Baykal Refah Partisi'ne sarıldı

Baykal Refah Partisi'ne sarıldı
CHP Lideri Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin kapatılması ile ilgili davaya yönelik eleştirilere Refah Partisi örneği ile cevap vermesi dikkat çekti.

Bilinçli olarak AK Parti ile ilgili gerginlik arayışına ve siyasi polemiklere girmediğini belirten CHP lideri Deniz Baykal, konuşmasının tamamında Başbakan Erdoğan ve AK Parti’ye yüklendi. Baykal’ın, AK Parti’ye açılan kapatma davasını yorumlarken, hukukun işlediğine ve işlemesi gerektiğine dikkat çekerek, “Şeriatın kestiği parmak acımaz” örneği vermesi dikkat çekti. Avrupa Birliği ülkelerinin kapatma davası ile ilgili tepkilerini de eleştiren Baykal, Refah Partisi örneğini vermesi de manidar bulundu. Baykal’ın CHP tanımı ile “Bu anlattığı CHP ise bugüne kadar neden iktidar olmadı?” dedirtti. İşte Baykal’ın konuşmasından ilginç ayrıntılar:

ERDOĞAN'A YÜKLENDİ
“Türkiye’nin bu ortamında başbakanın Türkiye’nin bu noktaya gelmesinde en büyük sorumluluk sahibi olan Başbakanın gittiği her yerde anlamlı anlamsız geçerli geçersiz suçlamalar yöneltme, tahrik etme arayışı içine girmiş olmasına dikkat çekmek istiyorum. Bu sağlıklı bir ruh hali değildir. Türkiye’nin başında büyük dertler vardır. Ben bilinçli bir şekilde bir süredir iktidarla bir siyasi tartışma, gerginlik arayışına girmiyorum. Türkiye’nin yeterince gergin olduğunu görüyorum. Ama Başbakan gittiği her yerde veriyor veriştiriyor. Başbakan neden böyle yapıyor? Durduk yerde, biz bir tahrikte bulunmadığı halde bize çatma mecburiyetini neden hissediyor. Neden CHP’yi suçlayarak rahatlamaya çalışıyor. İnsani nedenler olabilir. Başbakan sıkıntılı bir dönemden geçiyor ama tedavisini başka yerde arasın.”

CHP SORUNUN BİR PARÇASI DEĞİLMİŞ
“Türkiye’nin sorunu AKP-CHP polemiğinden kaynaklanan bir sorun değildir. Baykal-Erdoğan tartışmasından kaynaklanan bir sorun değildir. Biz böyle bir tartışmanın içinde değiliz. Hiçbir sıkıntının tarafı değiliz. Krizin tarafları Başbakanla, AKP yönetimi ile Türkiye’nin anayasasıdır. Türkiye’nin devlet düzenidir. Bu sorunda biz yokuz. Türkiye’nin anayasal düzeni ile Başbakan arasındaki çelişkiden kaynaklanıyor. Bunu CHP-AKP arasındaki bir tartışmaya dönüştürmek istiyor olabilirler ama bizim her hangi bir katkı yapmamız uygun değil. Başbakan nasıl yapacaksa öyle yapmakta serbesttir. İstediği gibi haklı haksız konuşabilir. Ama söylerken gaf yapmamasına ihtiyaç var.”

"BAŞBAKAN RÜŞVET KONUSUNA GİRMESİN"
“30 yıl önce rüşvet verdiğini iddia ediyor ve bundan dolayı da Baykal’ı suçluyor. Senin tıynetinde rüşvet vermek varsa Baykal sana ne yapsın. 30 yıl öncesini konuşuyor. O günlerde rüşvet vermiş. Yani o dönemde rüşvet verdiğini bugün itiraf ediyor. Aynı kapıya çıkmıyor mu almak ve vermek. İkisi de aynı hukuki ve ahlaki konumda değil mi? Başbakan bunu itiraf ediyor. O zamanın şartları içinde 30 yıl sonrasına yönelik bir siyasi yarar beklentisi içinde bunu yapıyor. Kendi Enerji Bakanı’na bir bakıversin. Nasıl müteahhitler, bakanlık bürokratları nasıl bir araya geldiler, nasıl paylaştılar ortaya çıktı. Bu rüşvet sözünü çok fazla kullanmamasında yarar var. Fazla girmesin bu konuya.”

MEĞER NEYMİŞ CHP
“Tutturdu dedi ki CHP zihniyetinin olduğu yerde bereket yoktur. Konuşan Başbakan. Devlet adamı. 70 milyonun Başbakanı. Konuştuğu parti CHP, yani Atatürk’ün partisi, İnönü’nün partisi, Cumhuriyeti kuran, Milli Mücadeleyi veren parti, zaferi kazanan parti, demokrasiyi kuran parti, ekonomik kalkınmanın alt yapısını kuran parti, çimento fabrikasını, şeker fabrikasını, demiryollarını kuran parti, Anadolu’yu baraja kavuşturan parti, medeni kanunu kabul eden parti, Türkiye’yi başı dik dünyada hak ettiği yerde temsil eden, Lozan’ı imzalayan parti, demokrasiye geçip iktidarı halk kimi isterse o Türkiye’yi yönetsin diye teslim eden parti, demokrasinin kurumlarını basın özgürlüğünü güvence altına alan parti ve bugün milyonlarca insanın oyunu alan parti.”

SAYGISIZLIK YAPMAMIŞ
“Bu husumet, bu düşmanlık nerden geliyor. Neye kızıyorsun, kime kızıyorsun, bu devleti kurmuş, modern Türkiye’yi yaratmış olan bu insanlarla kavgan ne Recep Tayyip Erdoğan. CHP’nin olduğu yerde yalan dolan yoktur. CHP’nin olduğu yerde teslimiyet yoktur, onun bunun elini öpmek yoktur. CHP’nin olduğu yerde şeref vardır, hukuka saygı vardır. Bunları mı konuşacağız? Hızını alamamış, CHP genel başkanının sağlık sorunlarının dedikodusunu ediyor. Hangi ruh hali, hangi zihniyet bir siyaset adamını bir rakip partinin yöneticisinin sağlık sorunu ile ilgili dedikodu yapmaya iter. Bu AKP genel başkanı ve yetkililerinin duygularını ortaya koymuştur. Bizim işimiz, konumuz bu değil. Hiçbir suçlama gereği duymuyorum. Bu insanlara biz Türkiye’de demokrasinin icabı olarak, milli iradeye saygının bir parçası diye her türlü desteği verdik. Tek bir saygısızlık yapmadık.”

BAYKAL AK PARTİ'Yİ UYARMIŞ
“Bu tablo siyasi hayatımızda zaman zaman ortaya çıkan bir tablo. 50 yıldan beri demokrasinin içinde pek çok sıkıntılar yaşadık. Yani demokrasimizi sorunlarını aşmış, rahatlamış bir noktaya geldiğini maalesef söyleme durumunda değiliz. 3 askeri müdahale yapılmış. 3 tane açık resmi ordudan kaynaklanan müdahale var. Son dönemde aynı siyasi doğrultuda bulunan bir biri ardına kapatılmış dört parti var. milli Nizam, Milli Selamet, Refah Partisi, Fazilet Partisi. 4 kapatılmış parti var. Fazilet'in yerine bir parti kuruldu. AKP bu siyasi geleneğin bir parçası. Ben bu tarihi geçmişi bildiğimiz için seçimden 3 gün sonra gittim dedim ki sakın ha bundan önceki hatalara düşmeyin. Cumhuriyetin kazanımları ile çatışmayın. Her türlü desteğimiz arkanızda. Ne oldu, 2005 yılında meclis başkanı dedi ki bu laiklik ilkesi yeniden yorumlanmalı. Değiştirilmesini teklif dahi edemeyeceği için böyle dedi. Başbakan çıktı dedi ki evet doğrudur. Eski yorum ne? Taa Atatürk'ten Özal'a kadar gelen yorum. Resmen talep edildi. Zaten çok sistematik çabalar sergilendi. Milli Eğitim Bakanlığı tamamen bu anlayışa göre değişti.”

BAYKAL'DAN İLGİNÇ KIYASLAMA
“Bizim demokrasimizin kendi sorunlarına göre getirdiği bir çerçeve vardır. Batıda sorun, din siyaset ilişkisinden kaynaklanmaz. Eskiden batı din-siyaset ilişkisi nedeniyle çok acı çekilmiştir. Oluk oluk kan akmıştır. Bu kavgayı onlar ortaçağın sonu ile birlikte noktaladılar. Onlar İsa'nın hakkını İsa'ya, Sezar'ın hakkını Sezar'a verdiler. Din kendi alanına, siyaset kendi alanına. Kilise kendi alanına, devlet kendi alanına. Bugün yürürken sokaktaki her hangi bir insanın dinini, inancını ortaya koyan her hangi bir emare bulamazsınız. Ülkeyi yönetenler oraya din istismarı ile gelmezler. Orada laiklik hayatın bir parçası haline gelmiştir. Anayasa'da olmasa dahi. Dünyadaki 51 Müslüman ülkenin hiç birisinde böyle bir ayrım gerçekleştirilebilmiş değil. Hiç bir Müslüman ülkede dinle devletin etki alanlarının bilinçli bir şekilde ayrıldığını ortaya koyan bir hukuk düzeni yoktur. Hepsi de iç içe geçmiştir. Bu nedenle hiç bir Müslüman ülkede demokrasi yoktur. Seçim hepsinde var. Seçimin olması demokrasinin olduğu anlamına gelmiyor. Mısır, İran, Suriye'de de seçim var. Bu ayrımları siyasetin günlük uygulamasına aktaramazsanız, ortaya çıkan sonuç seçimli bir rejim olur belki ama demokratik bir rejim olmaz. Olmasını sağlamanın yolu, bu ayırımı zihinde, davranışta ve devlet düzeninde mutlaka ayrı olması gerektiği bilincini yaşama geçirmesi halinde geçerlidir. Bu konuda ters bir süreç işlemeye başlamışsa, demokrasi orada tehlikeye düşmüş demektir. Bunu önlemek için bu ilke bizim anayasamıza konulmuş. Her ülkenin anayasasında böyle bir ilke yoktur. Çünkü ihtiyaç yoktur. Almanya'da Nazizm ile ilgili bir madde vardır. Bu onların sorunudur. Bizde din istismarına dayalı bir siyaset anlayışı var, biz de onu anayasamıza koymuşuz. Anayasamızda böyle bir duyarlılığın yer almış olmasını kimse bir demokrasi eksikliği olarak algılamasın, tam tersinedir.”

ASIL MAĞDUR CHP'YMİŞ
“Türkiye geçmişte 4 kez bu tehlikeyle karşı karşıya kalmış. 2002'de tekrar bir parti iş başına gelmiş, biz sakın ha sen de böyle olma demişiz. Bunlar sevinilecek olaylar değil. Hepimizin ortak üzüntüsüdür. Bir siyasi partinin kapatılmasının ne anlama geldiğini en iyi biz biliriz. Çünkü haksız yere partisi kapatılanlar CHP'lilerdir. Ortada hiç bir siyasi tartışma yok, bize yönelik bir iddia yok. 5 kişi kendi arasında bir karar alıyor, kapattık diyor. Sen kim oluyorsun da kapatıyorsun, ne hakla kapatıyorsun. Yöneticilerini sürdüler, siyasi haklarından yoksun bıraktılar. Biz bunu yaşadık. Biz demokrasi işlesin istiyoruz. Biz bunun için yola çıkmışız. Bu bir hayat tarzı olarak otursun istiyoruz. Ama bunun şartı anayasanın ön gördüğü ilkeler etrafında çağdaş bir demokrasinin işletilmesi.”

BAYKAL'A GÖRE SORUN AK PARTİ
“Şimdi manzaraya bakın. Buna sevinmek mümkün mü? Çankaya'ya cumhurbaşkanını ben seçeceğim diye çıktın ortaya. Senin kadar başkaları da var. Hukuka saygılı bir vatandaş oraya geçmelidir. Oldu mu? Olmadı. Biz oraya bizden birisini geçireceğiz dediler. Sen bunu yaparsan, bu nereye kadar gider. Bu demokrasiyi işletme yolu mudur? Hukuk var, anayasa var, sağduyu var. Ne oldu, Cumhurbaşkanı seçildi. Sonra ne oldu, siyasi simge ise siyasi simge dedi. Bir diğeri de yapmazsan olmaz, yap arkandayım dedi. Bugün önümüzdeki sorun tabloya Türkiye kendi içinde geliştirdiği kendini savunma mekanizmalarıyla seyirci kalır durumda bırakılırsa kaygısı karşısında bir tedbir alma, bu sürecin doğru olmadığını herkese gösterme, yapılmamasını güvence alma arayışının bir parçası. Kimse kimseyi köşeye sıkıştırıp hesap sorma derdinde değil. Bu gidiş iyi değil, bu kendi haline bırakılamaz. Bunun sonu kötü, herkes görmüyor mu? Bakın şimdi aman AKP kapatılmasın diye olaya müdahale etmek isteyen yabancılar olayı bir tarafta laikler bir tarafta dincilik var diyorlar. Durumu böyle anlatıyorlar. Elin yabancısı görüyor tartışmayı, sen görmüyorsun. Bu tartışmayı kaldırmak lazım. Anayasaya bir madde koyalım, üniversitede bu iş oldu bitti, kamu çalışanlarına bu iş yasaktır diyelim, yani kendimizi aldatıverelim. Bugün anayasayı değiştirerek üniversitelere bunu sağlayanlar yarın da diğer yerlere sağlamaya kalkarsa ne yapacaksın. Devlete bunu sokmayın diyeceksin. Tablo bu. Bu tartışma hukuk ve siyaset tartışmasıdır. İsterdik ki siyaset çözsün. Biz üzerimize düşeni yaptık. İktidara yardımcı olarak krize sürüklenmemek için elimizden gelen gayreti sarfettiğimize inanıyoruz. İktidar anayasanın uygun görmediği bir istikamette örgütlendi, kadrolaştı, her türlü adımı kararlılıkla attı. Sorun bu.”

"HUKUK KENDİSİNİ KORUYAMAYACAK MI?"
“Siyaset bunu önlesin deniyor, hukuk siyasetin önleyemediği bir yanlışlığa şimdi müdahale ediyor. Hukukun da elini tutalım, hukuk da müdahale etmesin. E ne yapalım. zaten şimdi laiklik ihlal edildiği için devreye giren hukukun elini tutmaya yönelik her türlü sonuç 'laiklik ilkesine gerek yoktur, bunu ortadan kaldırıyoruz' anlamına gelecek. Şu andan itibaren geleceğe yönelik olarak çok daha fazlasının yapılmasını kabul etmek anlamına geliyor. Hukuk kendisini koruyamayacak mı? Korumaya kalktığı zaman elini tutacağız. İşlerse hukuk kriz çıkarmış. Bunun ekonomik ve siyasi sonuçları olurmuş. Krizin çıkmasını önlemek için hukukun elini tutmamız lazım. Hukuku askıya alacakmışız ki Türkiye krize girmesin. Asıl kriz anayasa işlediği için değil, engellendiği içindir. Asıl kaos o zaman ortaya çıkar.”

BAYKAL'IN ŞERİAT ÖRNEĞİ
“Bizim kültürümüzün bir temel anlayışı var: Şeriatın kestiği parmak acımaz. Parmak acıyacaksa şeriatı değiştirelim anlayışı var mı? Bu ne demek hukuk işleyecek demek. Sen parmağım acıdı diye isyan etme. Bırak şeriat işlesin. Şeriat kestiyse bırak kesiliversin acımaz. Hepimiz gelip geçeriz. Umut ederim ki bozulmadan yaşaması gereken Atatürk Cumhuriyeti'dir. Derseniz ki güç bende, istediğimi yaparım, dediğim dedik, o zaman sorarlar, sizin hukuka, hakkaniyete ihtiyaç yok mu. Herkesin sana hak vermesini sağlamaya ihtiyacın yok mu? Diyorsun ki benim ayrı bir hakkaniyete ihtiyacım yok. Anayasayı da iptal ediyorum demek kimseye meşruiyet katmaz.”

"ARTIK GÖREV HUKUKUN"
“Demokrasi paketi yapalım. Ortada yargı süreci işliyor, demokrasi paketi yapalım diyorlar. Demokrasi paketi aşkı çıktı ortaya. İçinde kapatmak istediğiniz bir şeyler mi var. Bunun içinde laiklik ilkesini boğazlayacaksınız da sesi çok çıkmasın diye demokrasi davulu mu çalıyorsunuz. Demokrasi bandosunu mu çalıyorsunuz? Samimi ve dürüst olun. Bu yargı sürecinde bir bedel ödenirmiş, onun için bir çözüm arayışına ihtiyaç varmış, meclis bunu sağlamalıymış. Ortada bir anayasa ihlali varsa, siyasetçinin işi o ihlali önlemektir, o ihlali gerçekleşmekten alıkoymaktır. İhlal ortaya çıktıktan sonra artık görev siyasetçinin değil hukukundur, kimse çarpıtmaya kalkmasın. Çözüm hukuktur, hukuk kaos değil, çözümdür.”

REFAH PARTİSİ'NE SARILDI
“Bir de Türkiye'de böyle bir noktaya gelinince herkes akıl fikir vermeye başlardı. Ne yapmamız lazım bize bunu anlatıyorlar. Siz laikliğin bir Müslüman toplumda demokrasi açısından ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? orada bir kız olmak, bir kadın olmak ne demek biliyor musunuz? O kadar meraklıysanız Refah Partisi kapatılırken nerdeydiniz. Müstahaktır diyorlardı. Neden? Çünkü RP her şey tamam ama dayatmaya karşı çıkıyordu. Kıbrıs'ta dayatmaya hayır diyordu. Şimdi aman Tayyip'e dokunmayın diyorlar. Çok ayıp oluyor. Yabancılar açıkça bizim çıkarlarımıza ters diyorlar, işi gücü bırakmışlar. Bırakın biz kendi işimizi kendimiz çözelim. Bırakın kendimiz çözelim. Ne karışıyorsunuz siz? Cheneyle konuşmada Başbakan iddianameyi şikayet konusu yapılmış. Gündeme gelmedi demiyor. Biz getirmedik diyor. Kim getirdi, onu bize değil Başbakana sorun diyor. Nasıl böyle bir şikayet yapılır. Bizimki gidiyor Cheney’e ağlaşıyor. Bu eğer gerçekten böyle olduysa bundan dolayı senin en ağır cezayı alman gerektiğine inanıyorum.”

EKONOMİYİ HATIRLADI
“Rüzgar kesilince geçekler kendini göstermeye başladı. Çiftçi tarlasına gübre atacak. Fiyatlar aldı başını gidiyor. Amonyum Sülfat Ocak’tan bu güne yüzde 70 arttı. Bu fiyat artışlarını enflasyonla açıklamam mümkün değil. Kur fiyatlarındaki artışla açıklayamazsınız. Dünya’daki hiçbir ülkede bunu göremezsiniz. Bunun tek sebebi hükümetin beceriksizliğidir. Bir bakıyorsunuz Maliye Bakanının oğlu, Türkiye’nin en büyük gübre ithalatçısı konumuna gelmiş. Buğday ve pirinçte yaşanan artış bu anlayışın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Öyle anlaşılıyor ki el birliği ile içeriden dışarıdan bir araya gelip, hukukun, anayasanın kurallarının işlemesini engelleyecek bir çabayı sergiliyorlar. Hep birlikte tanık olacağız. Biz CHP olarak, demokrasiyi, anayasayı ve hukuku işleteceğiz.”

İLGİLİ HABERLER:
Kare kare 28 Şubat-Foto Analiz
Baykal kendinden geçti 
Baykal'ı bir telaş sardı


(habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.