin, büyük vebali mucip olan yanlışlıklar.
“ABDULLAH GÜL SENATÖR OLMAM İÇİN ÇALIŞTI”
Sayın Erdoğan ve Sayın Gül ile ilgili özel bir anınız var mı? Siz onlarla yıllarca aynı dava için çalıştınız. Sizi bugün düşündüğünüzde gülümseten ya da üzen bir anı var mı onlarla ilgili?
1975’te ben Kayseri’den senato adayı oldum. Bir senato adayımız vardı Kayserili. Ailevi sebeplerden dolayı listelerin açıklanmasına bir hafta kala adaylıktan çekildi. O dönemde de Kayseri’de de öbür partilerin hakikaten çok güçlü adayları vardı. Adalet Partisi’nden rahmetli İbrahim Kirazoğlu vardı, eski Demokrat Parti milletvekiliydi. Ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisi eski DPT Müsteşarı Ziya Müezzinoğlu’nu aday göstermişti. Ben o zaman milletvekili değilim. Erbakan Hoca dedi ki, hiç olmazsa kamuoyunun tanıdığı bir isimle çıkalım dedi. Adaylığı kabul eder misin dedi? Dedim ki, görevdir. Ve çok iyi çalışmalar yaptık ve aşağı yukarı 25 bin dolayında da oy aldık. Şimdi o çalışmalar sırasında üniversite talebelerinden, Kayserililerden çok güçlü bir ekibimiz vardı. Bu ekip içerisinde Abdullah Gül, Salih Kapusuz vardı. Şu anda alt belediyelerden iki kişi daha vardı, Bekir Yıldız ile Memduh Büyükkılıç vardı. Onlar benim seçim ekibimin içindeydi. Abdullah Gül ile öyle bir hatıram var. Tayyip beyle ilgili şu anda aklıma gelen bir şey yok ama ortak birçok çalışmamız var.
“ERBAKAN HOCA HER HAFTA MİSAFİRİM OLUR”
Tayyip Bey’le ilk defa nasıl tanıştınız?
Ben Tayyip Bey’le ta o zaman O gençlik teşkilatındayken tanışıyorum. Ondan sonra Beyoğlu ilçe başkanıyken tanıyorum.
Erbakan Hoca ile ne sıklıkta görüşüyorsunuz?
Erbakan Hoca her Cuma namazında Hamidiye camiine gelir. Ondan sonra aşağıda yemeği beraber yeriz. Sonra gelir burada bir iki saat benim misafirim olur. Sohbet ederiz. Yani istisnasız her Cuma günü görüşüyoruz.
Efendim çok teşekkür ediyoruz bize değerli vaktinizi ayırdığınız için.
Ben çok teşekkür ediyorum. Ve habervaktim’e de başarılar diliyorum. Allah muvaffak eylesin.
--Röportajın eski bölümleri--
1- "Erdoğan'ın sırtında Milli Görüş damgası var"
2- "Marksist bakana İHL açtırdık"
3- "CHP'yi uyarmıştık"
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.