'Millete bedel ödetmeyiz'

'Millete bedel ödetmeyiz'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Bundan önce olduğu gibi milletimizin hissiyatına tercüman olmaya devam edeceğiz. Milletimize bedel ödetecek hiç bir uygulamamız olmadı, olmayacak" dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasında kuruluşundan bugüne kadar geçen süre içerisinde AK Parti iktidarlarının Türkiye'nin istikrarına sağladığı katkıları özetledi. Ekonomik krizlerin yakasını bırakmadığı Türkiye'nin AK Parti iktidarıyla bu talihsizlikten kurtulduğunu belirten Erdoğan, kapatma davası ve dava sürecinde izlenmesi gereken politikaları da masaya yatırdı. İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından önemli ayrıntılar:

"MİLLETE BEDEL ÖDETMEYİZ"
"Bugün ne diyeceğimiz her zamankinden daha çok önem taşıyor. Demokratik duruşumuzu sağ-sol yapmadan ortaya koylmak önemli. Bugünler elbette geçecek. Türk demokrasisi bu sorunları aşacak tecrübeye sahiptir. Bütün bu yaşananlardan geriye, siyasi aktörlerin nasıl bir duruş sergiledikleri kalacaktır. Biz herkes için her vatandaşımız için daha çok demokrasi, daha çok refah ilkesi ile yola çıktık. Bundan soanra da böyle olacak. Halkımızın aklına, vicdanına, hissiyatına tercüman olmaya devam edeceğiz. Milletimize güveneceğiz. Hukukunu sonuna kadar savunacağız. Milletimize bedel ödetecek hiç bir uygulamamız olmadı olmayacaktır. Sular yokuş yukarıya akmaz. Türkiye demokrasi mecrasından geri döndürülemez. Halkımızın meselelerine çare ve çözüm üretmeye devam edeceğiz. Hukuk devletinin yollarını açmayı sürdüreceğiz. Kendimizi değil, milletimizi düşündük. Modern dünyanın ayrılmaz bir parçası olarak yürüme mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Halka güvenmeyenlerin düşünceleri farklı olabilir."

"ANKARA'DA OTURARAK MİLLETİN SESİNİ DUYAMAZSINIZ"
"Kavganın, gerilimin öfkenin tarafı olmadık. Milletimizden yanayız. Biz yalnızca bize oy verenlerin değil bize oy vermeyenlerin de emanetini taşıyoruz. Türkiye için yegane doğru istikamettir bu istikamet. Asla dışına çıkmamamız gereken bir istikamettir. 2001'den bu yana milletin iradesi ve beklentileri doğrultusunda aydınlık bir gelecek inşa etmenin mücadelesini veriyoruz. Milletimizle elele gönül gönüle vererek ilerliyoruz. Milletimizin de temel beklentisi bu noktadadır. Türkiye'nin nabzını Ankara'da oturarak tutmanın imkanı yoktur. Gelecek umutlarımızı Ankara'da oturup, sağır koridorların, kapalı kapıların ardından duymak mümkün değildir. Ankara'da oturup felaket senaryoları üretmeyi kendine iş edinmiş olanlar var. Türkiye'nin nasıl bir azimle ilerlemekte olduğunu asla bilemezsiniz."

"ANKARA'DA DEĞİL BİZZAT YERİNDE"
"Hükümet olduğumuz ilk günlerden bugünlere milletimizle muhabbetimizi soğutmamaya gayret gösterdik. Hassasiyet gösterdik. Biz siyaseti millete dayatanlardan değiliz. Biz ziyasetini milletin doğrularından çıkarmaya geyret eden bir çizgiyi benimsiyoruz. Bizim milletten ayrı düşmemiz sözkonusu değildir. Siyasi yoğunluğa rağmen bir çok bölgeye giderek vatandaşlarımızı dinlemeyi ihmal etmedik. Bir çok ilimizi dolaştık. Uşak'ta, İzmir'de, Edinre'de, Yalova'da, Trabzon'da milletimizin medeniyet aşkının nekadar canlı olduğunu gördük. Fevkalade bilinçli olduğunu bir kez daha gördük. Türkiye'yi doğru değerlendiremeyenlerin iki gün önce Malatya'da bizimle olmalarını ve onbinlerce insanın gelecek heyecanlarına tanık olmalarını isterdim. Aynı durumu Erzurum'da, Yalova'da, Bursa'da gördük. Her yerde bu azim ve kararlılığı bizzat yaşıyoruz. Ankara'da değil, bizzat yerinde. Hangi siyasi anlayışla kazanacağını milletimiz çok iyi biliyor artık. Bu ülke demokrasi ve adaletle, birlik ve beraberlikle yürümekte kararlıdır. Milletimiz büyüyor büyük bir istikrar içinde. Bizim önceliğimiz ekonomi, demokrasi, bir bütün olarak Türkiye'nin hukuku, milletimizin sofrasındaki ekmek, kronik sorunları tek tek çözmektir. Bu hedefe yönelik tarihi başarılar elde ettik."

"EKONOMİDE SAĞLADIĞIMIZ DÖNÜŞÜM ASLA GELİP GEÇİCİ DEĞİL"
"AK Parti'nin ekonomide sağladığı dönüşüm asla ve asla gelip geçici değildir. 2003-2004 yılında ekonomik göstergeler rekor seviyelerde çıktığında bazı çevreler bu başarıya kulp takmanın çabası içindeydi, gelip geçici olduğunu savundular. Uluslararası konjöktürü bahane ettiler. Milletle birlikte bu başarının sağlandığını söylemeye dilleri yetmedi. Yıllarca yapılamayan reformları yaptık. Makro ve mikro alanlarda on yıllardır atılamayan adımları biz cesaretle attık. 1980'de ekonomik kriz ve 24 Ocak kararları. 1986'da ekonomik kriz. 1988-89'da krizk. 1991'de öyine kriz. 1994'te kriz ve 5 nisan kararları. 1998-99'da ve 2001 krizlerini yaşadık mı? Yaşadık. Her iki yılda bir krize girdik. Bugün afra tafra yapanlar o dönemde hükümetlerde bulundular."

"KRİZ VE KAOS ÜRETEREK SİYASETİ TANZİM EDEMEZSİNİZ"
"Türkiye her krizde biraz daha yoksullaşmış. Ortada çok aleni bir kısır döngü var. Bundan çıkış nasıl olur, demokrasiyi güçlendirecek, insan hak ve özgürlüklerini genişleteceksiniz. İstikrarı ve güveni tesis edeceksiniz. Bunu sağlayamazsanız çöküş başlar. Dış ticaretini arttırmak için gerekeni yapacaksınız. Ankara'da yan gelip yat ihracatın artsın, yok öyle şey. Dolaşacaksın, özgüvenini sağlayacaksın sonra da ihracatını 36 milyar dolardan 114 milyar dolara çıkartacaksın. Diplomatik atılımlar yapacaksınız. Komşu ülkeleri ile görüşemeyen bir Türkiye'den bugün arabulucu olan, çözüm üreten bir ülke haline geldik. Cesur adımlar atacaksınız, biz bunu yaptık. Kriz ve kaos üreterek siyaseti tanzim alışkanlığından kurtulamadılar. Gereken reformları gerçekleştiremediler. Her bir krizde milletin sofrasındaki ekmeği küçülttüler. AK Parti bu kısır döngüyü kırdığı için feryat ediyorlar. Geldiğimiz nokta rakamlarla izah edilebilecek bir nokta değildir. Demokrasi, istikrar, güven, dünyayı takip etmek, rekabette ayakta kalmak son derece önemli. İçeride güçlü bir ekonomi için dışarıda da güçlü olmak gerek. Bunu kimse inkar edemez. Bunu söyleyemez hale geldiler ama kendi aralarında söylüyorlar. Söylemeseler bile rakamlar söylüyor. Kayıdtışında olanları konuşmuyorum. Domakrasiye giriş dersinde sürekli bütünlemeye karalarak güçlü olunamaz. Demokrasi dersinde sınıfta kalan Türkiye'nin yaşadığı krizleri anlattım. Demokrasi olmadan, hukukun evrensel ilkelerini harekete geçirmeden ekonomik gelişme olmaz."

"AB HEDEFİNDE ZAAFİYET OLAMAZ"
"22 Temmuz seçimlerini bu meyanda okumak gerekir. Oyunu bu şekilde verdi milletimiz. Özgürlüklerdeki gelişmenin ekonomik refahını da arttırdığını bilerek oy kullandı. Evrensel kıstaslara ulaşmamızı sağlayacak bir yol haritası sunan AB hedefinde zafiyet göstermemiz sözkonusu olamaz. Şuanda müzakere ile ilgili fasıllarımız ve çalışmalarımız aynı kararlılıkla devam etmektedir. Kararlı bir şekilde görevli arkadaşlarımız bu konudaki çalışmalarını sürdürmektedir. Bir müzakere sürecinin içerisindeyiz. Adaylık için yol arayan bir Türkiye değil, müzakere içinde olan bir Türkiye var. Masada müzakere eden bir Türkiye konumundayız. Demokrasinin evrensel standartlarına ulaşmak tam üyeliğin de üzerinde bir hedeftir bizim için. AB hedefindeki kararlılığımız bir ke daha görülecek. Önümüzdeki günlerde bu noktada atılan olumlu adımlarla yolumuzu sürdüreceğiz. Hukukun genel ilkeleri açısından tartışmalı sonuçlara yol açan 301. maddede gerekli değişiklikleri yapmak için bir adım atmış bulunuyoruz. Başka adımlar da seri bir şekilde sürecek. Bu hafta başlar önümüzdeki hafta içinde de 301. maddeyi genel kuruldan geçireceğiz."

"KENDİ GELECEĞİMİZİ DEĞİL MİLLETİN GELECEĞİNİ ELE ALDIK"
"Dünkü toplantımızda partimizin kapatılmasi girişimi ile ilgili konuyu değerlendirdik. Burada kendi geleceğimizi değil ülkemizin geleceğini değerlendirdik. Belirsizlikler ve kaygılar ele alındı. Mahkeme süreci kendi doğal mecraında devam edecek. Ancak, bu sürecin çok ağır siyasi ve ekonomik sıkıntılara yol açacağını da görmeliyiz. Bunu milletimize, ülkemize ödetmemek noktasındaki kararlılığımızı ortaya koyduk. Milletimiz adına bu süreci yönetme sorumluluğu siyaset kurumuna aittir. Milletimizin beklentilerinin de bu yönde olduğu açıktır. Bu süreç içerisinde siyasetin sorun çözme kapasitesini muhafaza etmesidir. Bu sorumluluğu üstlenmekten siyaset kurumu kaçamaz, kaçmamalıdır. Siyasi ve ekonomik istikrarın bozulması ile sonuçlanabilecek böyle bir sürece siyaset kurumunun kayıtsız kalacağı düşünülemez. Biz üzerimize düşeni yapmaya kararlıyız. Bu süreçten daha güçlenerek çıkmak için arayışımız devam edecek Diğer siyasi partilerin de çözüm için mutabakat zemininde olacaklarını umuyoruz."

(habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.